Cumhurbaşkanı Erdoğan’a göre, bu ülkede iktidar değil, muhalefet sorunu varmış.
Bütün bu yaşadıklarımızın temel sebebi iktidar değil, muhalefetmiş.
Özellikle de CHP…
Diğerleri az çok uyumlu ama ah şu CHP, bir türlü siyasi literatürdeki şu ‘majestelerin muhalefeti’ tanımına uymadı gitti.
Diyor ki; "CHP bakanlarımızla uğraşmaktan vazgeçsin.
Bunun yerine partisini bir kanser hücresi misali saran yolsuzluk, rüşvet, irtikap, taciz skandallarıyla meşgul olsun.
İlla bir yapı kurmak istiyorsa, tabii yeterli kadro bulabilirse acilen partisi bünyesinde 'yolsuzluklardan arınma başkanlığı' kursun.
Böylece hem selefi Kılıçdaroğlu'nun arınma tavsiyesine uymuş hem de vatandaşa bir hizmet etmiş olur.
Ama ne yazık ki bu ülkenin ana muhalefet partisi çıkar amaçlı kurulan suç örgütlerinin güdümünden bir türlü çıkamıyor, bir türlü kurtulamıyor.
Doğrusunu söylemek gerekirse 'Gazi Mustafa Kemal'in kurduğu partiyiz' diye övünen CHP'nin mevcut yönetim altında düşürüldüğü bu perperişan hallerden biz ülkemiz siyaseti adına üzüntü duyuyoruz.
Türk demokrasisinin inşallah önümüzdeki dönemde hak ettiği olgunlukta, kalitede ve vizyonda bir ana muhalefete kavuşacağına inanıyoruz."
Her bir cümlesi izaha muhtaç ama iktidar tabanının böyle bir derdi yok.
Ve her cümlesinin bir karşılığı var ama o izahtan vareste kitleye ne anlatırsan anlat faydasız.
Mesela arınmadan bahsediyor ama kendi başbakanının arınma hamlesini ‘öyle yaparsanız bir tane bile il, ilçe parti başkanı ve belediye başkanı kalmaz’ diye reddeden bizzat kendisi…
O da biliyor ki temiz siyaset aşamasına geçildiğinde, çevresinde siyaset yapacak adam kalmayacak…
Çıkar amaçlı suç örgütlerinin güdümüne girmekse mesele, bu konuda da iktidar partisinin eline hiç kimse su dökemez. Aynı menzili maksuda yürüdükleri şimdiki adıyla fetö kimin iktidar ortağı gibiydi?
Eğer örgütten maksat PKK ise, bu cani örgütle pazarlık yapan da CHP değil nitekim…
Ha, Aziz İhsan Aktaş suç örgütü ise maksat, bu suç örgütünün en çok iktidar partisi belediyeleriyle ve iktidar bürokratlarıyla iş tuttuğu ama sadece CHP’li belediyelerle ilişkisinin suç sayıldığı ortada…
Öyle bir algı oluşturdular ki yetki iktidarda ama sorumluluk muhalefette.
Madam ki ülkeyi muhalefet yönetiyor ve madem ki muhalefet bu haliyle ülkeyi yönetemiyor, o zaman yer değiştirsinler. Hemen seçime gidip bu beceriksiz muhalefetten muhalefet yetkisini alalım ki günümüz iktidarı muhalefet nasıl yapılır hepimize göstersin…
Birilerinin bunlara bırakın CHP’yi de memleketin ve vatandaşın asıl dertleriyle uğraşın deme vakti çoktan geldi.
Ekonomi yerlerde sürünüyor. Merkez Bankası’nın bir hamle daha yapacak gücü kalmadı. Önce AKP/CHP savaşı ardından İran ve emperyalist köpeklerin savaşı hazineyi tamtakır etti.
Sıra Mansur Yavaş’a geldi ama bu hamleye ekonominin mevcut durumu engel teşkil ediyor. Yani kakabilecek bir 60 milyar dolarları daha olsa mutlak mutlan olayını gerçekleştirecek CHP ve Mansur Yavaş’ı da ekarte edecekler.
Daha önce de dediğim gibi, evet savaş ekonomiyi vurdu ama bu kesinlikle İran-ABD savaşı değil.
Bakın, savaşın göbeğindeki İran ile savaşın dışındaki Türkiye’yi tarım ürünleri gıda enflasyonu anlamında bir değerlendirelim;
CHP’li Oğuz kan Salıcı, İran Tebriz’de bir süpermarketten gelen görüntüyü paylaştı.
Diyor ki, “Tümen cinsinden fiyatları Türk Lirası’na çevirdiğimizde yaklaşık tablo şu:
Dolma biber: Türkiye’de 155 TL. İran’da 33 TL. Sivri biber: Türkiye’de 169 TL. İran’da 27 TL. Kabak: Türkiye’de 75 TL. İran’da 25 TL. Patlıcan: Türkiye’de 69,9 TL. İran’da 6,5 TL. Portakal: Türkiye’de 49 TL. İran’da 26,8 TL. Patates: Türkiye’de 21,5 TL. İran’da 14 TL. Domatesin fiyatını da CNN Türk’ün İran haberlerinde izledik. İran’da 16 TL. Türkiye’de en az 100 TL. 200’lere kadar çıkıyor. İran’da gıda enflasyonu %57,9 (Eylül 2025). Türkiye’de TÜİK’in makyajlı hesabıyla bile %32,3 (Mart 2026). İran’da 16 liralık domates %58 artınca 25 TL olur. Türkiye’de 100 liralık domates %32 artınca 132 TL olur. İran’da asgari ücret 120 dolar, Türkiye’de 625 dolar seviyelerinde. Asgari ücretlinin satın alma gücüne baksak dahi, fiyatlar yaklaşık 5’te 1’i olmalı. Asgari ücret Türkiye’de 280 kilo, İran’da 335 kilo domates alabiliyor. İran’da 55 kilo daha fazla. İran’da ekilebilir arazi oranı %9, Türkiye’de %26. Üstelik İran; toprak çökmesi, su krizi, toz fırtınaları gibi sert iklim şokları yaşadı. Bu nedenle başkentini değiştirmeyi dahi tartıştı. Buna rağmen pek çok ürün Türkiye’de daha pahalı. Bunun sebebi “jeopolitik kriz” mi? Jeopolitik krizin daniskası İran’da. Türkiye değil, İran savaşta. İran yıllardır ağır yaptırımlar altında. İran, uluslararası finans sisteminden dışlanmış, Türkiye dünya ticaretine entegre. Demek ki kusur, her zamanki “olağan şüpheli” dış güçlerde değil. Kusur, içerideki yönetim tercihinde…”