MALUMUNUZ, Türkiye, yaklaşık 1 aydır “fon” haberleriyle çalkalanıyor. Fonun patlak verdiği ilk günlerde Cumhur İttifakı’nın tavrı giderek yumuşadı ve şimdi “görmedim, duymadım, konuşmuyorum”, yani üç maymunu oynuyor!

Oysa bu ülkenin Cumhurbaşkanı ile birlikte Adalet Bakanı da fon depreminin o sıcak günlerinde, “Ucu kime dokunursa dokunsun; sonuna kadar gideceğiz ve vatandaşımızın mağduriyetini önleyeceğiz” diye kesin konuşunca, sandık ki, milleti dolandıranların hepsi adalet önünde hesap verecek...

Oysa bu “fonlama” davasında en az 55-60 kişilik bir organize ekip olduğu söyleniyordu. Ve Türkiye, yaklaşık 1 trilyon liralık bir kayıp yaşadı. Bu meblağ da hayat pahalılığı, vergi, dolar, benzin türevleri ve ulaşım olarak yine halkın cebinden çıkacak.

GÖSTERMELİK BİR-İKİ HAREKET!

OLAYIN patlamasından hemen sonra bu ülkede Bakanlık ve Genel Başkan Yardımcılığı yapmış bir kadın, Fatma Betül Sayan Kaya, ifadeye çağrıldı... Ardından Hayati Yazıcı’nınoğlunun ve Hükümet Sözcüsü Ömer Çelik’ini adı geçmeye başladı.

Ömer Çelik yaptığı basın toplantısında, “Muhalefet partileri, ‘çamur at, izi kalsın’ politikası uyguluyor. Kimin elinde bir belge varsa, hiç durmasın, mahkemeye versin!” diye bir açıklama yaptı.

Sanki bu demeci verince her şey pür-ü pak oldu ve gazeteci kökenli Ömer Çelik “Ak”lanmış oldu!

Sonra derin bir sessizlik...

Devekuşu misali başlar kumlara gömülmüş...

Lâkin farkında değiller; popolar dışarıda!

Meclis’e teklif sunan muhalefet partilerinin “Araştırma Komisyonu” önerisi, yine Cumhur İttifakı milletvekilleri marifetiyle reddedildi.

OLAN, GAZETECİLERE OLDU!

TÜRKİYEYİ büyük zarara sokan ve milyonlarca mağdur yaratan “fon skandalını” yapan göz yuman yöneticiler, siyasetçiler, milletvekilleri, eski ve yeni bakanlar ellerini kollarını sallaya sallaya adliyeye ifade verip arka kapıdan sıvışırken, bu olayları “millet adına” haber yapan gazeteciler suçlu hale geldi...

Olayın gidişatına bakar mısınız?

Yani bir anlamda basın sektörüne gözdağı veriliyor;

“Rüşvetin, skandalın ve fonlamanın öznesine hükümeti koyarsanız, başınıza bunlar gelir!”

Düşünme!

Konuşma!

Yazma!

İşte fon olaylarını ilk duyuran gazetecilerden Murat Ağırel, İsmail saymaz, Şaban Sevinç ve Mustafa Balcı hakkında istenen cezalar belli oldu. Gazetecilerden Şaban Sevinç hakkında 22 yıl 5 ay 15 gün, Mustafa Balcı hakkında 10 yıl, İsmail Saymaz ve Murat Ağırel hakkında ise ayrı ayrı 14 yıl 10 aya kadar hapis cezası talep edildi. Şu anda 3 gazeteci tutuklu, İsmail Saymaz ise evinde “dijital kelepçe” ile mesleğini icra etmeye çalışıyor.

İNSANIN GÜCÜNE GİDİYOR!

DÜNÜN eli kanlı teröristi ve bebek katili Abdullah Öcalan, kendisi için İmralı Cezaevinin geniş avlusunda inşa edilen villaya lütfedip taşınmış.

Yani, devir öyle bir devir ki, teröristler “baş tacı” edilirken, bu ülkenin seçkin gazetecileri hapse tıkılıyor, muhalif kanalların sesi tek tek kesiliyor...

Sonra da, Adalet Bakanı Akın Gürlek ve Hükümet Sözcüsü Ömer Çelik çıkıyor basının karşısına ve üç aşağı, beş yukarı aynı sözleri söylüyor;

“Burası demokrasi ülkesi ve mahkemeler özgür... Mahkemenin kararlarına ve icraatlarına biz karışamayız!”

Kimi, kime şikâyet edeceksiniz?

Ülkeyi 2002’de devralırken, “3 Y formülü” yani “Yoksulluk, Yolsuzluk, Yasaklar”ı bitirmek vaadiyle iktidar olanlar, şimdi yoksulluğu dibe vurdururken, yolsuzlukta ve yasaklarda zirve yaptı...

Neye niyet, neye kısmet... Gelinen nokta aynen budur.

******************

ANLAMLI SÖZ

“Pek çok din vardır ama ahlâk tektir. Ahlâksız insanların dinleri olsa ne olur, olmasa ne olur?”

JOHN PUŞKİN