Bayrampaşa Belediye Meclisinde yapılan vekil başkan seçimi hem demokrasi anlayışımızın hem de seçilenlerin kapasitesinin fotoğrafıydı.

Gece yarısına kadar ibret, dehşet ve üzüntüyle izledik.

Ulan, hepi topu 40 kişisiniz, alt tarafı elinize tutuşturulan kağıda bir isim yazacaksınız o kadar, sonra o isimler sayılacak, en fazla ismi yazılan da belediye başkan vekili olarak ilan edilecek yahu.

Bu kadarını bile gün boyu beceremediniz. Gün boyu kamuoyunu meşgul ettiniz, izleyenleri adeta çıldırtınız be!

Demokratik işleyiş ve demokratik teamül kısmına gelince, o da rezaletin bir başka hatta daha önemli boyutu.

Bayrampaşa’da yaşananlar baştan sonra demokrasinin ırzına nasıl geçildiğinin göstergesi çünkü.

Özgür Özel’in ifadeleriyle hatırlatayım;

“Belediye başkanımız Hasan Mutlu’yu, operasyondan önce bir MHP'li İstanbul İl Başkan Yardımcısı arıyor. Hasan Bey'in konuşmasını eşi de dinliyor hoparlörden. Cuma günü sabah da AK Parti İl Başkan Yardımcısı arıyor, 'Yarın sabah seni alacaklar, bize geçeceğini söylersen durdurabilirim' diyor.

Hasan Mutlu, "Hapis korkusuna partimi satmam" dedikten 23 saat 21 dakika sonra evinden alınıyor.

AK Parti ve MHP'li yöneticilerinin Hasan Mutlu'yu aradığını Hasan Mutlu savcıya söyleyerek kayda geçirdi. Telefon kayıtları var.

Belediye meclis üyelerimizi tutukladılar. Arada beş fark var beş tutuklama yaptılar.”

Özel’in ediği gibi bu yolla beraberliği sağladılar. Önceki seçimde sonuç 18’e 18 berabere çıkınca kura çekildi. Adeta İlahi adalet tecelli edercesine CHP adayı kazandı.

Hemen mahkemeye (daha doğrusu mahkemelerine mi demeliydim acaba) koşup yürütmeyi durdurma kararı çıkardılar.

Son seçimle de 1 oy farkla belediyeyi kazandılar ya da Özgür Özel’in ifadesiyle belediyeye çöktüler.

İnsan ne diyeceğini bilemiyor, hele yaşı yetenler yani Erdoğan sonrası İBB başkan vekili seçimini ve hatta o süreçte yaşananları hatırlayanlar, bu süreci tiksinerek izliyor.

Nitekim Erdoğan sonrası İBB Başkanı seçilen Ali Müfit Gürtuna da öyle.

O da tepki koydu.

Dedi ki; “Bir belediyede veya herhangi bir kurumda seçilmiş bir sorumlunun, bir başkanın olduğu bir kurumda, herhangi bir sebeple görevden alınması halinde yine aynı ekolden birinin seçilmesinin tercih edilmesini biz demokratik bir en azından nezaket haline, teamül haline getirmeliyiz.

Bu, kurallara olan güveni de artırır, devlete olan güveni de artırır, insanların mağduriyet duygusunun da önüne geçer. Devlet kurumlarının gücü kurallara sadakatten, demokratik teamüllere sadakatten, hukuka uymaktan gelir. Bunu sağladığımız zaman, bunu siyasetimizin kültürü haline getirdiğimizde her seferinde benzer olaylar yaşamayız."

Peki nasıl seçilmişti?

Erdoğan soruşturma sebebiyle İç İşleri Bakanlığı tarafından görevden alınıp ardından hapse atılınca İBB meclisi başkan vekili seçecekti. Refah Partisi’nin 97 meclis üyesi vardı. Muhalefetin sayısı iki fazla yani 99’du. AKP’nin üzerinden mağduriyet edebiyatı yaptığı 28 Şubat süreci devam ediyordu.

AKP’nin iddiasıyla darbeciler, bugün olduğu gibi farklı yöntemlerle müdahale etseler en azından muhalefeti dizayn etseler, Gürtuna’nın seçilmesi mümkün değildi.

Böyle bir şeye tenezzül dahi edilmedi.

Ya Erdoğan’ın yaşadığı süreç?

Operasyon yapılmadı, sabahın köründe evinden alınmadı, davet edildi. Bir gün tutuklu yargılanmadı. Cezası kesinleştikten sonra bile mevcutlu alınmadı.

Bugün örneğin Zeydan Karalar bırakın tutuklamayı tutuklanacaksa dahi Adana’da bulunması gerekirken Silivri’ye atılıyor ama o gün Erdoğan’a hangi cezaevini tercih ettiği bile soruldu.

Tercih ettiği cezaevine mevcutlu değil, partililerinin konvoyu ile götürüldü.

Konu demokratik teamüller madem şunu da aktarmadan geçmeyelim, siyasi yasaklı yani muhtar bile seçilme şansı olmayan Erdoğan’ın, demokratik teamüller gereği siyasi yasağını kaldıran ve başbakan olmasını sağlayan da bizzat CHP oldu.

Dolayısıyla bugün yaşananları CHP de ülke de hak etmiyor.