TÜRKİYE’NİN sınır komşularındaki huzur ve istikrar ne kadar iyi olursa, bu durum ülkemize de iyi olarak yansır… Zira bölünmüş, parçalanmış, iç isyanlarla sarsılmış, çete savaşlarıyla bitap düşmüş bir ülkeden bırakın Türkiye’ye, kendisine bile hayır gelmez…

Bundan yaklaşık 7 ay önce (27 Kasım-2 Aralık 2024) 911 kilometrelik sınırımız olan Güney komşumuz Suriye tam 3 parçaya ayrıldı. İleride belki de 4-5 parçaya bölünebilir.

Yine Güney batımızdaki komşumuz Irak daha önce yaşadı Suriye’nin başına gelenleri… Önce Emperyal ülkeler, İran ile Irak’ı kapıştırdı. 8 yıl süren iki İslam ülkesi savaşında bolca silah satıldı bu ülkelere… Karınlarını doyurdular, bütçelerini düzelttiler ve bir süreliğine çekildiler köşelerine…

İki İslam ülkesinin toparlanması ise yıllar sürdü.

SADDAMI TUZAĞA DÜŞÜRDÜLER!

Sonra Kuveyt’i işgal etme tuzağına düşürdüler diktatör Saddam Hüseyin’i. Daha sonra ise adım adım Irak’ı karıştırdılar… Daha sonra da, tarihler 9 Nisan 2003’ü gösterdiğinde Saddam Hüseyin’i devirdiler. Kurulan mahkeme ile de idama mahkûm ettiler.

Sonuç…

Şu anda Sünnilerin, Kürtlerin, Arapların ve daha birçok etnik yapının ayrı telden çaldığı bir ülke konumuna geldi Irak… Ben diyeyim 3, siz deyin 5 parçalık; parça parça bir ülke konumunda…

Oysaki bize tek parça Irak daha faydalı olurdu… En azından Saddam’ın zulmünden kaçıp ülkemize sığınan, sonra da farklı teşkilatların oyuncağı olan gruplar oluşmayacaktı; ülke olarak işimize bakacaktık…

İçlerinden İŞİD de çıktı, Hizbullah da, PKK ve türevleri de…

Sonunda zarar yine bizim ülkemize dokundu…

Bugün Mısır’ın, Libya’nın, daha batıdaki Fas, Cezayir ve Tunus’un başına da aynı şeyler gelmişti. Filistin toprakları ise, İsrail’in bu topraklarda planlı bir şekilde devlet kurmasıyla cadı kazanına döndü…

Son yıllarda olanlardan bahsetmeye gerek yok! Bir avuç Gazze yıkıntıları arasından aylar içinde 75 binin üzerinde insan ölüsü çıktı!

YA SURİYE’DE YAŞANANLAR?

Güney komşumuzun başına gelenler, Arap Baharı rüzgârıyla başladı.

Evet… Esat da bir diktatördü… Lakin Suriye karışmadan bizimkilerin yakın kankasıylı Esat… İki ülke yöneticileri yakın arkadaştı; tatillerini bile aynı mekanda yapıyorlardı…

Sonra ne oldu?

Arap Baharı, cehenneme çevirdi bu ülkeyi! Geleceği belliydi; hatta tehlike, “Geliyorum!” diyordu… Bunu sağır sultan biliyordu lakin bizim kankalar gerekli tedbirleri almadı.

Mesela, zamanın Başbakanı Ahmet Davutoğlu, “Bir hafta içinde Şam’daki Emevi Cami’inde Cuma namazı kılarız!” diye abuk-subuk demeç vermek yerine, ülkemizin ileri gelenleri Beşar Esad’ı “açılıma” ikna etseydi, Suriye paramparça olmayacaktı.

Meselâ yanına varıp, “Bak komşu, bak dostum… Arap Baharı’nın arkasında demokrasi değil, tüm Emperyal güçler var… Bununla başa çıkamazsın… Gel ülkende demokrasi adına bazı atılımlar yap ve halkını arkana al!” deselerdi ve desteklerini bu yönde verselerdi…

Belki de bugün Güney komşumuz Suriye tek parça olarak ve biraz da demokrasiden beslenerek yoluna devam edecekti.

Ancak bizimkiler bunu yapmadıkları gibi, yönetime başkaldıran çeşitli unsurlara silah ve lojistik destek verdik yıllarca…

Ve Suriye’yi parçalara ayırmak isteyen güçlerin değirmenine su taşıdık!

Suriye de parçalandı…

Ondan da 3-5 farklı etnik yapı yakında devlet olma yolunda adımlarını atacak…

Oysaki bize tek parça komşular lâzımdı… Şimdi soruyorum:

Irak’ta, Suriye’de, Mısır’da, Libya’da, Ürdün’de, Lübnan’da ve tarumar olmaya başlayan Doğu komşumuz İran’da kimi muhatap alacaksınız?

Bilmem anlatabildim mi?

***************

ANLAMLI SÖZ

“Sorunun kendilerinde olduğunu anlamayan insanlar, çözümü başkalarının huzurunu bozmakta bulur…”

HZ.MEVLANA

**************