Gündem yine değişti ama dünden kalan önemli bir konuyu tamamlayalım.

Dün belirttiğim gibi, her maddesi “davet ediyoruz, şiddetle kınıyoruz, kınamaya çağırıyoruz, vurguluyoruz, telin ediyoruz, çağrıda bulunuyoruz, kayda geçiriyoruz” şeklinde biten Gazze’ye yönelik ortak bildirinin, sadece ‘kayda geçirme’ kısmı anlamlıydı.

Konuşulanlar kayda geçirildi ve tarihe not olarak düştü, o kadar…

Dolayısıyla Özgür Özel’in konuşması da kayda geçti ve tarihe not düşüldü.

Doğrusu muhteşem konuştu.

İsrail’in bu cüreti nereden aldığını herkes biliyor ama söyleyemiyor malumunuz.

Dolayısıyla başta biz pek çok İslam ülkesi, eşeğini dövemeyip semerini döven köylü durumundayız.

Özgür Özel de bu noktadan vurdu;

“Sayın Erdoğan, Trump’ın ‘Gazze’yi boşaltıp turizm merkezi yapacağım’ açıklaması hakkında bir şey söyledi mi? İnternette, Erdoğan’ın bir itirazını, Trump’a buna karşı bir sözünü görebilecek misiniz? Hadi, elinizdeki cep telefonlarından bulun ve beni mahcup edin.

Trump yönetimi Filistin davasını savunan bir yazı yazan Rümeysa Öztürk kızımızı 45 gün gözaltında tuttu. Erdoğan’ın Rumeysa’yı savunup Trump yönetimini eleştirdiğini duydunuz mu?

Gazze’ye insani yardım götüren Madleen gemisine müdahale edildi. Mavi Marmara için zamanında ‘Giderken bana mı sordunuz?’ diyen Erdoğan, Madleen gemisi için de tek bir cümle kurdu mu?

Sayın Erdoğan tüm bunlardan sonra çıkıyor, ‘Özgür Özel benim Filistin hassasiyetimi sorgulayamaz’ diyor. Ben de kendisine diyorum ki ‘Zaten olmayan şey sorgulanamaz. Maalesef sizin Filistin hassasiyetiniz konjonktürelmiş. Şimdi bir Filistin hassasiyeti değil, bir Trump hassasiyetinden, bir Trump korkusundan söz etmek mümkün.

Gelelim Trump korkusu ve muhtaçlığın nereden kaynaklandığına. Sayın Erdoğan 19 Mart 2025’te bir karar verdi. Artık milletin desteğiyle ayakta kalmak yerine, baskıyla koltuğunu koruyabileceği bir düzen kurmayı tercih etti. Bu düzeni kurmak ve onu seçimde yenecek rakibinden kurtulmak için Trump’ın desteği lazımdı. Biz bu konuda Trump’a bilgi verildiğinden, icazet alındığından bahsettik. Bir yalanlama duymadık.

Ama Amerika’nın Trump’ın en yakın ekibinden, ‘Türkiye bir üçüncü dünya ülkesidir. Orada muhalifleri alırsınız. İçeri tıkarsınız. Onları halledersiniz, yolunuza devam edersiniz. Erdoğan da böyle yapıyor’ dediğini duyduk. Sizden bu konuda da tek bir kınama ve tek bir açıklama duymadık.

Soruyorum şimdi, velev ki başardınız, velev ki Trump’ın desteğiyle rakiplerinizin hepsinden kurtuldunuz. Bir dönem daha iktidardasınız. Bunun karşılığında Filistin’in yok edilmesine değer mi?

Bu menfaat Filistin’deki bir çocuğun gözyaşına, yüzlerce çocuğun açlıktan ölmesine, kırılmasına değer mi? Soruyorum Ortadoğu’nun İsrail egemenliğine girmesine değer mi?

Filistin’in BM Temsilcisi şöyle diyor, ‘Bu kadar yaygın bir acıya karşı eylemsizlik suç ortaklığıdır.’ Bu eylemsizlikle Trump’la suç ortağı olmaya değer mi?

Ne yapacaksınız? Gazze boşalttığında Trump’ın yanına gidip onun orada zevkle golf oynamasına mı eşlik edeceksiniz? Eğer böyle değilse, eğer itiraz ediyorsanız tam da oradayız. Gelin hep birlikte davranalım.

Sayın Erdoğan’ın başkanlığında Türkiye’deki bütün muhalefet partilerini, Filistin’e destek ziyareti yapmaya davet ediyorum. Var mısınız?

Filistin İzleme ve Destek Komisyonu kurulmasını teklif ediyoruz. Var mısınız?

İsrail ile üçüncü ülkeler üzerinden olan ticaretler dahil, tüm ticari ilişkilerin resmi bir genelgeyle tamamen kesilmesini öneriyoruz. Var mısınız?

Trump yönetimini kınamayı teklif ediyoruz. Var mısınız?

Uluslararası Adalet Divanında, İsrail karşıtı bütün davalarda müdahil olmayı, taraf olmayı teklif ediyoruz. Filistin’de işlenen savaş suçları ve insan hakları ihlallerini belgeleyen her kuruluşa, diplomatik ve lojistik destek verilmesini teklif ediyoruz. Birleşmiş Milletlerin İsrail’e ambargo uygulaması ve Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nün soykırıma müdahale etmesi çağrısını resmi olarak yapmanızı bekliyoruz. Var mısınız?

Pek çok ülke karadan yolladıkları insani yardım ulaşmayınca, Filistin’e havadan insani yardım ulaştırdılar. Türkiye yaptı mı? Yapmadı.

Silahlı Kuvvetler’de bu konudaki en yetkin isimlere sorduk. Dediler ki ‘Amerika Birleşik Devletleri’nden sonra hava indirmede en yetkin, bir talimatla onu en iyi yapabilecek ordulardan bir tanesi Türk Hava Kuvvetleri’dir. Bir talimatla biz Filistin’e gider, oradaki açlığı, susuzluğu, yokluğu gökyüzünden yağdıra yağdıra bitiririz.’ Ama bu bir siyasi karar gerektirir. Bu siyasi kararı almaya cesaretiniz var mı?

Ve Özgür Özel İsrail’i dize getirmenin Netanyahu’nun uykularını kaçırmanın yollarını da sıraladı;

“Bizi dinleyen danışmanları, Meclisleri tatildeydi, olağanüstü toplandılar, her gün çalışmaya karar verdiler. ‘Adalet Komisyonu, Milli Savunma Komisyonu, İnsan Hakları Komisyonu, İstihbarat Komisyonu ve Dışişleri Komisyonu aralıksız çalışmaya karar verdiler. Türkiye, Filistin’in ihtiyaç duyduğu tüm insan yardım için Türk Hava Kuvvetleri’ne talimat verdi Meclis’in kararıyla…

Eğer danışmanlar bunu söylerse, bu karar iletilirse Netanyahu bu akşam rahat uyumaz.”

NOT; CHP’nin önergesi reddedildi. TBMM 1 Ekim’e kadar tatilde!