BAĞIMSIZLIĞIMIZIN simgesi, kimsesizlerin kimsesi Türkiye Cumhuriyeti 29 Ekim 1923 tarihinde kuruldu. Cumhuriyetimiz tamı tamına 103 yaşında.
Kaynaklar, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş süreci olan Kurtuluş Savaşı (Millî Mücadele) döneminde (1919-1923) resmi kayıtlara göre toplam askeri zayiat 37.975 olarak belirtiyor. Doğrudan cephede ve muharebe meydanında hayatını kaybeden şehit sayısı ise 9.167’dir.
Tabii ki bu sayıya 1915 Çanakkale’de 250 bin ve aynı yılda Sarıkamış’ta 90 bin olarak belirtilen şehit sayısı eklenince nerede ise bir büyükşehir nüfusunu kaybetmişiz.
Cumhuriyet öncesi son yıllarını yaşayan Osmanlı İmparatorluğu 13 farklı cephede 1 milyonun üzerinde asker ile savaş verdi. İşin içine Sakarya Savaşları ve Büyük Taarruz da eklenirse, 29 Ekim’e gelene kadar ne ağır bedeller ödediğimiz ortaya çıkıyor.
ŞUHEDA FIŞKIRACAK!
MERHUM Akif’in, İstiklal Marşı’nda vurguladığı gibi, gerçekten “Şüheda fışkıracak toprağı sıksan; Şüheda!” mısraında olduğu gibi, her bir metrekaresinde şehit kanı var bu ülkenin.
Çanakkale’de ise 1 metrekareye 4 bin merminin düştüğünü belirtiyor kaynaklar...
Üç aylık evladını komşusuna bırakan bir anne, “Evlatsız yaşanır ama vatansız yaşanmaz” diye katıldı askerlerin içine... Bir başka genç kız, saçlarını keserek, abisinin pantolonunu ve gömleğini aşırarak karıştı 15’lilerin arasına.
ZAFERİN MİMARLARI
NENE Hatun, Kara Fatma, Şerife Bacı, Halime Çavuş, Nezahat Onbaşı, Adile Çavuş, İğneli Pembe Hatun, Gördesli Makbule, Gamalı Fatma, Kılavuz Hatice, Binbaşı Ayşe, Çete Ayşe gibi nice kadınımız da cepheye koşarak Türk Askeri ile birlikte savaş verdi.
Bu Cumhuriyet için canını, kanını veren tüm gazi ve şehitlerimize, Gazi Mustafa Kemal Paşa ve silah arkadaşlarına Allah’tan gani gani rahmet diliyor, bizlere bıraktıkları bu cumhuriyet için sonsuz minnet duygularımı sunuyorum. İyi ki dedelerimiz, atalarımız bu savaşları vermiş, iyi ki milli bayramlar var ki, biz bugün hür bir şekilde yaşamımızı sürdürüyoruz.
ATATÜRK’ÜN ANADOLU TURU
NİCE zaferler ve verilen canlar sonrası Cumhuriyet kuruldu. Cumhuriyetin Banisi Gazi Mustafa Kemal, o yıllarda kalkınma hamlelerini yerinde görmek için Anadolu turlarına çıkmaya başladı.
İşte bu gezilerden birinde Tarsus’a düşer Atamızın yolu... Tarsus Meydanı’nda yaşlı bir kadın ayağına kapanır Gazi’nin ve “Bastığın toprağa kurban olayım Paşam!” diye ağlamaya başlar... Mustafa Kemal, onu yerden kaldırmak için eğilirken, yanındakiler, Ata’nın kulağına bu kadının Kurtuluş Savaşı’nda cephede çarpışmış olan Adile Çavuş olduğu fısıldar.
OMUZLARDA YÜKSELMEYE...
GÖZLERİNDEN iki damla yaş düşen Mustafa Kemal, bu güneşten yüzü yanmış kadının elinden tutup ayağa kaldırır ve ona şöyle seslenir;
“Kahraman Türk kadını! Sen yerlerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde yükselmeye layıksın!”
Sonra, yaşlı kadına sarılır, bağrına basar Gazi Paşa... Ona bir emekli aylığı bağlatmak ister fakat yaşlı kadını ikna edemez...
“Söz konusu vatansa, gerisi teferruattır” diyerek cepheye koşan böylesine cesur, özverili, fedakâr Türk kadınlarının bu zaferde ve kurulan Cumhuriyette büyük payı vardır.
GERÇEK LİDER VE ÖNGÖRÜSÜ
ALLAH, Gazi Mustafa Kemal gibi asırlar sonrasını gören, büyük lider, büyük siyasetçi ve büyük askeri sadece Türk Milleti’ne nasip etti. Çok okuyan, çok araştıran, 57 yıllık kısa ömründe 4 bin civarında kitap okuyan, 11 savaş kazanan, 7 şeref madalyası alan, bu yoğun ve kısa hayat içinde 13 kitap yazan bir başka lider biliyorsanız, bana da gösterin...
Ve Cumhuriyetin Banisi Gazi Paşa, kendi aylığı ile 8 yetim ve fakir kız çocuğunu sahiplenerek tüm eğitim masraflarını üstlendi. Ata’mızın bu 8 manevi evladının ismini de verelim;
Afet İnan, Sabiha Gökçen, Ülkü Adatepe, Rukiye Erkin, Nebile İrdelp, Zehra Aylin, Afife ve Sabriye...
Aralarında dünyada ilk kadın pilotu, ilk doktor, sosyolog ve tarihçi gibi birçok ünlü isim var.

KULLUKTAN, ÖZGÜRLÜĞE YOLCULUK
GÖRÜLDÜĞÜ gibi, Osmanlı İmparatorluğu’nda nüfusa dâhil edilmeyen, kocası ile yan yana yürüyemeyen, oy kullanamayan, mirastan pay alamayan, seçme ve seçilme hakkı olmayan ve Nazım Hikmet’in “Memleketim” adlı şiirinde dediği gibi, “Ahırdaki inekten sonra gelen” bir durumda iken Türk Kadını, bugün Anayasa’mıza göre erkeklerle her alanda “eşit statüde” yaşamını sürdürüyor...
Ne diyelim...
Tüm dünya milletlerinde böylesine derin izler bırakan, kurduğu Cumhuriyet ile, kurtuluş savaşı veren birçok millete örnek olan Türkün Atasına yapılan yakıştırmalara bir bakın... Cumhuriyetimizin Banisine, deccal, veled-i zina, İngiliz ajanı, Sabataist gibi ahlâksız yakıştırmalar yapan, ancak 36 Osmanlı Padişahını “veli” olarak gören; özellikle cahil bırakılmış bu milleti, din ile Allah ile sömüren çeşitli cemaat ve tarikatları Yücelerin Yücesi Yaradan’a havale ediyorum.
Cumhuriyet ve onun özgür vatandaşı olmak her şeye rağmen güzeldir...
Bir kez daha kutlu olsun...
********************
ANLAMLI SÖZ
“Dünya üzerinde yaşamış ve yaşayan milletler arasında demokrat doğan yegâne millet Türklerdir. Türk Milleti’nin karakter ve âdetlerine en uygun olan idare, cumhuriyet idaresidir...”
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK