İki yeni bakanın yemin töreninde yaşanan kavgayı izledim.

‘Kim haklı kim haksız’ yorumundan bağımsız, iyi bir görüntü olmadığını, TBMM Başkanı Numan Kurtuluş’un “bu metazori, bu zorlama TBMM’nin mehabetine yakışmamıştır, Anayasa’ya aykırı bir teşebbüs olarak kayıtlara düşmüştür” sözlerinden de sadece ‘TBMM’nin mehabetine yakışmamıştır’ kısmına katıldığımı belirtmek isterim.

İzlediğim görüntüler eşliğinde tarafların açıklamalarına da bakınca, bu görüntülere bile isteye zemin hazırlandığı, öyle olmasa bile sorumluların yaşananları engelle adına bir çaba sarfetmediklerini ve sorumluluklarını yerine getirmediklerini düşünüyorum.

Oturumu yöneten TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ’ın, muhtemel olayları engelleme noktasında yetersiz kaldığını düşünüyorum.

Görüntüye bakın; İtiş-kakış ve yumruklaşma başlamış, kürsü işgal edilmiş, derhal oturuma ara vermesi gereken başkanvekili, yangına körükle gidercesine, ısrarla yeni bakanı yemin etmeye çağırıyor.

Bu doğru bir davranış mı?

Ve elbette ki kavganın bir öncesi yani alt yapısı var. Ama alt yapısından itibaren sorumluluk alması gereken bir başkanvekili yok.

CHP Grup Başkan vekili Murat Emir, öncesini anlattı. Aktarayım, karar ve yorum sizlerin olsun;

“Biz, "Akın Gürlek siyasetçidir, ondan başsavcı olmaz, onun başsavcılık yaptığı bir ülkede, bir şehirde adalet olmaz" dedikçe, İstanbul'da ne yaptıysa Türkiye'de de aynısını yapsın diye şimdi Adalet Bakanı yaptılar. Aynı siyasete devam edecekler, aynı düşman hukukuna devam edecekler, aynı siyasi operasyonlara devam edecekler ve utanmadan sıkılmadan "içinde hukuk var" diyecekler, "adalet var" diyecekler, "bağımsız yargı var" diyecekler. Bağımsız yargı değil mi? Tam bir palavra...

Bağımsız yargının teminatı nedir? Anayasamızda HSK'dır. HSK'nın başkanı kim şimdi? Akın Gürlek...

Biz defalarca dava etmişiz, HSK'ya şikâyet etmişiz, "bunlar siyasi davalar, başsavcı görevi kötüye kullanıyor" demişiz; şimdi bizim başvurularımızı denetleyecek, inceleyecek kurumun başında bütün hâkim ve savcıların başında Akın Gürlek var.

Sonra da döneceksiniz, "bağımsız yargı" diyeceksiniz. Siyasetçi siyaset yapar, başsavcı başsavcılık yapar. Bakan yardımcısı siyasetçi, başsavcı siyasetçi, bakan siyasetçi, Cumhurbaşkanı'nın bütün atamaları siyasi ve buradan aslında bu tespiti doğru yapmak zorundayız. Türkiye'de rejimin temel kolonlarına ağır bir saldırı gerçekleştirilmektedir.

Dünkü görüntüleri hepiniz gördünüz. Herkesin gözü önünde oldu ama yine büyük bir algı operasyonu, yine bir yalan balonu...

Şaşırmamak mümkün değil, pişkinliğin bu kadarı. Anayasa'ya aykırı diyoruz, bu kişi hâlâ başsavcı diyoruz. Başsavcılık sıfatı olan bir kişi başsavcılık görevinden çekilmeden Adalet Bakanı olamaz, Genel Kurulda bu yemini edemez. Genel Kurulda Anayasa bu kadar açıkça çiğnenemez diyoruz ve biz Genel Kurulda muhalefet yapma hakkımızı kullanıyoruz, İçtüzükten kaynaklanan hakkımızı kullanıyoruz.

Ben Grup Başkanvekili olarak söz kullanıyorum; Anayasa'ya aykırı olduğunu, böyle bir kişinin bu makama getirilemeyeceğini, başsavcılıkta yaptığı işlemlerin hepsinin siyasi olduğunu, hâlâ Başsavcılık görevinin devam ettiğini, şu anda Adalet Bakanlığı görevine o görevi dolayısıyla oradaki işlem tamamlanmadan atanamayacağını söylüyorum.

Meclis Başkanı bir tasarrufta bulunuyor. Usul tartışması açın diyorum, Anayasa'ya aykırı işlem yapıyorsunuz diyorum, "açmam" diyor. Ben de elimde Anayasa kitapçığı ile Sayın Meclis Başkanı'na doğru yürüyorum anlatmak üzere. Parlamentoyu bilenler bunun her gün Genel Kurul salonunda defalarca gerçekleşeceğini bilirler. Aynısı gerçekleşti, bugün de olacak aynısı. Kavga çıkaracağız demiyorum; yine bir konuda herhangi bir grup başkanvekili anlaşamazsa, bir iddiası varsa, sözünü söyleyemiyorsa, söz hakkı kesilmişse Meclis Başkanına gider, saygıyla durumu arz eder. Biz bunu hep yapıyoruz ve yapacağız.

Ama ben elimde Anayasa kitapçığı, Meclis Başkanvekiline gidip de konuyu arz etmeye çalışırken önümü kestiler ve kürsü işgali yaptılar. Kürsü işgalini yapan AKP Grubu...

Meclis Başkanı, Meclis kürsüsünü işgal edenin AKP grubu olduğunu görmemiş mi, duymamış mı, bakmamış mı tutanaklara? Nasıl olur böyle bir şey.

Efendim bu demokrasi açısından kabul edilemezmiş. Demokrasi açısından 14 ay İstanbul'da görev yapıp, 16 seçilmiş belediye başkanını, başta bizim cumhurbaşkanı adayımızı hiçbir somut delil olmaksızın tutuklamakla siyasi operasyon yapmak demokrasiye sığıyor mu Sayın Meclis Başkanı?

Türkiye Cumhuriyeti, muz cumhuriyeti değildir.”

İnşallah öyledir sayın Emir! İnşallah öyledir…

Not; Mehabet; büyüklük, ululuk, yücelik.