Hafta sonları göl kıyısında yürüyüş yapmayı bir ritüele dönüştürmüş biri olarak, Sapanca Gölü'nün kıyılarında yaşanan değişimi her geçen gün biraz daha fark ediyorum. Eskiden suya birkaç adımda ulaşabildiğim iskeleye artık metrelerce yürümek zorundayım. Dün akşamüstü çektiğim bir kare, gölün ne kadar geri çekildiğini bir kez daha gözler önüne serdi. Bugün ise göl seviye ölçer ekranında rakam netti: 30.14. Göl, alarm veren sınırların hemen kıyısında.

Bu rakamı belki herkes bir sayı olarak görebilir, ama bu sadece suyun derinliği değil; aynı zamanda doğanın sessiz çığlığı. O rakam; bilinçsiz su tüketiminin, denetimsiz sondajların, hızla azalan yağışların ve iklim krizinin ortak sonucu. Sapanca gibi yıllarca çevresine hayat veren bir gölün bu hale gelmesi, sadece bir çevre sorunu değil, bir yaşam sorunudur.

Sapanca Gölü yalnızca su kaynağı değil; kuşların, balıkların, sazlıkların, balıkçının, çiftçinin, yürüyüş yapanın, fotoğraf çekenin, turizmcinin umudu. Hepimizin nefes aldığı bir doğal ayna. Bu ayna çatlıyor artık.

Gölün eski canlılığına kavuşması, yalnızca doğal koşullara bırakılmamalı. Denetimsiz yer altı suyu kullanımı kısıtlanmalı, göl çevresindeki yapılaşma kontrol altına alınmalı ve acilen sürdürülebilir bir su yönetimi politikası yürürlüğe konmalı. Yoksa birkaç yıl sonra elimizde sadece kurumuş bir hatıra kalabilir.

Bugün 30.14’teyiz. Yarın 30’un altına düşerse ne mi olacak? Geri dönüşü çok zor bir yola girmiş olacağız. Sessizliği kırmanın ve harekete geçmenin tam zamanı. Yoksa bir gün göl kıyısında değil, gölün anısında buluşuruz.

Yeliz Çağlar

Screenshot 20250715 193937 Chrome