Hatırlarsınız, eski TBMM Başkanı Hüsamettin Cindoruk, toplumun seçmen bilincine örnek olarak şu anekdotu anlatmıştı; "Biz İnönü’nün, asker kaçağı olduğunu söylerdik ve de inanırlardı. Düşünebiliyor musunuz, adam hem paşa hem Garp Cephesi komutanı hem de asker kaçağı..."
İşte ben de bu söylemlere inanan, Menderes’i kutsan ama İnönü hakkında akıl almaz iftiraların konuşulduğu bir çevrede yetiştim.
Sonra gerçeklerle yüz yüze kalınca da dilimden ve zannımdan dolayı yüklenen günahlarımı çeşitli vesilelerle affettirebilmek için her fırsatta ilgili kesimlerden helallik istemek zorunda kaldım.
Yazılarımda bazen CHP güzellemesi yapmamın ve sık sık ‘yahu sen Ülkücü müsün yoksa CHP’li mi’ sorusuna muhatap olmamın sebebi de budur.
Dolayısıyla Sayın Erdoğan’ın “Gençler CHP'nin tarihini öğrensin. CHP'nin ikinci genel başkanı malum İsmet İnönü. Koltuğu çok severdi. CHP'deki koltuğunu 1972 yılında, 88 yaşındayken, o da isteyerek değil Ecevit karşısında kaybedince bıraktı” sözlerini karşılık CHP’yi savunmak yine bana düşecek.
Hatırlarsınız, komedyen Ata Demir’in bir filminde sık sık kullandığı replik vardır; “Senden ötürü beya!”
Yani senin yüzünden…
Yıllar önce gazetecilik gereği CHP Eski milletvekili Engin Özkoç’un seçim çalışmalarını takip ediyorum.
Vatandaşın akla hayale sığmayacak ithamlarıyla karşılaştıkça, birkaç kez bana dönüp ‘hocam, bu ne ya’ dedikçe ben de ona her seferinde ‘senden/sizden ötürü beya’ dedim.
En son dayanamadı sordu, abi ne demek şimdi bu?
Toplumun yetersiz seviyesine, seçmenin olgunlaşmamış bilincine aldırmadan bu ülkeyi çok partili hayata geçirdiniz, iyi halt ettiniz, şimdi de onun cezasını çekiyorsunuz, dedim.
Halen de aynı fikirdeyim. Bu ülkenin başına demokrasi anlamında ne geldiyse sorumlusu CHP’dir.
Şimdi Sinan Meydan’ın arşivinden istifadeyle o günlere bir yolculuk yapalım ki meramım daha iyi anlaşılabilsin.
Türkiye, çok partili hayata o tek adam, diktatör, koltuk sevdalısı denilen İnönü sayesinde geçti.
Tek dereceli seçim sistemine geçilmesini ve kendisinin “değişmez genel başkan” sıfatının kaldırılmasını isteyen, “Seçimi kaybedersem, kazanan partinin başkanının devlet başı olmasını doğal göreceğiz ve onu samimi bir hürmetle karşılayacağız” diyen de koltuğunu 88 yaşına kadar bırakmamakla itham edilen İnönü’ydü.
Hani şimdi şu ucube sistem sayesinde cumhurbaşkanı aynı zamanda bir partinin genel başkanı olabiliyor ya, işte onu da kaldıran adamdı İnönü…
1949'da Seçim Yasası hazırlattı. Gizli oy açık tasnife uygulamasına geçildi, yargıçların il ve ilçe seçim kurulları başkanlığı yapmasına, Yargıtay ve Danıştay üyelerinden bir Yüksek Seçim Kurulu kurulmasına karar verildi.
Çok uyardılar, kaybedeceğiz dediler ama İnönü, 1950 seçimlerini kaybetmeyi göze almıştı. İktidarın tüm avantajlarını elinin tersiyle bir kenara itmeye hazırdı.
Seçim sonucunu demokratik bir olgunlukla kabul eden İnönü, 11 yıl 6 ay 3 gün süren cumhurbaşkanlığından sonra Çankaya'dan ayırılıp Pembe Köşk'e taşındı.
Seçimin kaybedildiği anlaşılınca İstanbul Sıkıyönetim ve Birinci Ordu Komutanı, “seçime fesat karıştırıldığı” iddiasıyla harekete geçmek için İnönü'den talimat beklemişti.
İnönü'nün talimatı şuydu: “Milli irade gerçekleşmiştir. Halkın istediği şekilde iktidar devredilecektir. Bunu herkes içine sindirmelidir.”
İnönü, Başbakan seçilen Menderes'i, yeni Cumhurbaşkanı Bayar’ı nezaketle tebrik etti.
İnönü, artık muhalefetteydi. “Hayatının vazifesini yapmanın” iç huzurunu yaşıyordu.
Kısacası İnönü, 27 yıllık uzun tek parti iktidarından sonra yönetimi kansız, kavgasız biçimde sandıktan çıkanlara teslim etmesini bildi.
Bu gerçeği Menderes de kabul ediyor; “Bir iç savaşa gitmemiş olduklarını lehlerine kaydetmek yerinde olur. Çünkü ellerinde bir silah ve bir kuvvet vardı” diyordu.
Türk Demokrasi Tarihi”ni yazan Prof. Kemal Karpat'a göre de “CHP'nin bir muhalefet kurulmasına müsaade etmesi, hatta bu muhalefeti ilk sıralarda desteklemesi dünya tarihinde görülmemiş bir olaydır.”
Hasılı İnönü koltuğa yapışmamış, “Kaybetsem de kazansam da şeref benim!” demiş ve kaybetmesini dahi demokrasinin zaferi ilan etmişti; “Benim en büyük yenilgim en büyük zaferimdir.”
Evet, gençler CHP’nin tarihini öğrensinler ama doğru öğrensinler.
Öğrensinler ki, İnönü asker kaçağı sözüne inanan büyükleri gibi, tercihleriyle bu ülkeyi felakete sürüklemesinler.