Gençler bilmez, eskiden dünya iki bloktu; ABD ve SSCB yani Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği…
Her demir perde ülkesi gibi içini göremez ama propagandaya inanır ve SSCB’nin de en az ABD kadar güçlü olduğunu sanırdık.
Öyle olmadığını 1987’de, henüz 18 yaşındaki Alman vatandaşı Mathias Rust adlı amatör pilotun, pırpır diye tabir ettiğimiz tek motorlu bir uçakla, taa Moskova’ya ulaşması, Kremlin’in burnunun dibine yani Kızıl Meydan’a inmesiyle öğrendik.
18 yaşında bir çocuk, tek başına, Sovyetler Birliği efsanesini yıktı. Nitekim SSCB’nin dağılma süreci de bu olaydan sonra başladı.
O küçücük uçak, Sovyetler Birliği rejimini yıkıma götüren ilk yumruktu.
4-5 yıl sonra, propagandalara bakılırsa dünyada İki süper güçten biri olan Sovyetler dağılıp gitti.
Ne mi anlatıyorum?
Önceki gün hava sahamızı ihlal edip ancak Ankara yakınlarında düşürülen İHA olayı bana o olayı hatırlattı.
Peki bağlantı ne?
Şu; O gün o pırpır uçak Sovyetler Birliği efsanesini nasıl çökerttiyse, bu İHA da bize anlatılan o büyük devlet, güçlü Türkiye, savunma sisteminde çağ atlayan iktidar efsanesini çökertti.
Daha birkaç gün önce Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın bütçe görüşmelerinde ne güzel anlatıyordu; “Hava ve seyir füzelerimizi millî muharip uçağımız KAAN'a entegre ediyoruz. Savaş gemisi tasarlayan ve inşa edebilen 10 ülkeden biriyiz. Bayraktar TB3 TCG ANADOLU gemimize iniş kalkış yapıyor. Millî jet eğitim uçağımız HÜRJET'i Avrupa ülkelerine ihraç etmeye hazırlanıyoruz. KORKUT, HİSAR, SİPER hava savunma sistemlerimiz Çelik Kubbe'de semalarımızı koruyor. Balistik füzemiz TAYFUN'un test atışlarına devam ediyoruz. 2 bin kilometre menzilli füze geliştirme programını kararlılıkla sürdürüyoruz. Havacılık platformlarıyla füze sistemlerinin testleri için yüksek hızlı rüzgâr tünelini TÜBİTAK SAGE'de inşa ediyoruz. Mavi vatanın bekçileri MİLGEM ve TCG ANADOLU denizlerdeki caydırıcı gücümüz, uydularımız GÖKTÜRK-2, İMECE uzaydaki gözlerimiz. Bu yıl Türk Silahlı Kuvvetlerimizin envanterine giren ALTAY yürüyen kalemimiz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın sağlam iradesiyle bugünlere gelen Türk savunma sanayisi istiklalimizin ve istikbalimizin güvencesidir.”
E ne oldu? Bir İHA geldi, bütün bu anlatılanların efsane olduğunu gösterdi, efsaneyi çökertti...
Bize ilk söylenene göre o İHA Karadeniz üzerinde düşürülmüştü ama öyle değilmiş.
Sonradan öğrendik ki sivil hava trafiği aksamış, uçuşlar gecikmiş, Ankara’ya inecek yolcu uçakları Konya’ya yönlendirilmiş veya kalkışta bekletilmiş ve o İHA ta Çankırı-Elmadağ arasında, stratejik Roketsan tesislerine yaklaşırken vurulmuş.
İddialara göre Elmadağ üzerinde alçalırken Ankara’daki hava kontrol üssü tesadüfen farkına varıyor Merzifon’dan kalkan bir Türk F-16’sı tarafından acilen vuruluyor…
Hani “Çelik Kubbe” vardı yarasalar bile gözden kaçırılmayacaktı, hani görünmeyen F-35’leri bile tespit edecek korumamız hazırdı?
Namık Tan’ bizim adımıza sormuş; Böylece pek çok soru, olasılık ve ders çıkarılması gereken sonuç ortaya çıkıyor: Radar sistemimiz hava sahamızı ihlâl ederek devletin kalbi başkent semalarına ve kritik önemdeki tüm savunma sanayii tesislerimizin üzerine dek gelebilen bir İHA'yı zamanlıca saptamakta yetersiz mi?
Yetersizlik ve hazırlıksızlık olduğu açık ama bu eksiklikler teknik mi, bürokratik mi, her ikisi birden mi? Çelik Kubbe vb. denilerek kuzeyimizde neredeyse dört yıldır süren bir savaş, güneyimizde Suriye, doğumuzda nükleer silâh üretme eşiğinde olup elinde balistik füzeler ile SİHA'lar bulunan İran varken halkımız tatlı hikayelerle, Beştepe emrindeki İletişim Başkanlığı propagandalarıyla uyutuluyor mu?
Hani Türkiye Yüzyılı'nda yerli ve milli savunma sanayimizle çağı yakalıyorduk, hava savunmada eksiğimiz yoktu? Ayrıca değineceğim S-400 alımının başımıza ne belâlar açtığı nihayet görüldü herhalde? Bu arada, Putin'le yürütüldüğü bizzat Dışişleri Bakanı Fidan tarafından anlatılan "dostluk diplomasisi" nerede kaldı? Ulusal egemenliğimiz denizden, havadan çiğnenmekte, Türkiye'nin caydırıcılığı kalmadığı gibi, görülen o ki, sözünün ağırlığı da maalesef yok F-16'nın İHA'yı vurmak için ateşlediği havadan havaya füzenin maliyeti vurduğu İHA'nın maliyetinin muhtemelen on katı ya da fazlasıdır. Bu IHA olayı devletimizin düşürüldüğü acıklı dış politika ve ulusal güvenlik durumunun çarpıcı bir göstergesi daha olmuştur Akılları başlara devşirip gereken dersler çıkarılmalı ve gereken önlemler alınmalıdır.”