GEÇEN hafta bir gece yarısı Adalet Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı için yeni isimler atandı.
Elbette ki eskisini yenisi ile değiştirmek hükümetin tasarrufundadır... Buna kimsenin diyecek bir sözü olamaz. Lâkin Adalet Bakanlığı’nın başına, Akın Gürlek gibi, giyotini sadece bir kesime karşı kullanan bir isim getirildiğinde orada duracaksınız...
Kimdi bu Akın Gürlek?
Türkiye’deki 1407 belediye içinden -her nedense- sadece muhalefet belediyelerine dokunan bir Başsavcı!
Yatarı olmayan suçlardan dolayı insanları aylarca hapse tıkan bir Cumhuriyet Başsavcısı...
Gücü sadece muhalefet belediyelerine ve sadece Cumhurbaşkanı adayı olduğu için Ekrem İmamoğlu’na yeten bir Cumhuriyet Başsavcısı...
Sadece muhalefetin değil, hükümet kanadından birçok vekil ve politikacının da tepkisini çeken Akın Gürlek... Tüm bu atamalarda “tek seçici” olan Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu defa tüm muhalefetin bilendiği ismi Adalet Bakanı olarak atadı...
TASAFSIZLIĞINI NASIL KORUYACAK?
Taze bakan, yemin merasiminden hemen sonra çıktığı A Haber’de mealen şöyle bir demeç verdi;
“Ben 86 milyonun Adalet Bakanı’yım. Bir hukukçu olarak, Türk Adalet Sistemi’ndeki problemleri iyi biliyorum. Yemin töreninde yaşanan olaylar Gazi Meclis’e hiç yakışmadı...”
Şimdi şunu sormak gerekiyor;
Sen İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı iken neden sadece muhalefet belediyelerini yargılama çabasına girdin? Aylarca haksız yere yatıp, beraat eden onlarca insanın, yönetici ve politikacının hakkını kim ve nasıl ödeyecek?
Şimdi gelinen bu noktada, “Ben 86 milyonun Adalet Bakanı’yım” diye nasıl diyebiliyorsun?
Ve tarafsız bir bakan olduğunu, Türk Adalet Sistemi’ni, Avrupa İnsan Hakları normuna çıkaracağını bu aziz millete nasıl inandıracaksın?
Eski Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, her konuşmasının başında, “Türkiye bir hukuk devletidir ve mahkemeler bağımsızdır” diyordu da, kim inanıyordu?
Geçelim...
YA İŞİŞLERİ BAKANI ÇİFTÇİ
İçişleri eski Bakanı Ali Yerlikaya bana göre başarılı bir bakandı... Özellikle mafya, narkotik, terör ve irtica konularında, Emniyet kuvvetlerini çok iyi kullanarak büyük operasyonlara imza atan bir bakandı...
Her sabah uyandığımızda İçişleri Bakanlığı’nın yeni bir operasyonunu duyuyorduk. Fakat onun yerine atanan Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi, çeşitli zamanlardaki uygulamaları ile büyük tepki çekmiş bir bürokrat.
Mesela, Mustafa Kemal’in Erzurum Kongresi’nde kullandığı binanın yıkılması konusunda görüşleri vardı eski valinin. Neymiş efendim, bu binayı 1864 yılında Mıgırdiç Sanasaryan adında bir Ermeni inşa ettirmiş... Okul bir süre Yatılı Kız Okulu olarak kullanılmış... Ve sağlam değilmiş... Yıkılıp, yeniden yapılasıymış...
Sen bir vali olarak, büyük Cumhuriyet harekâtının başladığı o “kutsal” sayılabilecek binayı nasıl yıkmaya kalkışıyorsun?
Yeni İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Çorum Valisi iken yine tepki çeken bir icraata imza atmıştı. Son Padişah Vahdettin ile birlikte Mustafa Kemal ve Kuvayı Milliye kahramanları için, “Görüldükleri yerde katli vaciptir” diye fetva veren İskilipli Atıf Hoca’yı aklama çabası... Beraberindekilerle birlikte mezar ziyaretleri...
İstiklal Mahkemeleri’nce “vatan haini” olarak 1 yıl süreyle yargılandıktan sonra idam edilen İskilipli Atıf Hoca’yı mezarında anma, bir anlamda Cumhuriyet değerlerine ve Anayasa ilkelerine karşı durmak değil de nedir?
Herkesi bağlayan Anayasa kararlarını bile uygulamayan bir Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’i Adalet Bakanı yaptınız...
İstanbul, 4 yıl 10 ay 23 gün işgal altında iken; sırf koltuğunu korumak için Osmanlı’yı ve Anadolu’yu gözden çıkaran son padişah Vahdettin ile İngilizlere şirin görünmek için, Gazi Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarına, aziz şehitlerimize olmadık çamurlar atan, ölüm fermanları düzenleyen İskilipli Atıf Hoca’yı sahiplenmek doğru mudur? Bu Cumhuriyet sayesinde o valilik koltuğuna oturan bir zata bu tip icraatlar yakışıyor mu?
Neticede işte yeni Adalet Bakanı ve işte yeni İçişleri Bakanı...
Bu isimler, ülkemizde var olan sorunları çözemez; tersine, daha da derinleştirir ve kutuplaştırır...
Ne diyelim? Vatana millete hayırlı olsun...
*******************
ANLAMLI SÖZ
“Demokrasi, çoğunluğun azınlığı yönetmesi değildir... Gerçek demokrasi, içinde kaba kuvvet ve şiddet barındırmayan her fikri ve her zümreyi tanıyan, koruyan, kollayan; onlara eşit ve hür ortamlar sunan bir rejimdir...”
BU DA BENDEN OLSUN (H.A.)