Bugün gündeme siyasi değil de insani yönden bakmak istiyorum. Meğer ki birilerine insan olduklarını hatırlatabilir miyiz diye…
Şimdi insan olanlara sormak lazım:
2023 seçimlerinde gerçek gündeme dair söyleyebileceği, anlatabileceği ve yapabileceği hiçbir şey olmayan iktidar ittifakı seçim propaganda stratejisini her zaman olduğu gibi yine vatan millet Sakarya hamaseti üzerine oturtmuştu.
Kara bir propaganda ile Millet Masası bileşenlerini DEM’lenmekle suçluyorlar, 6’lı masanın altında DEM arıyorlar, ‘ama montaj ama değil’ videoyu yalan olduğunu bile bile paylaşıyorlardı.
Milletvekili adayları; muhalefet kazanırsa APO'ya özgürlük verecek, bebek katili çıkacak, şehit anaları ağlayacak. Pkklılara iş bulunacak, teröristler Meclis’e girecek propagandası yapıyorlardı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Öcalan'a özgürlük söz konusu olabilir mi bu ülkede" şeklindeki taktik soruya; "AK Parti olarak bize soruyorsanız böyle bir şey olamaz. Ana muhalefete sorarsanız ana muhalefet olabileceğini açıkladı. Hem terörist başı için hem de selo için olabileceğini açıkladılar. Bizim kitabımızda böyle bir şey yok" cevabını veriyordu.
Biraz daha geriye sararsak Erdoğan 9 Haziran 2011’de; ''Tayyip Erdoğan sağ oldukça, İmralı'daki için farklı bir uygulama asla düşünülemez; Bunu iddia etmek mertçe değil, namertçe bir iftiradır'' diyordu.
Bakın bunları kim ne demiş, kim tükürdüğünü yalamış babından ve hatırlatma amaçlı aktarmıyorum.
Kim ne demiş, sonra ne yapmış zaten biliyorsunuz.
İşte mesele de şu ki bütün bunları nasıl değerlendiriyorsunuz, önemli olan o?
Şimdi bakıyorum da MHP örneğin, meydanlarda ip atarken, Millet İttifakı’nı Dem’lenmekle suçlarken kendinden geçmişçesine alkışlayan kitle ile bugün açılımı destekleyen kitle, aynı kitle…
Yine bakıyorum da AKP mesela, Apo’yu muhatap alma ihtimalini bile şerefsizlik olarak değerlendirirken alkışlayan kitle ile bugün Apo’nun muhatap alınmasını aynı coşkuyla alkışlayan kitle de aynı kitle…
Süleyman Soylu “terör örgütünden vicdan bekleyen vicdansızdır, ahlak bekleyen ahmaktır. Terör örgütünden hukuk bekleyen ve terör örgütünden acaba bir şey olur mu diye ona yaslanan, hain oğlu haindir” diyor, alkışlanıyordu.
Aynı Soylu bugün; “Dünyada devlet adamı kıtlığı varken, tüm riskleri alarak bir milletin kardeşliğini yeniden tesis eden liderimiz Recep Tayyip Erdoğan ve büyüğümüz Devlet Bahçeli’nin “terörsüz Türkiye” adımı ile bugün gelinen nokta bölgemizin ve dünyanın amasız fakatsız yeni barış paradigmasıdır” diyor, yine çılgınca alkışlanıyor.
Yahu aklınızı mı kaybettiniz, değer yargılarınızı mı yitirdiniz? Bir süre önce söylenenle bugün söylenen tam tersi oluyor, o gün onu alkışlayan bugün bunu da alkışlayabiliyorsa bu nasıl bir rahatsızlıktır?
Birileri rakiplerini veya düşmanlarını ne ile suçluyorsa, onu yaparken yani insani veya siyasi değerler bakımından suç olanı, kendisi yaptığı zaman nasıl alkışlanır? Alkışlayanlar, nasıl bir insandır?
Seçim öncesi CHP seçilirse Apo serbest kalacak diyeni de, bugün “Apo meclise gelsin konuşsun” diyeni de alkışlamak nasıl bir aşağılık psikolojisinin göstergesidir?
Size biri tanıştırılsa veya referans olunsa, eğer arkadaşlık veya iş ortaklığı yapacaksanız, ilk neleri sorarsınız?’
“Sözünün eri mi? Tükürdüğünü yalar mı? Omurgalı mı? Mert mi vesaire değil mi?
Peki bütün bu saydıklarınızı bünyelerinde taşıyan siyasilere neden tavır koymuyorsunuz ey mübarekler?
Bütün bu aktardıklarımızda bir de ‘tu kaka’ olan, her seçim döneminde sürekli aşağılanan, hakaretlere uğrayan ve şeytanlaştırılan birileri var; DEM veya türevleri…
Bir iki kelam da bunlar için edelim.
Bakıyorum da İmralı dönüşü ağızlarınız kulaklarınızda zılgıt çekiyorsunuz.
Her iki tarafla da zerre işim olmaz, topunuzu aynı kefede görürüm görmesine de bir tarafa sözüm var;
Yahu madem siyaset yapıyor veya yaptığınızı zannediyorsunuz da niye yaşadıklarınızdan ders almıyorsunuz?
Hadi tarihiniz olmadığı için tarih bilinciniz zayıftır, yıllardır Emperyalist ülkeler tarafından en kullanışlı aparat olduğunuzu fark etmeyebilirsiniz de bugün sözde siyasi rakibinizin siyasi beklentilerine dolgu malzemesi olmakla ne elde edeceğinizi sanıyorsunuz?
Görüyorsunuz işte, bir tarafta ağızdan çıkan her sözü bilinçsizce alkışlayan kitle öbür tarafta işittikleri bütün hakaretleri duymazdan gelip, sürece balıklama atlayan güruh…
Hepiniz aynısınız be…