Bazen kıyas olsun dile yandaş kanallara takılıyorum da aman Allah! Neler yapmış bu İmamoğlu? Çeteler kurup İstanbul’u soyup soğana çevirmişler!
İddialar havada uçuşuyor, bu iddialar üzerinden yorumlar yapılıyor, kendi aralarında kurdukları mahkemeden bol keseden hüküm verip adalet dağıtıyorlar.
İyi de savunma nerede? O kişi ve partilerinin iddialara karşılık söyledikleri nerede?
O yok…
Hep derim ya, basın hırsız feneri gibidir. Dilediği tarafı aydınlatır, istemediği tarafı karattır. Aynen böyle.
Peki toplum? Yani sözde Müslüman, dindar geçinen bizler?
Sürekli uyarıyorum; İki taraf arasında hüküm verirken, iki tarafın da iddialarını dinlemek, bu iddiaları araştırmak, söylenenleri teyit etmek, tarafsız, adil, hakkaniyetli hüküm vermek Müslüman’ın şiarıdır.
Yaşanan, yapılan bir haksızlığa engel olmak her şeyden ve herkesten önce dindar olduklarını iddia edenlere ve özellikle din adına hüküm verenlere yakışır.
Lakin görüyoruz ki, en başta bu kesimin doğru bilgilenme, doğruyu öğrenme ve ona göre hüküm verme gibi bir dertleri yok…
Dindarlığı kimseye bırakmıyorlar ama “Ey inananlar! Eğer yalan haber taşıyan biri size bir haber getirirse, onun doğruluğunu araştırınız. Yoksa bilmeden bir topluluğa kötülük edersiniz de sonra yaptıklarınıza pişman olursunuz” mealindeki ayetten haberleri yok veya öyle davranmak işlerine geliyor.
Nitekim bu ülkede, koskoca ilahiyat profesörü kendi cenahının yaptığı yolsuzlukları aklamak için “yolsuzluk yapmak hırsızlık demek değildir” diye fetva verebildi.
Üst düzey bir partili yolsuzlukları açığa çıkınca, bunu açığa çıkarmanın ‘günah işleme özgürlüklerine müdahale’ olduğunu iddia edip, bizleri günaha girmekle suçlayabildi de tek bir din adamı da çıkıp ‘hadi lan oradan’ demedi, diyemedi.
“Enflasyonda yöneticilerin hiçbir sorumluluğu yok. Günahlar çok olduğu için enflasyon yükseliyor” diye iktidar yalakalığına soyunan cüppeli cübbesiz sözde din adamlarını da gördük.
Ben yine de uyarıyorum; Yarın bir seçim olacak ve turp kavgasına tutuşan bu iki taraf arasında hüküm vermek zorunda kalacaksınız.
İyi de neye göre? Tabii ki Allah’tan korkuyorsanız eğer taraf tutarak değil, araştırarak, teyit ederek, doğruları öğrenerek…
Zira, sizi size bırakmıyor, doğru olmayan iddialar, iftiralar, manipülasyonlar ve algı operasyonları ile sizin adil hüküm vermenizi engelliyorlar.
Ama bu sizi kurtarmaz, illa ki kendi bacağınızdan asılacaksınız.
Zira sizin derdiniz doğruyu öğrenmek ve doğru hüküm vermekse bu çok zor değil.
Eğer her Cuma hutbesinde okunan “Allah size, insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder” ayeti sizi bağlıyorsa, gereğini yapmak hiç de zor değil.
İnternette bilgi teyidi yapan siteler var mesela.
Sizi araştırma zahmetine sokmadan, anında doğru ile eğriyi birbirinden ayırıyor.
Bir bakıyorsunuz ki size eylemcileri karalamak için İstanbul eylemlerinde yaşananlar diye verilen görüntüler, Gürcistan’da yapılan eylemlerin görüntüleriymiş meğer.
Tıpkı seçim döneminde, Kılıçdaroğlu teröristlerle halay çekiyor diye izlettikleri görüntünün montaj çıkması gibi…
Bu arada bilmeyenler için aktarayım, İBB’nin de bir teyit sitesi var; https://x.com/ibbtekzip linkinden girebilir, İBB ve İmamoğlu’na yönelik suçlamalara karşı verilen cevapları ve iddialara karşı yapılan savunmaları görebilirsiniz.
İBB soruşturmasına konu olan şirketlerin AK Parti döneminde de ihale aldığı anlaşılınca müfettişlere sadece 2019’dan sonraki evrakları gönderin denildiğini ben oradan öğrendim mesela…
Hani bir paravan şirketler kurup belediye kasasını yağmaladılar, bakkala tatlı ihalesi verdiler iddiası var ya mesela. Aaa bir de bakıyorsunuz o bakkal dedikleri paravan şirket dedikleri şirkete, kendi belediyelerinden, Milli Eğitim Bakanlığı ve bağlı okullardan, Gençlik Spor Bakanlığından, Adalet Bakanlığından ihale yoluyla siparişler verilmiş.
Şimdi bakıyorum da Özgür Özel ve İmamoğlu’nun ‘bu kumpas davası TRT’de naklen yayınlansın, Türkiye gerçekleri görsün’ derken boşuna konuşmuyorlarmış.
He, var mısınız? Yayınlansın mı?
Şüpheliler bu resti çekerken, iddia makamının(!) hodri meydan deme şansı var mı, görmek isteriz!