Nur topu gibi bir casusumuz daha oldu. Hayırlı olsun…

Yandaş basına da gün doğdu tabi. Günlerdir üzerinde tepiniyor, İmamoğlu’nun amma da karanlık ilişkileri olduğunu şok şok şok itiraflar eşliğinde anlatıyorlar.

Ortada hepi topu tek bir belge var. O da İmamoğlu’nun meşhur casusumuz ve sözde annesi ile seçim tebriği vesilesiyle çekilmiş bir fotoğrafı… Bu fotoğraf üzerinden müthiş bir casusluk senaryosu çıkarıyorlar.

Eskiden de böyleydi bu arkadaşlar.

Öyle olduklarını Yılmaz Özdil YouTube videosunda tane tane anlattı.

Mevzu casusluk olunca casus yakalama ve üzerinde tepinme konusundaki maharetlerimizi hatırlamış olduk.

TSK’ya kumpas sürecinde 300 subayımızı casusluk yaptıkları gerekçesiyle hapse tıkılmıştı.

Güya bir buzdolabının arkasında siyah poşet içinde casus oldukları öne sürülen üç bin subayın TC kimlik numaraları yazıyordu. Casus filmlerinde zaten olmazdı ama, komedi filmlerinde bile böylesi olmazdı, casusluk şebekesi, maazallah yakalanıp tutuklanırken karışıklık olmasın diye (!) casusların isimlerini, ikametgah adreslerini ve TC kimlik numaralarını bile yazmıştı, hatta, casusların casus olduklarından emin olalım diye subayların isim listesi “bycasus” isimli listeye kaydedilmişti.

Dijital belgeler “delil” olarak gayet özenle hazırlanmıştı, mesela casus olarak tutuklanan bir üsteğmenin 1997 yılından itibaren yabancı ülkelere belge sızdırdığı iddia ediliyordu ama o üsteğmen 1997 yılında henüz 12 yaşındaydı...

Bir albayın 2009 yılında bir savaş gemisiyle ilgili belge sızdırdığı iddia ediliyordu ama söz konusu gemi 2001 yılında zaten jilet olmuştu...

Casuslarımızın aynı zamanda fuhuş yaptıkları iddia ediliyordu, kanıt olarak üç farklı evden üç farklı yatak odasının fotoğrafı vardı, o fotoğraflar Gölcük Orduevi’nin internet sayfasından alınmıştı...

Ama en şahanesi, karakutu’ydu, casusluk şebekesinin arşiviydi, kozmik derecede önemliydi, son teknolojiyle profesyonelce hazırlanmıştı, dijital şifresi kırılamayacak şekilde oluşturulmuştu.

Bu karakutu ele geçirilmemişti... Evet, yanlış okumadınız, iddianamede aynen böyle yazıyordu, “ele geçirilemeyen karakutu, şifreleri kırılamayacak şekilde dosyalandı” deniyor, var olmayan karakutu delil kabul ediliyordu.

Üç bin subayımız casus diye hapse tıkılırken, aynı günlerde... Elazığ’da casus kerkenez yakalandı! Ayağında metal halka takılıydı. Metal halkada “Tel Aviv” yazıyordu. Elbette, göç yollarını takip etmek için kullanılan rutin yöntemdi. Ama sayın ahalimiz bu tür numaraları yemezdi... “İsrail casusu bu” dediler, kafese koydular. Casus kerkenez Fırat Üniversitesi’ne götürüldü, çarmıha gerer gibi kanatlarını açtılar, hayvancağızın röntgenini çektiler...

Röntgenin sol üst köşesinde hastanın adı, dosya numarası, röntgenin çekildiği tarih ve saat yer alıyordu, hastanın adı olarak “İsrail ajanı” yazmışlardı!

Masumiyet karinesi filan hikayeydi, talihsiz kerkenez, henüz suçu sabit değilken, sayın devletimizin kayıtlarına adıyla soyadıyla “İsrail ajanı” olarak girmişti.

Bilahare, Konya’da casus pelikan yakalandı, ayağındaki bantta alenen “İsrail” yazıyordu. Mossad’ın hakikaten hiç kafası çalışmıyordu yani, Türkiye’ye gizli gizli casus pelikan göndermişlerdi ama, şapşal gibi ayağına İsrail yazmışlardı, e işte böyle suçüstü yakalanmıştı tabii...

Gaziantep’te casus arıkuşu yakalandı, ayağındaki halkada “Tel Aviv” yazıyor, ayrıca, Tel Aviv Üniversitesi’nin e-mail adresi bulunuyordu. Belli ki bu arıkuşu elde ettiği gizli bilgileri internetten mail olarak gönderiyordu,

İpsala’da casus ördek yakalandı, ayağında “Norveç” yazıyordu. Edirne’de sınırını geçen kazı vurdular, İsveç casusu çıktı.

Casusların ne uçanı ne kaçanı bizden kurtulamazdı.

E şimdi bakıyoruz...

Ekrem İmamoğlu’nu casusluktan tutukladılar. Meğer MI6’miş.

Sayın ahalimiz kerkenez peşinde koşarken, kozmik odayı soymuşlardı.

Bakalım bu defa nereleri soydurduğumuz ortaya çıkacak diye soruyor Yılmaz Özdil.

Bence İngiltere ile yaptığımız savaş uçağı anlaşması bunlardan biri olabilir. Yarın değiniriz…