Nasıl ki araç seçerken göstergelerine bakıyorsak, bir ülke hakkında yorum yapmak, o ülke hakkında hüküm vermek için de dünyaca geçerli göstergelere bakmak gerekir.
Tabi bunun içinde bakmasını bilmek gerekir.
Bakıyorum da demokrasi, ekonomi, eğitim, sağlık, yargı, güvenlik, mutluluk, huzur alanlarında uluslararası bütün göstergelerimiz bozuk…
Mesela 2025 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde Türkiye, 180 ülke arasında 159. sırada, Ruanda’nın, Uganda’nın, Moğolistan’ın, hatta Bangladeş’in bile gerisinde.
Dünya Demokrasi Endeksinde 102’inci sıradayız.
Ekonomik Özgürlük Endeksinde 102’inci sıradayız.
Sefalet Endeksinde dünyada ilk 10’da, Yolsuzluk Endeksinde 115’inciyiz.
Organize Suç Örgütleri konusunda Avrupa 1’inci, dünya 12’cisiyiz.
Yani?
Uluslararası göstergelerin, bize atılan nutuklarla hiçbir alakası yok.
Ya hukuk?
Son birkaç gündür TBMM’de yaşanan kavgada atılan yumrukları sayıyoruz. Peki hukuk ve adalet alanında ne durumdayız, ona bakıyor muyuz?
Ne kadar hukuk devleti olduğumuzun, yargımızın ne kadar bağımsız olduğunun göstergesi ne? Hukuk Devleti Endeksinde 117’inci sıradayız.
Henüz mürekkebi kurumayan Dünya Adalet Projesi'nin 2025 yılı verilerine göre 143 ülke arasında 118'inci sıradayız.
Kısa bir süre önce, 2015'te 80'inci sıradaydık. 10 yılda tam 38 basamak aşağıya yuvarlanmışız.
Lakin, adaletin 38 basamak birden geriye düştüğü bir ülkede hala ‘yargı bağımsızdır, Türkiye bir hukuk devletidir, yargımıza kimse talimat veremez’ türü masallar dinliyoruz.
Bir devleti devlet yapan en hassas alanlarda düşüş ve gerileme yaşanıyor.
Hükûmet Yetkilerinin Sınırlandırılması alanında 136'ncı sıradayız. Bu ne demek biliyor musunuz? Hükûmet üzerinde denetimin olmaması, dengenin bulunmaması ve artık fren sisteminin yok olması demek.
Yasamanın ve yargının yürütme üzerinde hiçbir etkisi ve yetkisi kalmadı, demek.
Temel haklara gelirsek, 143 ülke arasında 134'üncü sıradayız.
Bu da ifade özgürlüğü, eleştiri, örgütlenme gibi bütün temel hakların zincire vurulması demek.
Medeni yargı göstergesinde 127'nci sıradayız.
Avukat milletvekili İdris Şahin’in ifadesiyle; “Adalet artık bir hak arama yolu değil içine girenin bir daha çıkamadığı bir labirente dönüştü. Mahkeme kapılarını garibanın çıkmaz sokağı yapan bu düzen, adaleti, mülkün temeli değil imtiyazın kalkanı hâline getirmiştir. Makul sürede yargılanmaysa artık sadece hukuk kitaplarında kalan bir cümle. Pratikte böyle bir hak yok, davalar yıllarca sürüyor. İnsanlar beraat ettiklerinde bile hayatlarından çalınan on yılları geri alamıyorlar.”
Doğrudur. Türk yargısından umudunu kesenlerin yurt dışında adalet araması noktasında rekor kırdık.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 2025 yılı raporunda dünya genelinde AİHM önünde bekleyen her üç dosyadan 1'i bizim vatandaşlarımıza ait.
18.464 ihlal dosyasıyla savaş halindeki Rusya ve Ukrayna'yı bile geride bıraktık.
Hukuksuzlukta Avrupa'da şampiyonuz yani…
Yine İdris Şahin’in deyimiyle; “Netice itibarıyla, hukuk dediğin güçlü olanın zayıfı ezdiği bir sopa değil mazlumun sığınacağı son kaledir ama bugün bakıyoruz, adaletin terazisi milletin hayrına değil bir avuç imtiyazlı azınlığın çıkarına göre tartıyor.
Kendi evladını dünyada hukukun en dibine mahkûm edip, sonra da adalet nutukları atanlar şunu bilsin ki milletin vicdanında karşılığı olmayan hiçbir hükmün insanlık vicdanında da karşılığı yoktur.”
Bakın, ‘adalet mülkün temelidir’ diyen sürekli adaleti emreden bir dinin mensubuyuz. Üstelik dindar bir iktidar tarafından yönetiliyoruz değil mi?
E o zaman adalet konusunda neden yerlerde sürünüyoruz yahu?
Bu sorunun cevabını öğrenmek üzereydik aslında…
Günlerdir yeni adalet bakanı atanmadan ve manşetlerden inmeyen yumruklu kavgadan bir gün önce TBMM’de YENİ YOL grubu ‘Dünya Adalet Projesi'nin 2025 yılı Hukukun Üstünlüğü Endeksi'ne göre Türkiye'nin 143 ülke arasında 118'inci sırada yer almasının hukuki, idari ve kurumsal nedenlerinin tespit edilerek hukukun üstünlüğünü güçlendirecek yapısal reform alanlarının belirlenmesi’ amacıyla, bir araştırma önergesi verdi.
Ama yine, her zaman olduğu gibi AKP-MHP oylarıyla reddedildi.
Ve yine adalette yerlerde sürünme sebebimizin üstü örtüldü.