‘Biri mukaddesatımıza, değerlerimize saldırıyor gibi yapsa da biz de tepkimizi koyuyor gibi yapıp birilerinin gözüne girsek diye’ pusuya yatanlarımız var.

Bosch’un Anneler Günü reklamına balıklama dalmaları da bu yüzden…

Bu gerekçeyle aman de kadar milli ve manevi değerlere, geleneklerimize, milli aile yapımıza bağlı olduklarını göstermek için bulunmaz fırsat…

Doğrudur, Anayasamıza göre de "Aile Türk toplumunun temelidir" ve Türk milletinin asli kimliğini ve tarih boyunca ayakta kalmasını sağlayan en köklü müessesedir.

Peki, ekonomik ve sosyal politikalarla toplumun temeli olan aile dinamitlenirken niye sesiniz çıkmaz?

Ama dur! Sizin mukaddesatçılığınız, yerli ve milliliğiniz ve vatanseverliğiniz sınırlıdır öyle değil mi? Pardon bir an unutmuşum.

Sizin her ne yaparsa yapsın, iktidara zarar vermemek gibi bir çizginiz var.

Çünkü siz, yolsuzlar üzerine fetva veren ve "İktidara zarar verecekse doğruları söylemek caizdir diyemem" diyen Hayrettin Karaman’ın müritleriniz…

Mukaddesatımıza, milli ve manevi değerlerimize, hatta mukaddes dinimize hakaret edilmesinden ziyade, kimin yaptığına bakıp ancak öyle tavır almak da geleneğiniz.

Örnek Egemen Bağış’ın Bakara makarası…

Bu binlerce örnekten biri, binlerce…

Allah’ın ayeti ile dalga geçilirken sustunuz. Dalgacı Egemen taltif edilip büyükelçi yapılırken de sustunuz.

Bunu bir muhalif yapsaydı, sokaklara dökülürdünüz.

Neyse, aileye gelelim.

Yaşları artık ‘evde kalma’ sınırını aşan iki evlat ve torun niyetine sevebildiğim bir kedi sahibiyim.

Dolayısıyla aile beklentileri ve hayvan sevgisi konusunda sizden öğrenebileceğim hiçbir şey yok.

Bu çocukların neden evlenemediğini, neden yuva kuramadıkların sakın sormayın, ağzımı fena bozarım.

Ulan memlekette çocukların yuva kurabileceği, kursalar da geçinebileceği bir ortam mı bıraktınız?

Ekonomik tablo ve veriler ortada;

Türkiye’de geniş tanımlı 13 milyon işsizimiz var.

Çocuklarımız iş bulamıyor ki ‘eş’ bulsunlar.

Hadi kendileri gibi bir garibanı buldular, asgari ücret ev kirası kadar, diğer asgari ücret maaşıyla, açlık sınırı 35 bin liraya dayanmış bu ülkede nasıl geçinsinler?

Kaldı ki iş bulup da maaşını alamayan, eylem yapınca da coplananlar cabası…

İnsanlar geçinemiyor, anlamıyor musunuz?

Keyiflerinden mi evlenmediklerini, evlenseler de rahatları kaçmasın diye çocuk yapmadıklarını mı sanıyorsunuz?

Hadi soyları kurumasın(!) diye bir çocuk yapmaya karar verdiler. Kadının hamile kaldı diye işten atılmayacağının garantisi var mı bu ülkede?

Hadi doğumdan sonra iş buldu diyelim, çocuğa kim bakacak?

Çalışanların küçük çocukları için kreşler, doğumdan başlayarak ilköğretim çağına kadar sürecek, anneyle çocuğu ayırmayacak ama her ikisine de hayatın içinde yer verecek bir sürece hizmet eden kurumlar açtınız, annelerin yükünün hiç değilse bir parçasını sırtlanacak sosyal destekler sağladınız da bizim mi haberimiz yok?

Gençlere evlenme ve evlenenlere en az 3 çocuk yapmayı tavsiye etmekle, aman da ne kadar ailevi değerlerimize bağlı olduğunuzu ispatlayamazsınız.

Biz bunu yemeyiz.

Biz ekonomik ve sosyal politikalarınızla bu tavsiyenizi destekleyip desteklemediğinize bakarız.

Sizin TÜİK’in muhtemelen kısıtlayarak verdiği oranlara göre, 2025 yılında Türkiye'de evlenen çift sayısı düşerek 552 bin 237'ye gerilerken, boşanan çift sayısı 193 bin 793'e yükselmiş.

Yani boşanma oranı evlenme oranın üçte birine yükselmiş.

Ortalama ilk evlenme yaşı erkeklerde 28,5, kadınlarda 26'ya çıkmış…

İbrahim Kahveci yazdı; Ülkemizde doğum sayısı hızla geriliyor.

0-10 yaş nüfus 2015 yılında 13.954.475 kişiyken 2025 yılında 12.344.695 kişiye geriledi.

0-10 yaş nüfusumuz 10 yılda 1.609.780 kişi azaldı. Azalma oranı yüzde 11,5…

Bu dönemde 65+ yaş nüfus ise 6.495.239 kişiden 9.583.059 kişiye yükseldi.

Yaşlı nüfusumuz son 10 yılda 3.087.820 kişi yani yüzde 47,5 arttı.

Eseriniz olan bu tablodan sonra, vay efendim falan reklam da annelik duygusu eleştirilmiş falan demek sizi onca sorumluluktan kurtarmaz.

Dolayısıyla bırakın bu Bosch işleri…