Yalancı Çoban’ın hikayesini bilirsiniz. Canı sıkıldıkça ‘sürüye kurt daldı, yetişin ey ahali’ diye köylüyü kandıran lakin bir gün gerçekten sürüye kurt dalınca köylüyü harekete geçiremeyen çoban yani…

İşte biz bugün o hikayenin siyasi versiyonunu yaşıyoruz.

Sürekli ‘hırsızlık yaptı, yolsuzluk yaptı, hile yaptı’ diye suçlananlar yarın gerçekten bu suçlardan birisini işlese bile hiç kimse inanmayacak.

Çünkü artık ‘inandırıcılıklarını’ yitirdiler.

‘Biz inandırıcılığımızı neden nerede yitirdik’ diye kafa yorup tedbir alacakları yerde aynı yöntemde ısrar ediyorlar.

Son örneği de şu casusluk iddiası…

Bakıyorum ortada casus olduğuna dair kırk yemin, kırk şahit gereken biri var.

Bütün ilişkilerini not alan, görüşmelerini belgeleyen onu da geçtim günlük tutan yahu ‘bugün bu casusluğu yaptım’ diye günlük tutan bir casus…

Ve öbür tarafta bu casusla görüşen, fotoğraf çektiren casus adaylarımız.

Ortalama bir casus, bütün bu iddialara bakıp ‘bizim mesleği lekeliyorlar, bizi hakir görüyorlar’ diye UCM yani uluslararası ceza mahkemesine başvursa kesin kazanır, dünya kadar da tazminat koparır.

Bu yaşadıklarımızın daha doğrusu bize yaşattıklarınızın filmi çekilse eminim ki komedi dalında Oscar kazanır.

Önce bir ‘suç örgütü lideri’ icat ediyorsunuz, onun ‘itirafçı’ vasfına bürünmesiyle bu sözde suç örgütü üyelerini hapiste tutuyorsunuz. Sonra bir bakıyoruz ki bu suç örgütü lideri sizin belediyelerden ve pek çok kamu kurumundan da ihale almış, onları itina ile ayırıp sadece siyasi rakiplerinizle ilgi olanları öne sürüyorsunuz ve bizim de buna inanmamızı bekliyorsunuz.

Haliyle kamuoyu yemeyince bu sefer de bir casusluk öyküsü yazıp başrole bir casus oturtuyorsunuz ama yine bir bakıyoruz ki bu casusla devletin bakanlıkları bile iş yapmış.

Onlar kamu gücüyle, emniyet ve MİT desteği bile bu adamın ‘casus’ olduğunu anlayamamışken İmamoğlu ve Merdan Yanardağ bu casusun casus olduğunu anlamak ve onunla iş tutmaktan yargılanacak öyle mi?

Olayın İmamoğlu yöne aşikar. Yolsuzluk dediler tutmadı, hırsızlık dediler tutmadı. Üzerine atılan hiçbir şey yapışmadı. Kamuoyu ikna edilemedi.

Tuğla gibi dedikleri iddianame kağıttan kule çıktı.

Öyleyse gelsin yeni iddia ve yeni bir iddianame dediler, kamuoyu biraz da bununla meşgul olsun, ekonomik yıkım ve sair icraatlar görmezden gelinsin istediler belli…

Merdan Yanardağ kısmına gelince…

Herkes biliyor ki onun suçu gazetecilik yapmak.

Onun nasıl bir gazetecilik yaptığı da herkesin malumu…

E susturmak lazım değil mi?

Nitekim Merdan Yanardağ’ı susturamadılar ama kanalına el koydular. Hem de nasıl bir el koyma?

Henüz ortada hiçbir şey yokken, henüz Yanardağ savcı ve hakim önüne bile çıkmamışken eş zamanlı olarak TELE 1’e kayyum atadılar. Hem de ne kayyum?

Arslan Bulut ağabeyimizin dediği gibi; “Casusluk suçlaması, adı üzerinde bir suçlamadır ve bir kişinin henüz ifadesi bile alınmadan “birçok kez suç işlediği ve casusluk suçunda ada adı geçen kanalı kullandığı” gerekçesiyle genel yayın müdürü olduğu kanala el konulmasının hiçbir kanunda yeri yoktur.

Tele1’in TMFS’ye devredilmesinde, mahkemenin gerekçesi başka ama TMFS’nin, kanala “yönetim kayyımı” olarak Yeni Şafak yazarı İbrahim Paşalı’yı atamasına ne diyelim?

Bir kişinin şirketine el konulup, yönetiminin rakip şirketlerden birine verilmesinde hangi hukuk, hangi kanun maddesi uygulanıyor acaba?

Hani son zamanlarda CHP’ye kayyım atanmak istendi ya AKP’li bir kişi, CHP’ye veya CHP’li bir kişi AKP’ye kayyım olarak atanabilir mi?

Diyelim ki DEM Parti’ye kayyım atanması gerekti; İyi Partili veya Zafer Partili bir kişi, DEM Parti’ye kayyım olarak atanabilir mi?

Tele 1’e el konulması, hukuka, kanunlara aykırıdır ama TMSF’nin, bu kanala, kanalın siyasi karşıtlarından veya rakiplerinden bir kişiyi kayyım olarak ataması hangi mantıkla izah edilebilir?

Devran döndü, Yenişafak’a el konuldu diyelim; TMFS’nin bu gazeteye, Merdan Yanardağ’ı yönetici olarak ataması nasıl bir karar olurdu?

Meselâ Koç Holding’in başına, Sabancı Holding’ten birini atayabilir misiniz?”

İşte böyle bir kayyum…

Ve casusluk soruşturması bahane, niyetleri o kadar da belli ki…