DÜNYA nefesini tuttu, yanı başımızdaki doğu komşumuz İran ile İsrail arasındaki 12 günlük füze savaşının sonucunu heyecanla izledi.

İran’ın nükleer tesisleri imha edilince savaşın tansiyonu da düştü…

Gerçekten düştü mü?

Aslında İsrail ve arkasındaki Emperyal güçler, “nükleer enerji” bahanesiyle İran’ın tüm askeri varlığını nerede ise bitirme noktasına getirdiler…

Sözgelimi, “demir kubbeyi” İsrail’e bir füze isabet etti ise, İran’a en az bunun 20 katı füze isabet etti. Tabii yıkım da ona göre oldu.

Üstelik başta İran Genel Kurmay Başkanı olmak üzere birçok kuvvet komutanları da bu saldırıların hedefi oldu. Ordu moral olarak çökme noktasına geldi…

Tabii ki bunları İsrail tek başına yapmadı… Dünyadaki herkes bunu biliyor… Arkasındaki ağa babaları 8 milyonluk terör ülkesi İsrail’e her türlü yardımı açık açık yaptı.

Direkt ve endirekt olarak işin içinde başta Amerika olmak üzere, İngiltere de vardı, Almanya da Fransa da… Hepsi de kafalarındaki senaryoyu oluşturmak için İsrail’in arkasında durdular… Yoksa İsrail’in, bu kadar operasyonu tek başına yapması, eşyanın tabiatına da aykırıdır.

ATEŞKES ÇAĞRISI İRAN’I KURTARDI!

Aslında İran, askeri gücünü önemli bir ölçüde tüketmiş, depolarındaki füze miktarını yarıya kadar kullanmıştı… Bu “ateşkes” en çok da onların işine yaradı…

Çünkü sadece İsrail ile savaşmadılar. Yanlarında duran, destek veren bir İslam ülkesi de yoktu… Müttefik saydıkları Çin ve Rusya’dan da ciddi bir ses çıkmadı.

Aslında güven veren bir komşu değildir İran… Ortadoğu coğrafyasındaki her türlü terör faaliyetlerinde İran’ın parmağı olduğu artık herkesçe biliniyor. Suriye’de, Lübnan’da, Irak’ta, Ürdün’de, Yemen’de ve birçok komşu ülkedeki terör faaliyetlerinde İran’ın aktif rol oynadığı biliniyor… Türkiye’de büyük maddi ve manevi kayıplara neden olan PKK belasının bir diğer kolu da yine İran’dan beslendi yıllarca…

İsrail’e kızıyoruz ama komşumuz İran’ın da ondan pek geri kalır yanı yok. Geçmişte Osmanlı’ya bela olan Persler, aradan asırlar geçmesine rağmen yine bu coğrafyada her türlü terör faaliyetlerine destek veriyordu.

2000’li yıllardan önce kutsal topraklarda bile terör faaliyetlerinde bulunduklarını hatırlıyorum.

BİZ KENDİ İŞİMİZE BAKALIM

Durum onu gösteriyor ki, bu topraklarda bağımsız, bağlantısız ve güçlü bir Devlet olmak çok zor. Gazi Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarının, 7 düvele karşı savaş vererek kurduğu bu Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni her alanda daha ileriye taşıma yarışında olmalıyız…

En azından bin yıllık bir devlet geleneği olan bir milletin ahfadıyız… Etrafımızda olanlardan kendimize dersler çıkaramıyorsak, günün birinde biz de tıpkı İran gibi, Irak gibi, Suriye gibi büyük sıkıntılara muhatap kalabiliriz…

Güçlü bir Türkiye her zaman düşmana korku, dosta güven verir… Bunun için de öncelikle hukukun, demokrasinin ve insan haklarının rehber alındığı bir ülke konumuna gelmeliyiz…

Eğitimde, sanayide, ilimde, bilimde ve hukukta ne kadar iyi olursak, ülkedeki diğer göstergeler de o derece iyileşir…

Ancak gelinen bu noktada, hatalarını eleştirenleri kendine hasım belleyen, hukuk mekanizmasını ve emniyeti bir “sopa” gibi kullanan bir yönetim anlayışı ile bu ideal hiçbir zaman gerçekleşmez…

***************

ANLAMLI SÖZ

“Demokrasi, bir eğitim işidir... Eğitimsiz kitlelerle demokrasiye geçilirse oligarşi olur. Devam edilirse, demagoglar türer. Demagoglardan da diktatörler çıkar…''

PLATON

**************