Demiştim; Fatih Altaylı’yı tutuklamak akıl işi değil.

Maksat susturmaksa eğer, yanlış hamle. Çünkü ‘Fatih Altaylı yorumluyor’ programını çok seyrediliyordu evet ama tutuklandığı ilk gün ‘boş koltuk’ görüntüsüyle yayına sokulan ‘Fatih Altaylı yorumlayamıyor’ programı kat be kat fazla izlendi.

Şimdi de artık simgesel hale gelen ‘boş koltuk’ bir gün bile boş kalmıyor.

Cezaevinden gönderdiği mektuplar içeriği itibariyle çok daha etkili çok daha tesirli.

Bugün o etki ve tesire bir katkı da benden olsun. Silivri’den gelen son mektubun gündeme dair kısmını aktarayım;

“Nasreddin Hoca ile eşi, yanlarına eşeklerini de alıp Akşehir pazarına doğru yola çıkarlar.

Hoca ile eşi önden yürümekte, eşek arkadan gelmektedir.

Karşıdan gelen biri bunları görünce “Salak mısınız? İkiniz de tabana kuvvet yürüyorsunuz, eşek boş yürüyor. Bari biriniz eşeğe binseydi” der.

Hoca adama hak verir “Hanım sen eşeğe bin bari” der.

Az sonra, karşıdan gelen başka biri ile karşılaşırlar.

Adam bakar, kadın eşeğe binmiş Hoca yayan “Oldu mu ya hanım sen eşeğe bin, aksakallı ihtiyar yürüsün. Reva mı bu!” der

Kadın bakar adam haklı “Hoca sen bin” der. O iner, hoca biner.

Az sonra başka biriyle karşılaşırlar “Hoca ayıp ayıp. Kadına saygı yok mu? Sen eşekte kadın yayan…” diye söylenir.

Bunun üzerine Hoca karısını da yanına alır.

Bu kez de karşıdan gelen bir başka yolcu “Vay insafsız! Sakalından utan. Zavallı eşeğe iki kişi binmişsiniz, hayvanın beli bükülmüş. İnsafsız, bir de Müslüman olacaksın!” der.

CHP’nin komisyona girip girmemesi ile ilgili durum da tam bu!

Herkesten ayrı fikir… Hepsi de kendi bakış açısı ile doğru…

Girsin, girmesin, şu şartla girsin, bu şartla girsin, girsin ama, girmesin ama…

Ekranlarda ve köşelerde bekarlar karı boşuyor, ben dahil.

Çünkü hiçbir yorumcunun sırtında yumurta küfesi yok, yarın dönmek serbest.

Bu yüzden de ben CHP’nin komisyonda yer alma kararını destekliyorum, almasa da desteklerdim ama şartla girmesini çok ama çok doğru buluyorum.

Çünkü bu konuda 1990’lardan beri “sorunun çözümü diyalogda” diyen tek siyasi görüş CHP ya da sosyal demokratlar…

AKP gibi ikircikli bir tavır hiçbir zaman sergilemediler, masa kurup oy kaybettiğini görünce masayı devirip Süleyman Soylu’ya sığınmadılar.

CHP’nin “Sizle Anayasa yapmayız, komisyon barış ve demokrasi ile sınırlı görev yapar, nitelikli çoğunlukla karar alınmalı, demokratik adımlar konuşulmalı, siyasi rehineler serbest kalmalı” şartları doğru.

“AKP bu şartları karşılamaz” diyenler var. Karşılamayabilir, o zaman da CHP olmaz komisyonda.

CHP yoksa komisyon da yok hükmündedir zaten.

“Erdoğan komisyona çağırırken bile CHP’ye hakaret ediyor” diyenler var. Evet ediyor.

CHP Genel Başkanı da cevabını verir.

“AKP’ye güvenilmez” diyenler de var. Haklılar, güvenilmeyebilir.

Ama zaten CHP bu komisyona AKP’ye güvenerek girmiyor.

Bahçeli ve DEM’e daha fazla güveniyor.

Bakarsınız AKP 21 ile azınlıkta kalabilir.

Belli mi olur…

Zaten MHP ve Öcalan “CHP olmazsa olmaz” demese AKP lideri, CHP’yi istemezdi.

Kurucu iradenin komisyon toplantısı sonrası bir basın toplantısı yaparak, komisyonda konuşulanlar kamuoyu ile paylaşılmalı.

Şunu da söylemeden geçmeyeyim.

Bu mesele ile ilgili olarak CHP’ye veya komisyona katılmayan partilere “Barış istemiyor musun?” diye dünyanın en ahmakça sorusu soruluyor.

Bu soru mu?

Mondros da barış mütarekesi, Sevr de barış anlaşması…

İster misiniz böyle barış?

Barış var, barış var…

Cehaletle birleşmiş aptallıktan başka bir şey değil bu soru.

1.Dünya Savaşı’nı sona erdiren Versay Barış Anlaşması “tüm barışları sona erdiren barış” diye bilinir.

Bunu da mı duymamış barış isteyen, barış istemiyor musun diye soran cühela!”