Ankara 42.Asliye Hukuk Mahkemesi, CHP kurultayının iptal davasını reddedince çok sevindik.
‘Oh be Ankara’da hakimler varmış’ diyenlerimiz oldu.
Bu kararı yargının gerçekten de bağımsız olduğuna yoranlar oldu.
Aynı görüşte değilim. Hele ki aynı sabah sözde ‘casusluk operasyonu’ başladıktan sonra ‘oh be, yargı bağımsızmış’ diyecek halim yok.
Bırakın müzmin muhalifleri, iktidar yandaşı hatta iktidarın damat kontenjanından akrabası Yeni Şafak da yargıdan rahatsızlığını dillendirmeye başladı.
İktidar tarafından hazırlanan “Kara para aklama” ve “terörizm finansmanı” suçlarına yönelik maddelerin değişmesini içeren kanun tasarısı hazırlıklarını eleştirdi.
Söz konusu değişiklikle hakim kararı olmadan savcılara, kişilerin mal varlığına el koyma yetkisi verilecek olmasının keyfi uygulamalara ve ‘Önce el koy sonra bakarız’ anlayışına yol açacağı, temel hakların korumasız kalacağı, düzenlemenin ‘İspat, iddia sahibine aittir’ şeklinde ifade edilen evrensel ceza hukuku ilkeleriyle de çeliştiğini belirtti.
Doğru mu? Doğru…
Bununla da yetinmedi Yeni Şafak…
İddiaları o ki bu ülkede önemli davaları kendi heyetine düşürmek için sistemle oynayan ve dosya sırası değiştiren yüksek yargı mensupları varmış.
Bu durum yüksek yargıda "FETÖ eliyle adalet dizaynı" tartışmalarını yeniden alevlendiriyormuş.
Şimdi diyeceksiniz ki Yeni Şafak bütün bunları parti içi çekişmelerde taraf olduğu için yapıyor, dertleri yargı bağımsızlığı değil yine parti içi çekişmelerden dolayı patronlarının üzerine gelinmesi…
Bunun için aylardır Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’yı hedef alan haberler yapıyorlar.
Biliyorum. Herkes gibi ben de Erdoğan sonrası AKP’yi dizayn etme mücadelesinin bir parçası olduklarını da görüyorum. Kime çalıştıkları da sır değil. E Albayrakların yayın organı sonuçta!
‘Benim gibi düşünmeye başladılar’dan kastım, yaptıkları haber ve yorumlarla yargının hiç de bağımsız olmadığını göstermeleri…
Dolasıyla bu çırpınışların yargı bağımsızlığına hizmet ve bu konuda iktidarı uyarmak gibi bir misyon taşımadıklarını bilmiyor değilim.
Bu sözde gazetenin, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Başkanı Abdullah Yaman’ı manşetine taşıması hem kendi çevrelerinin tedirginliği hem de iktidar klikleri arasındaki çatışmanın geldiği boyutla alakalı…
Yasal düzenlemeyi eleştirme sebepleri de kendi sermaye çevrelerini tehdit eden bir düzenleme olması…
Nitekim son operasyonlar bize iktidarın kendi evlatlarını yemeye başladığını gösteriyor mu?
Neyse madem haberi verdik, karşı tarafın savunma hakkını da gözetmemiz gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Başkanı Abdullah Yaman açıklama yaptı. Savunmanın yanı sıra yargının düştüğü durumu gösteren bir açıklama…
Özetle aktarayım;
“Mesleğimin başından beri herhangi bir gücün odağına yaslanmadan tamamen hak ve adalet odaklı hareket ederek, kimsenin hakkını kimseye yedirmemek için azami gayret sarf ettim.
Kirlenmenin doruk noktasına vardığı zamanda memleketi kurtaramasam da hiç olmazsa kapımın önünü temiz tutarak bir nebze olsun adalete güvenin tesisine katkı sunmaya çalıştım.
Başkanlığını yaptığım Daire nispeten büyük meblağlı ticari davalara bakmakla görevli. Bunun için kimi zamanlar haksız talep ve beklentilere maruz kalsak dahi elimizin tersiyle geri çevirmesini bildik. Şimdilerde Yeni Şafak çetesinin beni karalamaya kalkışmasının yegâne nedeni haram yoldan birilerinin malına çökmelerine imkân ve fırsat vermediğimiz için, yalan dolan iftiralarla itibar cellatlığına soyunuyorlar. Yıllardır dindar geçinip üç kuruşluk menfaat için yapmadıkları alçaklık bırakmayan bu çeteye karşı meşru çerçevede elimden geleni ardıma bırakmayacağım elbette…
Konu bir boyutuyla devlet aygıtını ilgilendirdiğinden ilgili tüm kurumlarını göreve davet ediyorum… Bu alçakların haber adı altında paylaştıkları şeylerden zerresi dahi doğruysa kamuoyu önünde hesap vermeye hazırım. Peki aksi çıkarsa ne olacak? Bu din tüccarları, patronajın çıkarlarını temin için kaldıkları yerden tehdit, şantaj ve itibar cellatlığına aynen devam edeceklerse şayet, mesele Abdullah Yaman’ın şahsi meselesi olmaktan çıkıp devletin itibar alanına tecavüze girer.
Devlet itibarının bittiği yerde böylesi çetelerin hâkimiyeti başlar.”