Fındık ve FİSKOBİRLİK konusunu gündeme taşımama vesile olan kaynağım, anlaşılan bizde ki sessizliği görünce belki de ‘sizin yapacağınız haberciliğin ta…’ düşüncesiyle olsa gerek konuya tekrar müdahil olma ihtiyacı hissedip, aşağıdaki açıklamayı göndermiş;

“Lütfü Bayraktar’ın yazınıza verdiği cevabı da, sanırım ilk kez Sakarya yerel basınla bir araya gelip yaptığı açıklamaları da okudum.

Buradan özetle iki sonuç çıkardım;

Birincisi, Bayraktar eleştirilmeyi ve gazetecilerin soru sormasını, daha doğrusu kamuoyu adına hesap sorulmasını hazmedemiyor. Gönderdiği cevap yazısının içeriğinde geçen cümlelere bakar mısınız? “…derin bir teessürle, …karalama kampanyalarından bihaber oluşunuzu üzüntüyle karşılamış bulunmaktayım, …açıklamalar çarpıtılarak algı operasyonuna dönüştürülmüş, …bu alçakça iftirayı okurlarınıza ulaştırmayı başarmıştır, …bu iletinin ciddiye alınmayacağını, …yalan ve dezenformasyondan öteye, …iddiaların ne kadar mesnetsiz olduğu, … ciddiye alınacak bir tarafı yoktur.”

Bu nasıl bir içerik, bu nasıl bir üslup anlamak mümkün değil.

Sormasınlar mı Sayın Bayraktar. Üreticiler Fiskobirlik ortakları ve kamuoyu adına sormasınlar mı? Sorgulanma ve eleştiriye tahammülsüzlüğünüzün sebebi nedir?

Bu tür makamlarda olanlar, iktidar temsilcileri, siyasi parti mensupları kamuoyunun merak ettiği soruları yanıtlıyor, size gelince cevap vermeyi bile kendinize “ZÜL” saymanızı okuyucuların takdirine bırakıyorum.

İkincisi ise ki, benim de önemsediğim taraf burasıdır. Başkan Bayraktar’ın 15 yıldır Fiskobirlik Başkanı olduğu döneme ilişkin sorularımıza verdiği cevapların bırakın “İKNA EDİCİ, KAMUYOUNU TATMİN EDİCİ” içerikten ziyade, özetle “ben hesabı kongreye, delegeye veririm” minvalinde cevaplandırmasını da anlamak mümkün değil.

Sorduğunuz sorulara cevaptan ziyade, kendi propagandasını yapan, abartı dolu, gerçeklikten uzak 15 yıllık sıkıntısından dert yanan birinin hezeyanlarını okumuş gibi oldum.

Cevapsız kalan sorular, hiç değinmediği (daha doğrusu kendine göre beğenmediği) soruların cevaplanmamasını da kamuoyunun takdirine bırakıyorum.

Tabi taciz skandalıyla ilgili konuyu da ayrıca irdelemek gerekir. Neden mi? Bir başkan ya da yönetici, himayesi altındaki çalışanlara “sebebi, mazereti ne olursa olsun, bırakın tacizi mobing dahi yapmamalı. Yapanlara da engel olmalı.”

Sizler gazeteci olarak, toplumun hassasiyet gösterdiği konuları köşenize taşırken, mesleki etik kurallar yanında, kamuoyu adına sorulmayanları sormak, olumsuz giden meselelere parmak basmak, düzeltilmesine vesile olmak gibi bir anlayış taşıyorsunuz.

Ben de bu konuda destek olmak isterim.

Kamuoyu soruyor; Fiskobirlik, her yıl 4-5 bin ton fındık alırken, neden kamuoyuna 15-20 bin tonlu rakamlar telaffuz ettiniz. Efit ve Fiskobirlik’in faaliyet raporları ortadayken, neden piyasaya abartı dolu bilgi veriliyor. En son açıklamanızda “…100 bin ton fındık alırız” söyleminizden, “al-sat yaparak bu miktara kadar alırız” ifadesine dönüşmesinin asıl sebebi nedir?

