Bu bir sır değil; Siyasal İslamcılar, Atatürk ve cumhuriyete her zaman karşıydılar.

Bazen takiye yapıp düşmanlıklarını gizleseler de çoğunlukla hal, tavır ve sözleriyle bunu açık açık ortaya koydular.

Bazen dillerini tutamadılar; Keşke Yunan kazansaydı, dediler.

Cumhuriyete kanlı darbe ve çamuriyet, dediler.

Cumhuriyete “90 yıllık reklam arası” dediler.

“10 Kasım’da tuvalete gidin” dediler.

Ayasofya açılışı ve Fatih’in vasiyeti bahane Atatürk’e lanet okudular.

Resmi bayram mesajlarında ve konuşmalarında Atatürk’ün adını anmamak için ellerinden geleni yaptılar.

Atatürk posterini ters asıp pardon yanlışla oldu dediler.

Makamlarından Atatürk resimlerini kaldırdılar, buna cesaret edemeyenler de Atatürk’ün yanına aynı ebatta ‘reis’ resmi koydular.

Ne mutlu Türk’üm demeyi ve andımızı yasakladılar.

Atatürkçü teğmenleri ordudan attılar.

Milli Eğitim Bakanlığı, sömestr tatilini bile isteye 10 Kasım’a denk getirdi.

Resmi törenlere katılmamak için ya bir hastalık ya da yurt dışı gezi bahanesi uydurdular.

Milli bayramlarda ortadan kaybolarak, bayramların kendileri için yas teşkil ettiğini açık açık ortaya koydular.

Akıllarınca milli bayramlara alternatif uydurup, o törenlere katılmayı milli törenlere katılmamanın bahanesi yaptılar.

Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramımız yerine uyduruk Kutlu Doğum Haftası icat ettiler.

İstanbul’un Fethi’ni kutlayıp, İstanbul’un Kurtuluşunu görmezden geldiler.

26 Ağustos Büyük Taarruzunun önüne 26 Ağustos Malazgirt Zaferi’ni koydular.

Allah’tan iki tane 26 Ağustos var ki, birisine katılmaları diğerine katılmamalarının mazereti oldu, yani…

İçinde Atatürk olmadığı için Malazgirt Zaferi kutlamalarını tercih ediyor, diğerini danışmanlarının yazdığı birkaç metinle ve mümkün mertebe Atatürk’ü anmadan geçiştiriyorlar.

Diyanet ve onun kontrolündeki camilerimiz de böyle değil mi?

Diyanet 26 Ağustos denilince sadece Malazgirt’i anlıyor, bazen de tepkilerin dozu artınca Büyük Taarruzdan söz ediyor ama hutbenin içinde Atatürk yok.

Hasılı biz yıllardır, kurucusunu ve varlık sebebini inkar eden bir Diyanet, hadi varlıklarını geçtim unvanlarını, koltuklarını borçlu oldukları Atatürk’ü görmezden gelen diyanet ve konumlarını Atatürk’e borçlu ama Atatürk düşmanı ülke yöneticileriyle karşı karşıyayız.

Dolayısıyla Emniyet Genel Müdürlüğü’nün Atatürk resmini kapatarak kutlama paylaşımı yapması ne ilk ne de son. Bunlar Atatürk’ü de cumhuriyeti de sevmiyor, istemiyor hatta nefret ediyor, her fırsatta da kinlerini kusuyorlar.

Siz asıl bundan sonrasına bakın. Fikirlerinin ve ideolojilerinin BOP, ABD yeni dünya düzeni ve Büyük İsrail projesiyle örtüşüp örtüşmediğini araştırın.

Mesela Apo ve ABD büyükelçisi ile Lozan düşmanlığı konusunda aynı noktaya gelip gelmediklerine bakın.

“Türkiye, Atatürk’ün mirasını reddetmelidir” diyen ABD Savunma Bakanlığı danışmanı Samuel Huntington’dan farklı düşünüp düşünmediklerine bakın.

“Kemalizm’e son verin, Osmanlı’yla övünün” diyen Amerikan RAND Corporation düşünce kuruluşunun politik danışmanı Graham Fuller ve bugün bize, içinde İsrail’in de olduğu yeniden Osmanlı sınırları çizmeye kalkan ABD büyükelçisi ile uyumlarına dikkat edin.

“Amerikan kontrolündeki bir halife ile İslam dünyasını yönetmek, bizim için en masrafsız yoldur” diyen Amerika Birleşik Devletleri eski başkanı Bill Clinton ile fikirdaş olup olmadıklarına bakın.

Lozan Antlaşması’nı Osmanlı Devleti’nin Ortadoğu’daki topraklarının paylaşılmasını öngören 1916 tarihli gizli antlaşma Sykes-Picot anlaşması ile bir tutan, Osmanlı İmparatorluğu’ndaki millet sistemi farklı grupların merkezi sistemdeki varlıklarını yüzlerce yıl sürdürmelerine imkân verdi” sözleriyle Osmanlı güzellemeleri yapan, ABD Ankara Büyükelçisi Barrack’ın sözleriyle, siyasal İslamcıların fikirleri ters mi yoksa düz mü ona bakın.

Ve bu kıyaslamayı yaparken özellikle Yahudi David Rockefeller’in “Yüz yılın İtirafları” adlı kitabında geçen şu cümleleri bugün yaşadıklarımızla karşılaştırmayı sakın ihmal etmeyin;

“Türkiye, coğrafi ve stratejik bakımından çok önemli bir ülkedir. Bu ülke bizim için çok önemlidir ve Türklere bırakılacak kadar önemsiz değildir.

Türkiye, Müslüman aleminde öncül ve demokratik tek ülkedir.

İslâmiyet’i yıkmak istiyorsak işe Türkiye’den başlamak gerekir.”

Şimdi kim yerli ve milli, bir daha, bir daha, bir daha bakın…