Terör örgütü PKK, 12. Kongre sonuç bildirisi açıkladı.

Örgüt, silahlı mücadelenin sonlandırması kararlarını alarak, “PKK adıyla yürütülen çalışmaları” sonlandırdı.

Bitti mi yani?

Sanmam, çünkü bu ifade, “Çalışmalarımız başka adlarla devam edecektir” anlamına geliyor.

Bildiride, "Kongremizin aldığı PKK’nin fesih ve silahlı mücadele yöntemini sonlandırma kararı kalıcı barışa ve demokratik çözüme güçlü bir zemin sunmaktadır.

Söz konusu kararların uygulanması Önder Apo’nun süreci yürütüp yönlendirmesini, demokratik siyaset hakkının tanınmasını ve sağlam bütünlüklü bir hukuki güvenceyi gerektirir.

Bu aşamada Türkiye Büyük Millet Meclisinin tarihi sorumlulukla rolünü oynaması önemli olmaktadır” denildi.

Dertleri de şu; kararın uygulanması, Abdullah Öcalan’a siyaset yapma hakkı verilmesini istiyorlar.

Önceki süreçten ağızları yandığı için, bu kararın Meclis’te alınmasını şart koşuyorlar.

Lozan’dan çok söz ettik, ki en ç-can alıcı noktası olduğu için tekrarında fayda var.

Bildiride “Partimiz PKK; kaynağını Lozan Antlaşması ve 1924 Anayasasından alan Kürt inkâr ve imha siyasetine karşı, halkımızın özgürlük hareketi olarak tarih sahnesine çıktı” denilmiş.

Yani gitsin Lozan, gelsin Sevr, öyle mi?

Bildiride, “Önder Apo Kürt-Türk ilişkilerinin sorunsallaştığı Lozan Antlaşması’nın ve 1924 Anayasasının öncesini referans alarak, Ortak Vatan ve Kürt-Türk halklarının kurucu öğe olduğu Demokratik Türkiye Cumhuriyeti perspektifini ve Demokratik Ulus anlayışını Kürt sorununun çözüm çerçevesi olarak benimsedi.” denilerek Sevr özlemine ikinci defa vurgu yapılıyor.

Ama niye kızıyoruz ki, emperyalizmin taşeronu bir örgütün, emperyalist dayatma olan Sevr’i benimsemesi ve istemesi çok mu sürpriz?

Cumhuriyetin kuruduğu andan itibaren düğmeye basılmışçasına sürekli isyan eden bir katil güruhtan Sevr’i inkar ve Lozan’ı tasdik beklemek mümkün mü?

Adamlar Türk ve Türklük düşmanı olur da Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesine düşman kesilmez mi?

Ve gelelim ülkemizi içeride ve dışarıda en çok zor duruma düşürecek taleplerine…

Ki sağda solda davalar açarak bunun zeminini de hazırladılar.

“PKK katı Kürt inkârının, buna dayalı imha siyasetinin, soykırım ve asimilasyon politikalarının egemen olduğu koşullarda şekillendi” denilmiş.

Bu cümle ile hem uluslararası kamuoyunda işledikleri cinayetleri haklı çıkarmak hem de bu çağrı ile Türkiye’nin soykırımla suçlanmasını sağlamak istiyorlar.

Bildiride “1990’lı yılların koşullarında Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın Kürt sorununu siyaset yoluyla çözme arayışı gelişti ama devletin Turgut Özal ve ekibini ortadan kaldırması, Kürt inkâr ve imha siyasetinde ısrar ederek savaşı tırmandırması neticesinde bu yeni süreç sabote oldu” iddiasına yer verilmiş…

Ama kendi ifadesiyle ‘Kürt kökenli’ olduğuna hiç değinilmemiş.

Birileri ‘yahu ezildik, horlandık, aşağılandık’ diyor eşit vatandaşlık istiyorsunuz da eğer söyledikleriniz doğru olsaydı bir Kürt cumhurbaşkanı olabilir miydi” diye sorarsa diye mi korktunuz?

Bildiride “Türkiye’nin sol-sosyalist güçleri, devrimci yapı, örgüt ve şahsiyetlerinin Barış ve Demokratik Toplum sürecini sahiplenmeleri ile halkların, kadınların ve ezilenlerin mücadelesi yeni bir düzey kazanacaktır. Bu, son sözleri ‘Yaşasın Türk ve Kürt Halklarının Kardeşliği ve Tam Bağımsız Türkiye!’ olan büyük devrimcilerin amaçlarını başarmak anlamına gelecektir.” denilerek Deniz Gezmiş’e atıfta bulunulmuş!

Ama o bahsettikleri kesimlerin ABD emperyalizmi kadar onların taşeronlarına da düşman olduklarını unutmuşlar.

Peki, biz eleştiriyoruz da siyasiler ne diyor bu işe?

Emekli Tuğgeneral Naim Babüroğlu’na göre sadece iktidar değil muhalefet de ikna edilmiş;

“Aslına PKK ne istediğini, yıllar önce Talabani’ye açıklamıştı. Talabani, “PKK’lılar bana ‘Silahı bırakıp dağdan şehre inmemiz isteniyor. Gideceğimiz yer neresi? Ev mi, yoksa hapis mi? Birinci şartımız genel af ilan edilsin. Hazırlanacak yeni anayasada -Türkiye’nin hepsi Türk değildir. Türkiye birçok ırktan oluşur- ifadesine yer verilsin’ dedi. PKK’yı ikna etme konusunda başarılı olduk sayılır. Türk tarafını ikna etme konusunda yarım başarılı olmuş sayılırız. Bu konuda kardeşim Mesut Barzani ve Berham Salih Türk tarafıyla iyi çalışma yürütüyor” diye konuşmuştu.

Anlaşılan şimdi, Türk tarafını temsil eden İktidar ve muhalefet liderleri ikna edilmiş durumda!