Ülkede bir sorun mu çıktı? Hemen bir komisyon kuralım.
Çocuklar suça mı sürükleniyor? Komisyon.
Kadına şiddet mi artıyor? Komisyon.
Bağımlılık mı yayılıyor? Komisyon.
Sonuç?Her hafta bir ziyaret. Bir okul gezisi. Bir kaymakamlık ziyareti. “Sahada incelemelerde bulunduk.” “Yetkililerden bilgi aldık.” “Kapsamlı değerlendirmeler yaptık.”
İyi de kardeşim, ortada yangın var. Duman göğe yükselmiş. Sen hâlâ yangının neden çıktığını konuşuyorsun.
Bir çocuk suç işlediğinde komisyon ortada yok.
Bir kadın defalarca şikâyet ettiği halde öldürüldüğünde komisyonun sesi yok.
Bir dram yaşandığında kamuoyu açıklama bekliyor, ama ortada yine klasik cümleler: “Süreci yakından takip ediyoruz.”
Ne demek bu? Kim takip ediyor? Nasıl takip ediyor? Sonuç ne?
Komisyon dediğin şey gezmekle olmaz. Fotoğraf vermekle olmaz.
Toplantı yapıp çay içmekle hiç olmaz.
Komisyonun işi;
– Somut öneri sunmak,
– Takvim koymak,
– Sorumlu belirlemek,
– Raporu kamuoyuna açık ve net açıklamak,
– Uygulamanın hesabını vermektir.
Bizde ne var? Ziyaret turu.
Sanki bir protokol programı. Bugün okuldayız. Yarın kaymakamlıktayız. Öbür gün STK ziyareti. Ama sahadaki sorun yerinde duruyor.
Her olaydan sonra “Bu konuda komisyon kurulmuştu” deniyor.
Kurulmuştu da ne oldu?Bu komisyonlar etkili olmak istiyorsa dosya kalınlaştırmak yerine çözüm üretmeli. Bürokratik cümleler yerine net hedef koymalı. “Çalışıyoruz” demek yerine “Şunu yaptık, şu tarihte şu sonuç alınacak” demeli.