Lütfi Bayraktar cevap veriyor; Yani nakit alıp nakit satsak, piyasadan en az 100 bin ton kabuklu fındık alacak üretici güvenine sahip olduğunu, ürünü peşin parayla alıp bir gün sonra tekrar peşin paraya çevirebileceğini, dolayısıyla çok güçlü maddi kaynaklara ihtiyacı olmadan bu çarkın döndürülebileceğini beyan ettik.

Kamuoyu, Fiskobirlik ve bağlı şirketlerin, banka ve finans kuruluşlarına 300 Milyon lira borcunu soruyor. Gelen cevaba bakıyorum borçtan bahsetmiyor. Kongrede böyle bir ifadem olmadı, diyor. Oysa bilançonun altındaki imzalar onun ama o hala; FİSKOBİRLİK’in bankalara 300 milyon TL borcu olduğuna yönelik genel kurullarda bir beyanatım olmamıştır. Tüm genel kurullarımız kayıt altına alınmaktadır. İstenirse kayıtlar incelenebilir. Bu iddia da yalan ve dezenformasyondan öteye geçememektedir, diyor.

Kamuoyu soruyor: Giresun Bulancak OSB Valiliğin kuruma hibe ettiği projeleri tamamlanmış 24 dönüm araziye neden fabrika kurmadınız? OSB’deki araziler, Bakanlık adına yereldeki Valilik adına onaylanmıyor mu? Bu araziler yatırımcılara, yatırım ve istihdam artsın diye piyasanın çok çok altında katılım payıyla, hem de taksitle verilmiyor mu? Giden Vali Sayın Hasan KARAHAN’ın yer tahsisiyle ilgili karar nedir acaba?

Lütfi Bayraktar: Bulancak OSB’de yer alan arazi, Valilik tarafından FİSKOBİRLİK’e hibe edilmemiştir. Arazi bedeli, ilgili kurumlara ödenerek FİSKOBİRLİK tarafından devir alınmıştır, diyerek kestirip atıyor.

Kamuoyu soruyor: Maaşınızı dolar olarak mı alıyorsunuz? En son kongrede yurt dışı günlük harcırah tutarı 200 ABD doları şeklinde. Bundan yola çıkarak sorulan bir soruydu. Yani dolarla harcırah alınıyor mu? Demek ki alınıyormuş.

Bilançonun ilgili kalemlerindeki (temsil ve ağırlama, Yönetim Kurulu giderleri vs.) rakamlara ne demeli? S a y f a 2 | 2

FİSKOBİRLİK Yönetim Kurulu Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyeleri, maaşlarını kurumun birtakım ihtiyaçları için harcamaktadır. Bu nedenle 15 yıldır bu göreve delegasyon tarafından layık görülüyoruz, diyor.

Kamuoyu soruyor; FKB sosyal tesislerinde üç gün boyunca Ak Parti Genel Başkan yardımcısını misafir edip ondan milletvekilliği adaylığı için kaçıncı sıra sözü aldınız? Birkaç ay önce Ak Parti Sakarya Kadın kollarından 20- 30 kişilik bir grup ağırladınız mı? Üretici sizden fındık ile ilgili hizmet beklerken, siz kurumu siyasi bir üst haline mi getirdiniz mi?

Bayraktar olayı genellendirip topu taca atıyor, herkese kapımız açık diyor.

Esasında siyasete gireceği apaçık belli. Zaten basına da Ak Partiden Vekil aday adayı olacağını söylüyor. Bunda bir beis yok.

Bizim derdimiz ve sorumuz; Fiskobirlik kaynaklarını, sosyal tesislerini bu uğurda kullanıp, kullanmadığı…

Devam edecek…