CUMHURİYET haftasındayız. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı iki gün geride kaldı... Faziletlerini anlattık kalemimiz yettiğince; lakin bir yazı yetmez; bugün de Cumhuriyet öncesi Türkün Atasının vermiş olduğu o emsalsiz mücadeleyi anlatmaya gayret edelim...

Gazi Paşa’ya her fırsatta çamur atanlaradır sözüm.

21923’te kurulan Cumhuriyet’in faziletlerini, getirilerini hâlâ kavrayamamış insanlar Atatürk’ü sevmesin. O’nun, sizin sevginize ihtiyacı yok zaten...

AFRİKA BATAKLIĞINDA

DAHA yaşında iken gönüllü olmuş... Afrika’ya kadar kılık değiştirerek yürümüş, bulanık suyu süzerek içmiş. Adamı sevmeyebilirsiniz...

İtalyanların gemiden attığı top, kireç taşına denk geliyor. Kireç taşı parçalanıp Mustafa Kemal’in gözüne isabet ediyor. Kör olma tehlikesi geçiriyor ama savunduğu mevzi, stratejik açıdan çok önemli olduğu için terk etmiyor.

Bazı fotoğraflarda dikkatlice bakarsanız, g özündeki izleri yakalarsınız.

Afrika macerasının üzerinden 3 yıl daha geçiyor. Yine gönüllü olarak bu defa Çanakkale’ye gidiyor genç subay; 57 Alay’ın başına geçiyor.

KOLAYI DEĞİL ZORU SEÇİYOR

İSTESE, karargâhtan da yönetebileceği savaşı, ateş hattına kadar giderek yönetiyor. Bu defa İngilizlerin gemiden attığı top yakınına düşüyor. Şarapnel parçası tam kalbindeki saate denk geliyor da hayatı kurtuluyor Mustafa Kemal’in...

Yoksa yaşama ihtimali bile yok...

Bir yıl sonra Ağrı’da kötü hava şartlarından dolayı hastalanıyor... Ağır bir enfeksiyon kapıyor ve tedavi için Avusturya’ya gönderiliyor.

Arada kaç kilometre fark var? Mevsim farkını bir düşünün...

Adam, 3 sene iççinde Afrika’dan Çanakkale’ye, Çanakkale’den Ağrı’ya, Ağrı’dan da Avusturya’ya geçiyor.

Yani sadece yaraları değil, bu zorlu hava koşulları da yıpratıyor O’nu...

ZAFER, CESURLARIN İŞİDİR!

29 Ekim 1923’e gelene kadar hem düşman birliklerine hem de Saray yönetimine karşı verilen mücadeleyi bir düşünün. Gözünü budaktan sakınmıyor Ata’mız... Ç ünki zafer, gözü pek cesurların işidir; korkakların değil...

Cumhuriyetin ilan edileceği gün de iki kez kalp krizi geçiriyor Mustafa Kemal...

Anlayacağınız, onu sevmeyebilirsiniz; saygı da duymayabilirsiniz. Ancak, Gazi’nin, sizin sevginize de duanıza da ihtiyacı yok.

Kazandığı her şeyin bedelini fazlasıyla ödemiş...

Sevgimizin de saygımızın da ettiğimiz duamızın da sebebi budur.

Atatürk isteseydi, bütün dünya savaşını Bulgaristan’da askeri ataşe olarak da geçirebilirdi. Ancak Gazi Paşa, onun yerine bedel ödemeyi seçti.

Ancak siz de başta Atatürk olmak üzere, bu ülke, bu topraklar ve bu vatan için silah sıkmış, canını hiçe saymış şehitlerimize, gazilerimize, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarına saygı duymak zorundasınız...

Özgür bir Cumhuriyet vatandaşına da bu yakışır.

Cumhuriyet sen ç ok yaşa...

****************

ANLAMLI DİZE

“İşgaldeki hali sakın unutma!

Atatürk’e dil uzatma sebepsiz.

Sen anadan yine çıkardın amma;

Baban kimdi, bilemezdin şerefsiz...”

NEYZEN TEVFİK