İnsan, gökyüzüne baktığında bir anlam arardı. Şimdi herkes yere bakıyor çünkü yere ait olduklarını kabullendiler. Vicdan mezara gömüldü, değerler ise indirim reyonunda tozlanıyor.

Toplum, artık bir bedenden çok çürüyen bir et yığınına benziyor. Herkes konuşuyor ama kimse dinlemiyor. Herkes görüyor ama kimse görmüyor. Kalpler donmuş, zihinler uyuşmuş. İnsanlar artık insan değil, sistemin kablolarına bağlanmış, tüketmekle nefes alan canlılar.

Bir anne çocuğunu susturmak için eline telefon verirken, bir baba ekmek değil, gösteriş peşinde koşuyor. Dostluk, “like” sayısıyla ölçülüyor; aşk, filtrelerin ardında doğuyor ve orada ölüyor. “Değer” kelimesi, sözlüklerde kaldı sadece.

Bu çağda en çok “insanlık” kelimesi tırnak içinde yazılıyor çünkü artık gerçek değil. Kimse aynaya bakmıyor. Hırs, sevgiyi öldürdü. Para, inancı boğdu. Ego, insanı mezarına taşıyor. Toplum dediğimiz şey, artık bir kalabalıklar sessizliği. Bağırıyoruz ama kimse duymuyor, çünkü herkes kendi yankısında kaybolmuş durumda.

Birileri “her şey yolunda” diyor. Hayır, hiçbir şey yolunda değil. Çünkü yolun kendisi yok artık. İnsanlık, kendi açtığı çukurda kayboldu. Biz, birbirimizin omzuna basarak yükseleceğimizi sandık ama hep birlikte batıyoruz.

Belki de en korkuncu bu: Çöktüğümüzü bile fark etmeyecek kadar körüz.