YAŞLI dünyamızın hallerinden kurtulup da, daha sakin daha iyi niyetli ve ümitli bir dünyaya kapı açamadık bir türlü...
Ortalıkta bu kadar cana kıyılırken...
Tüm dünya devletleri birleşmiş, bir ülkeyi ortaya kaldırmak için işbirliği yaparken...
Kan kusan tüm silahlar, Ortadoğu coğrafyasına yığılırken...
Ve gökyüzünde kümelenen füze bulutlarının ne zaman ve nereye düşeceği bilinmez iken...
Filistin’de, Lübnan’da, Gazze’de, İran’da, Irak’ta, Suriye’de, Ukrayna’da, Arakan’da ve Doğu Türkistan’da hayat Hâlâ zehir ve ölüm kusarken nasıl iyi duygu ve düşüncelere yelken açalım?
“Bayram gelmiş neyime?
Kan damlar yüreğime...”
ZOR DA OLSA, TEBESSÜM!
Son yazıda Mehmet Akif Ersoy ile Neyzen Tevfik’in dostluğundan bahsetmiştim... Dünyamızda kol gezen bütün olumsuzluklara rağmen bugün bir tebessüm yazısı yazmak istiyorum... Yine ünlü taşlama şairimiz Neyzen Tevfik’in zamanına gidelim...
1950’li yılların başında bir Beyoğlu gecesi... Neyzen Tevfik henüz hayatta...
Beyoğlu meyhanelerinden birine, elinde bir ney muhafazası taşıyan 25-30 yaşlarında. İyi giyimli bir delikanlı girer. Şöyle bir etrafa bakındıktan sonra, boş bulduğu bir masaya ilişip, havalı bir el hareketi ile garsona seslenir;
“Hey... Bakar mısın buraya?”
Garson yaklaşır masaya doğru;
“Buyurun Beyim. Hoş geldiniz!”
“Bir Fahrettin Kerim ile bir buz, az da badem istiyorum...”
Fahrettin Kerim, o zamanların İstanbul Valisi’nin adıdır. Boyu 1.49 civarında olan valinin adı, en küçük içki şişesi ile anılır olmuş...
“Baş üstüne beyim...”
ÜSTADIN MASASI EL YAKAR!
Sipariş gelmeden daha mekânın sahibi gelir masaya;
“Delikanlı, bakar mısın?”
“Buyurun!”
“O masadan kalkmanızı rica edecektim... Şu arkadaki masaya alsak sizi!”
Delikanlı celallenir, biraz sert çıkar;
“Ne münasebet efendim? Ben geldiğimde boştu bu masa!”
“Bu masa üstadın masasıdır. Buraya gelen herkes bilir ve bu masada oturmaz!”
“Ne üstadı imiş bu?”
Patronun gözü delikanlının getirdiği masadaki neye ilişir ve gözüyle işaret eder;
“Üstat Neyzen Tevfik... Ney çaldığınıza göre, tanıyor olmalısınız...”
“Benden başka üstat tanımam. Benim üstat diyeceğim adam bu aleti benden iyi üflemeli...”
Patron sinirlenmeye başlar. Bu sırada iki de fedai yaklaşır yanlarına. Az önce meyhaneye girip tartışanlara şahit olan Neyzen Tevfik, “Bırak kalsın!” anlamında el eder patrona... Ne de olsa son demleridir artık hayatının; durulmuştur ve artık gençlik ateşi sönmeye başlamıştır şairin...
Yavaşça ilişir arkadaki boş masaya, bir Fahrettin Kerim de o söyler; az da badem...
Delikanlı ikinci şişeyi de bitirdikten sonra neyi çıkarır muhafazasından, dudaklarına götürür. Patron artık dayanamaz acele ile tekrar gelir masaya;
“Ayıp yahu... Üstadın yanında bu ne cüret? Her şeyin bir edebi, usulü var!”
Bu sırada arka masadan kısıt bir ses duyulur;
“Bırak efendi; tamamdır...”
Patron üstada hürmeten geri çekilir. Delikanlı başlar bir taksim üflemeye, herkes bırakır çatalı bıçağı, kadehi, kulak kesilir... Ustadır delikanlı hakikaten. Ustadır da, çok tizden girmiştir çalmaya... Hem caka satma merakı hem de içkinin tesiri ile tıkanır kalır... Nefesi yetmez...
FAHRETTİN KERİM İLE FASIL
Az önce ney sesi ile tüm dikkatlerini bu masaya veren insanlar fısıltı ve biraz da alaycı bir şekilde genç ney ustasına bakarken, hemen arka masadan çok derinlemesine ve yürek parçalayan bir ses yükselmeye başlar. Delikanlının çıkaramadığı perdeden almış, devam etmektedir...
Şaşırır delikanlı... Geriye döner ve yaşlı Neyzen Tevfik’i görür... Zordur o perdeyi çıkarmak... Her neyzenin haddi değildir... Üstelik çalanın elinde ney de yoktur üflemek için... Neyzen Tevfik’in elinde az önce tüketilmiş Fahrettin Kerim şişesi vardır... Ona üflemektedir...
Delikanlı yerinden doğrulur... Neyzen Tevfik’in ellerinden öper ve çalması için kendi neyini takdim eder;
“Buyur üstadım... Bu densizi affedin ve bununla çalın!”
Neyzen Tevfik, biraz tebessüm eder, biraz da son yıllarını yaşadığı zaman tünelinde ciğerlerini şişirerek çok içli ve yanık bir sesle neye üfler...
Delikanlı ile orada bulanan tüm müşteriler adeta mest olur, kendinden geçer... Alkışlar uzun süre dinmez... Bu dizeler de onundur;
“Ney sesinde hüzün var, söylenir bin bir dilden,
Ağlayan bir gönül sanki; yanık yanık içinden...”
NOT: Yarın Ramazan Bayramı’nın ilk günü... Kadir Gecesi ise geride kaldı... Tüm Bizim SAKARYA okuyucularının Kadir Gecesini ve bayramını tebrik ediyorum... Günlerinizin her daim bayram tadında geçmesini diliyorum...
******************
ANLAMLI SÖZ
“Kime sordumsa seni doğru cevap vermediler;
Kimi alçak, kimi hırsız, kimi deyyus dediler...
Künyeni almak için, partiye ettim telefon:
Bizdeki kayda göre, şimdi o mebus dediler!”
NEYZEN TEVFİK