Özgür Özel, İmamoğlu operasyonunu önceki akşam katıldığı SÖZCÜ TV’de tane tane ve hatta evre evre anlattı.
Müthiş algı operasyonundan ve bilgi kirliliği bombardımanından etkilenmiş, kafası karışık olan herkese tekrarını izlemelerini öneririm ki gerçekleri görsün, bir yalanın peşinden gidip insanları zan altına sokmasın, daha da önemlisi günaha girmesinler.
Ben de buradan özetle aktarayım;
Özgür Özel; “Birinci evre, ilk operasyonun yapıldığı büyük büyük yalanların atılıp toplumda ‘Vay be ne büyük işler varmış’ın yerleştirilmeye çalışıldığı mutlak iftira evresi.
TRT’yi ve bütün merkez medyayı ve kendi kanallarını öyle bir organize ettiler, öyle konuklarıyla tasarlanmış afişleriyle büyük iftiralar dönemi.
560 milyar yolsuzluk, bin 200 tane cep telefonu (rüşvet telefonu dedikleri marka henüz daha piyasaya çıkmamış), çantalarla para…
Altı yıllık bütçesi 490 milyar, bunun yüzde 60’ı-70’i zaten personele bilmem neye gidiyor. Adam gitmiş ‘560 milyar hırsızlık var’ diyor. Yani o kadar fütursuzca yalanlar.
Hepsini tek tek ispatladık, ‘para’ dediği şeyin içinden jammer çıktı. ‘Jammer’ı niye aldın?’ dedi, jammer alan kendisinin belediye başkanı çıktı. ‘Lüks arabalar’ dedi, MHP’linin çıktı.
MASAK Raporu’ dediler, peçete torbası çıktı. Bir salladık böyle döküldü.
Cumhuriyet Halk Partisi ‘Cumhurbaşkanı Adayımızı belirliyoruz’ deyince, bizim adayımızı son dört gün İstanbul’da propaganda yapacağı gün alıyor nezarete koyuyor. Biz sandık kurduğumuz gün, onu alıyor hakim karşısına çıkarıyor. Sandık açılıp ilan edilirken, alıp Silivri’ye koyuyor. Bu kadar da sert ve net.
Bu evre bitti. Bunlar iddialarına somut hiçbir kanıtı koyamadılar. Mesela MASAK Raporu, diyor ki ‘Ekrem Bey değerinin yüzde 5’ine arsa almışsın. Bu rüşvet değil de ne?’
Bir çıkıyor paranın yüzde 5’ini kapora diye Ekrem Bey yollamış. Yüzde 95’ini kamu bankasından kredi kullanmış şirket, banka vermiş. Bu da bankaya borcunu ödemiş.
Mesela bir tanesi Kadriye Hanım Özel Kalem Müdürü. Kadriye Hanım. ‘Şu tarihte bu plakalı araba size mi ait?’ ‘Bana ait.’ ‘Bu tarihte bu tarihte İpsala’dan dışarı çıkmışsınız.’ ‘Çıkmadım efendim.’ ‘Araba çıkmış diyor.’ ‘Ben arabayı bir sene önce aldım, o üç sene öncenin tarihi.’
‘Ha bunu geçelim.’ ‘Peki 1 milyon 60 bin lira filanca yere para yollamışsınız.’ ‘Tamam efendim yolladım. Arabayı aldım ya o. Demin dediğiniz tarih benim verdiğim tarih.’ Bir bakıyorlar, ‘Ha tamam geçelim bunu.’
Bu evreler de bitince, bu sefer tabii bunları, bu yalanları gizli tanıklara, Ladin, Çınar, Meşe üç tane odun yani. O üç oduna dayandırdıkları yalanlar var. Bu yalanların hiçbirini kanıtla kavuşturamadılar.
Döndüler bir sonraki içeridekileri itirafçı yapmak üzere baskı kurma evresine.
Bir tanesini söyleyeceğim. Bir kadın tutukluya diyorlar ki ‘doktora gidiyorsun’ gözaltındayken. Doktora diye gidiyor, bir bakıyor savcının karşısında. ‘Avukatım nerede?’ ‘Ya avukatının yanında sen rahat konuşamıyorsun. Sen istediğim gibi ifade vermedin. Gel ver şu ifadeni. Çocuklar kaç yaşında?’ Şu şu yaşında. ‘Sen dediğim gibi ifadeyi ver hiç Silivri’ye dönme ve buradan eve git.’ Veya ekrandan bağlantı televizyondan, SEBSİS. ‘5 dakikan var, 5 dakika içinde bir şeyler diyeceksen seni aldırıp getirteyim. Demeyeceksen 20 sene ne beni evlatlarını görürsün.’
Şimdi böyle bir şeyle ve öyle özel seçilmişler var ki. Sayıştay’ın kusur bulduğu bir yer. Ekrem Bey, Sayıştay bunu bildirdikten sonra soruşturma açmış. Soruşturmanın kusurlu gördüğü kişiyi de gözaltına alıp, o kişiye etkin pişmanlık teklif edip, Ekrem Bey’in açtığı soruşturmadan başı derde gidecek adamı kurtarıp, Ekrem Bey’e iftira attırıyorlar. Sistemi görüyor musunuz?
O kadar çok insan, bu tip ‘Gel iftiracı ol’ teklifini alıp bunları ifşa etti ki, orada da duvara tosladılar. ‘Şimdi yenilerini alalım, aynı baskıyı, aynı teklifi yenilerine, aynı psikoloji.’
Başka ne yapıyorlar? Bütün arkadaşları farklı farklı cezaevlerine, ailesinden 400 kilometre öteye. Neden? Psikolojik harp yürütüyor. Çok net soruyorum, son soru. Elinizi vicdanınıza koyun. Hani hukukta hep denir ya silahların eşitliği.
Hukuk savaşında önde olsa, galip olsa, güçlü olsa, psikolojik savaşa girer mi?
Bir kadını evladıyla tehdit etmenin, bir çocuğu anasından 600 kilometre ileriye, tek yaşından anasından 600 kilometre ileriye göndermenin, bir başkasını örneğin bekar bir kadını, eşinden ayrılmış bir kadını 12 yaşındaki çocuğunun yanından, hem de ikinci kez evden alıp o çocuğu oracıkta komşulara emanet bırakmanın…
Güçlü, dosyası kuvvetli, tak tak tak delillerle dolu bir savcının bunlara ne ihtiyacı var?
O yüzden ahlaki üstünlük bizde, psikolojik üstünlük bizde.”