Dün, Hucurat Suresi 6. ayet ile uyarmıştım; “Ey inananlar! Eğer yalan haber taşıyan biri size bir haber getirirse, onun doğruluğunu araştırınız. Yoksa bilmeden bir topluluğa kötülük edersiniz de sonra yaptıklarınıza pişman olursunuz.”
Bu sabah bakıyorum yandaş basın hırsız feneri gibi dilediği tarafı karartıp, dilediği tarafı aydınlatmayı inatla sürdürüyor.
Malumunuz bir 560 milyar lira meselesi var.
Günlerdir havuz medyasının manşetlerini süslüyor;
İmamoğlu'nun İstanbul vurgunu: Vatandaşın 560 milyar lirası nerede?
'Terör' ve 'örgütlü suçlarla' ilgili yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'na yönelik suçlamalara bir yenisi daha eklendi. 'Para kuleleri' ile geçtiğimiz zamanlarda çokça gündeme gelen İmamoğlu ve ekibinin, İstanbulluya harcanması gereken meblağdan 560 milyar liralık vurgun yaptığı konuşuluyor.
Ve yandaş basın yani hırsız feneri, 560 milyar lira ile neler neler yapılabileceğini de aktarıyor ki facianın pardon turpun büyüğü daha iyi anlaşılabilsin.
İBB Başkanı İmamoğlu ve ekibinin vatandaştan çaldığı iddia edilen 560 milyar liralık meblağ ile;
25 adet TCG Anadolu savaş gemisi, 13 adet Atatürk Barajı, 157 adet Milli Muharip Uçak, 17 adet Yavuz Sultan Selim Köprüsü, 12 Avrasya Tüneli, 14 Marmaray Hattı, 41 Kuzey Marmara Otoyolu milletin kullanımına sunulabilir, İstanbul 5 yılda depreme hazırlanır, milyonlarca vatandaşın sağlıklı binalarda oturması sağlanabilirmiş.
Bu hesap uzmanları bu hesapları yaparken, aralarına serpiştirdikleri yap-işlet-devret modeliyle yapılan ve maliyeti yani kazığı 10 katına çıkan hizmetlerin farkına varabilseydi keşke.
Ama dedim ya onlar hırsız feneri…
Allah’tan ki gazetecilik görevini namusuyla yapan, tek derdi kamuoyunu doğru bilgilendirmek olan gazeteciler de var bu ülkede. Örneğin Murat Ağırel…
Son yazısında konuya değindi.
“Soruşturma sürecine kamuoyu oluşturmak için medya destekli büyük yalanlar ekleniyor.
Bu filmi daha önce de izledik.
Bu tür soruşturmalarda tüm evraklara sahip değiliz ancak görüyoruz ki bazı gazetecilerin, televizyon yorumcularının ve sosyal medya figürlerinin ellerinde dosyadan daha fazla “bilgi” var.
“Tamam, kabul, belgeleri çıkartıp gösterin” diyoruz. Tık yok.
Ancak buna rağmen kamuoyu doğru bilgiye ulaşamıyor. Çünkü bilgi, soruşturmanın içinden değil, algının dışından pompalanıyor.
İddialar çarpıcı: “560 milyar TL yolsuzluk”, “PKK’ye 100 milyon dolar aktarıldı”, “50 milyon dolarlık 3 villa, 15 milyon TL’ye satıldı.”
Ama ne savcılık tespitlerinde ne soruşturma evraklarında ne de başka resmi belgelerde bu tür iddiaların yeri yok.”
Demek ki yandaş basının uydurduğu ve toplumda hırsızlık algısı oluşturmak için uydurulan bir yalandan ibaretmiş.
Ve hiç utanmadan halen bu yalanı sürdürüyorlar.
Murat Ağırel, çelişkileri de aktarıyor;
“Bir iş insanının yaptığı bir şikâyet, 2020 yılında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ile sonuçlanmış. Ama aynı şikâyet yıllar sonra tekrar raftan indiriliyor.
Bir tanık, “Beylikdüzü Mado’nun alt katında gece yarısı toplantılar yapılıyordu. Murat Ongun, Necati Özkan, Ekrem İmamoğlu gibi isimler bu toplantılara katılıyordu” diyor. Savcılık bu iddia üzerine HTS kayıtlarını istiyor. Sonuç? İddia edilen tarihlerde adı geçen kişiler o bölgede bulunmamış.
Elif Güven örneği ise bambaşka bir garabet. Gözaltılar başladığında yurtdışındaydı, hemen Türkiye’ye döndü ve gözaltına alındı.
Elif Güven’in tüm işlemler Sayıştay denetiminden geçmiş, bir kusur veya bulguya rastlanmamış. Sonuç? Tutuklanıyor.
Ve çok dikkat çeken bir detay:
İçişleri Bakanlığı, İBB’ye 24 Şubat 2025’te yazı yazarak soruşturmaya konu şirketlerin aldığı tüm ihalelerin listesini istiyor.
Sadece bir gün sonra yeni yazı geliyor ve bu kez yalnızca 2019 sonrası ihalelerin dökümü talep ediliyor. AKP dönemi İBB yönetimi es geçiliyor.
Sonuç olarak şunu söylüyorum: Soruşturma bir türlü ilerletilemiyor. HTS kayıtlarına bakıyorlar olmuyor, ihaleleri araştırıyorlar Sayıştay zaten aklamış. Aman diyorlar 2019 öncesine dokunmayın bu sefer art niyet ortaya çıkıyor.
Resmen doluya koydum almadı, boşa koydum dolmadı süreci yürütülüyor.”
Sizin anlayacağınız yolsuzluk ve terör örgütü lideri denilen İmamoğlu için geriye kala kala inşaatlarında balkonu salona kattığı suçlaması kalıyor.
Büyük suç! İdam edilse yeridir yani!