HÜKÛMET erkânı gerilimi seviyor. Gelinen bu noktada gerilimden medet umuyor. İstiyor ki, insanlar ekonomiyi, işsizliği, hayat pahalılığını, ülkede yaşanan olumsuz tabloyu düşünmesin…
Peki, neyi düşünsün?
Kamplaşsın… Cephelere ayrılsın… Aradaki fay hatları derinleşsin…
Bir takım dini, sözde milliyetçi, vatanperver sözlerle büyülensin; yürürlükteki yönetime körü körüne biat etmeye devam etsin…
Bunun için de olmadık senaryolar üretiyorlar… İnsanları canından bezdiriyorlar… Nahak yere politikacıları, gazetecileri, yazarları, çizerleri ve fikir adamlarını tutukluyorlar…
Konuşan, sorgulayan ve araştıran bir toplum yerine, “koyun sürüsü” gibi biat eden, başını ottan kaldırmayan bir güruh istiyorlar…
İşte bunun için… Evet, bunun için, hakkında 100 civarında yolsuzluk dosyası bulunan Ankara Büyükşehir eski başkanı Melih Gökçek hakkında hiçbir işlem yapmazken, muhalif belediye başkanları, siyasetçiler ve kendine ileride rakip olabilecek ne varsa, tutukluyorlar, hapse atıyorlar…
Olayın özeti budur…
Hükümet yanlısı kanallar, muhalefete olmadık suçlamalar ve hakaretler yaparken hiçbirine kapatma cezası yok… Ancak söz konusu Sözcü Tv, Halk Tv, Telee-1 ve biraz da Now Tv olunca cezalar katar katar geliyor!
Söz gelimi 100 kanaldan 95’i sahibinin sesi iken, sadece 5 kanal bugünün şartlarında muhalif yayın yapıyor; onu da çök görüyorlar; onu da susturuyorlar!
HANİ YASAKLAR KALKACAKTI!
Biliyorsunuz Adalet ve Kalkınma Partisi kurulduğu zaman, kurucuları şöyle sesleniyordu halka;
“Biz Türkiye’deki yolsuzluğu, yoksulluğu, adil olmayan yargı düzenini ve yasakları değiştirmek için geliyoruz…”
Şimdi şu ortamda, Cumhuriyet tarihinin en “yasaklı” durumuna gelmedik mi? Hangi dönemde ülkenin aydınları bu kadar tutuklandı, hapislere atıldı?
Artık parti genel başkanları, 16 milyonluk İstanbul gibi bir metropolün belediye başkanı, birçok ilin ve ilçenin belediye başkanları ve kadroları, gazeteciler, fikir adamları, yazarlar ve sanatçıların tutuklanması, özgürlüklerinin gasp edilmesi artık sıradan vaka haline geldi.
Yasaklar kalkmadı… Tersine daha çok yaygınlaştı ve insanların özellikle fikir alanları daraltıldı; daraltıldı ne kelime, bunaltıldı!
YA YOLSUZLUK, YA YOKSULLUK?
Bugün, bir vatandaş çıkıp da, “Türkiye’de yoksul ve işsiz bir kimse kalmadı” diye ahkâm kesemez… Tam tersi, geçen hafta açıklanan verilere göre ülkemizde 10.5 milyonun üzerinde işsiz vatandaş bulunuyor ne yazık ki!
Bu da, Avrupa’da bir ülke nüfusu demek…
Bir düşünün, empati yapın… Bu insanlar nasıl evlenecek, evlenirse evine, ailesine nasıl bakacak, o şart koştuğunuz “3 çocuğa” nasıl bakacak?
Bu ülke insanın işsizliğini çözmek, karınlarını doyurmak ve sağlıklı eğitim almalarını sağlamak için neler yapıldı? İstanbul’daki onlarca “Kent Lokontası”nın önünde biriken kuyruklara baktığınızda, bu “açlık” meselesinin ne kadar gerçekçi olduğunu görürsünüz.
Fakat dedik ya, insanlar yokluğu, yolsuzluğu, fakirliği ve işsizliği konuşmasın da ne konuşursa konuşsun.
Söz verdikleri yolsuzluğa gelince… Evet, “yolsuzluk” adına birçok muhalif belediyelerin başkanları ve kadroları tutuklanıyor… Gerçek mi, yoksa haksız tutuklama mı, yargı sonunda göreceğiz… Lâkin burada da hükümetin giyotini sadece “muhalif” yani “rakip” belediyelere işliyor!
Öyle ki, daha hiçbir Cumhuriyet Başsavcısının, hükümete ait belediyelerin başkanlarını gözaltına aldığı ya da tahkikat başlattığı görülmemiştir…
Melih Gökçek’in 100 civarındaki suç dosyasına el sürülmediği gibi…
Ülkede son 15-20 yıldır bunlar yaşanırken, ben bu bir türlü gerçekleşmeyen “3 Y” sloganına neden inanayım…
**************
ANLAMLI SÖZ
“Adalet, her şeyi layık olduğu yere koymaktır… Ayakkabı ayağındır, külah ise başın…”
MEVLANA CELALEDDİN-İ RUMİ
***************