PARAMIZIN değeri “pul” olunca, alınması, giyilmesi, yenmesi gereken her şey devleşiyor insanın karşısında. Çarşı-pazara çıkıyorsunuz; eskiden yeterli olmayan filenizin yarısı bile dolmuyor… Dolayısıyla, kilo ile alınan sebze ve meyveler artık tane ile satılıyor, alınıyor…
Zengin olan için, durum değişmiyor…
Çünkü sistem, zengini zengin, fakiri ise daha fakir yapıyor; yerin dibine sokuyor!
Eskiden bir emekli memur, aldığı ücretle ailesinin geçimini sağlarken, kalan para ile bir de “dar gün için” bir çeyrek ya da yarım altın alır, kenara koyardı. Şimdi ise bırakın artırmayı, boğazınızdan kısmak zorundasınız…
Üstelik daha önce almış olduğunuz gıdaları da bir alt kaliteden almanıza rağmen, yine de ay sonunu getirmek için olmadık “cambazlıklar” yapmanız gerekiyor!
Bir ülke her geçen gün refah seviyesini ve yaşam kalitesini biraz daha yükseltmesi gerekirken, bizde bu işler tersine işliyor… Sadece yaşamını sürdürmek için geçen ay aldığın yiyecek kalemlerinin miktarını ve kalitesini azaltmak zorunda kalıyorsunuz…
TUTULMAYAN SÖZLER, SÖZLER!
Almanya bizi kıskanıyor ya!
Bizi kimsenin kıskandığı yok ayrıca… Olan sefalet ortamlarını unutturmak, insanlara “ölümü gösterip sıtmaya razı etmek” şark kurnazlığıdır.
O da bir yere kadar… Artık insanlar yemiyor…
Çünkü bu işin ölçüsü mutfakta kaynayan kazandır… Ve çoktandır o kazanın büyük bir bölümü boş kaynıyor!
Oysa si, çok değil bir önceki seçimlerde şöyle demişti sayın Cumhurbaşkanımız;
“Bu kardeşinize son bir kere oy verin, bakın Türkiye’yi nerelere taşıyacağız!”
Güvendik…
Verdik…
Evet… Türkiye öyle yerlere taşındı ki, artık gelinen bu noktada ince eleyip sık dokumalısınız ki, “sadece boğaz tokluğuna” yaşamınızı sürdürebilesiniz!
GEÇEN PAZARA UĞRADIM!
Sanırım ikindiden sonra idi. Uğramaz olsaydım! İnsanlar, kalan yiyeceklerin daha ucuza satılır umuduyla pazarın sonunu bekliyor artık!
Niyetleri, en kaliteli, en taze ve kasası yeni açılmış bir ürünü almak değil…
Niyetleri, sadece ve sadece tencereye kaynayacak bir yeşillik bulabilmek…
Mevsimi değil ama lahana, pırasa ve ıspanak et, kıyma ve sucuk alamayan insanlar için hayati bir seçenek… Fakat onlar da pazar tezgâhlarında pek görünmüyor artık!
İnsanların alışverişlerini gözledim… Bir yaşlı teyze geldi aksaya aksaya, esnafın fiyat etiketine dudak bükerek, “Şu kadara olmaz mı?” diye sordu.
Esnaf da ne yapsın; “Olur teyzeciğim!” diye cevap verdi. Ve yaşlı kadının istediği fiyata tarttı, verdi.
Bir başka müşteri geldi, pazarcı esnafının çürük, ezik diye ayırdığı domateslere talip oldu; o da fiyatın yarısına aldı, gitti…
Tezgâhtaki malının yarısını bile satamayan esnaf da var…
Filesinin yarısını ve hatta çeyreğini dolduramayan insan da var…
Pazarda durum böyledir efendim…
Yıllardır ülkeyi yönetenler arada bir de olsa, ziyanı yok; “tebdil-i kıyafet” dolaşsınlar pazarı… Tanınmamak için yüzlerine maske de taksınlar… Ama üç aşağı, beş yukarı manzara budur efendim!
Bunun için vatandaşlar şokta… İnsanlar gelecekten ümitsiz ve çıldırma noktasında; bayramını tebrik ediyorsunuz; ironi yapıyor, mizahi bir şekilde cevap veriyor;
“Bana her gün bayram!”
Hayat pahalı, Pazar el yakıyor… Cep delik, cepken delik…
Cebinde yok bir metelik…
********************
ANLAMLI SÖZ
“Dün, dünde kaldı cancağızım… Artık yeni şeyler söylemek lazım…”
HZ.MEVLANA
********************