Cumhurbaşkanı Erdoğan, AKP Grup toplantında "En düşük emekli maaşı, biz geldiğimizde 66 liraydı. Bu da 40 dolar ediyordu. Yeni düzenleme ile en düşük emekli maaşı 20.000 TL'ye yükselecek. Böylelikle 480 dolara yükselmiş olacak" dedi.

Bu doğru değil. Bu, iktidarın moda deyimiyle büyük bir dezenformasyon yani yanlış bilgiyi yayarak halkı manipüle etmek, kandırmak…

Dolayısıyla dezenformasyonla mücadele etmesi gereken, bu amaçla kurulan, halkın bütçesine de önemli bir yük bindiren o malum kurumun derhal harekete geçmesi, önce yanlışı düzeltip sonra yanlış bilgi yayanlara yönelik birtakım yaptırımlar uygulaması gerekir.

Söz konusu kurumun kalkıp koskoca Cumhurbaşkanımızı uyarak hali de gücü de yok elbet. Zaten ben de cumhurbaşkanımızı değil, onun önüne o yanlış bilgileri koyanları, haliyle sayın cumhurbaşkanımızı zor durumda bırakanları kastediyorum.

Bırakın halkı, halk zaten alışkın da koskoca cumhurbaşkanımızı yanıltmanın bir bedeli olmalı ve bu hesap sorulmalı…

Peki bu bilgi yanlış da doğrusu ne?

İşin doğrusu, cumhurbaşkanlığı bürokratlarına o kadar da uzak bir yerde değil hatta sarayın göbeğinde

Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığının belgesinde…

Zahmet edip baksalar, o günkü en düşük BAĞ-KUR emeklisinin maaşı 150 lira, en düşük SSK emeklisinin ücreti 257 lira, en düşük memur emeklisinin ücreti 376 lira, asgari ücret 184 lira olduğunu görecekler.

Demek ki tembellik edip bakmamışlar ya da işlerine böyle gelmiş.

Ama muhalefetin konuyla ilgili alaylı eleştirilerine bakılırsa, bu durum siyaseten pek işlerine yaramamış gibi görünüyor.

CHP’li Murat Emir mesela, şöyle yüklendi;

“Peki, bu 66 lira nereden geliyor? Aslında, gerçek rakam 65,8 lira, o da BAĞ-KUR tarım emeklisinin ücreti; halk arasında "rençper emekliliği" diye tarif edilen emeklilik. Üreticilere, çiftçilere, köylü vatandaşlarımıza devlet zamanında demiş ki: "Ya, bir mısır koçanı satmışsın, pamuk satmışsın, eğer senin elinde bir fatura varsa, bir koçan varsa getir, geriye doğru da az bir şey prim yatır -çünkü birçok maaşı eksik- onun üzerinden sana az da olsa bir aylık bağlayalım." O günkü rakam ne biliyor musunuz? 9 bin kişi. Bunun olmayacak bir iş olduğu fark edilmiş ve vazgeçilmiş, yıllardır yok.

Yani bu yakışmamıştır, bu yakışmamıştır. Sayın Cumhurbaşkanı buradan savunamaz. Ama Sayın Cumhurbaşkanı konuşmasında "Bizim popülizmle ve öyle bukalemun siyasetiyle işimiz olmaz." demiş. Diyor ki: "İlkelerimiz ve prensiplerimiz var." Peki, ilkeleriniz ve prensipleriniz varsa, işte arkasında durmanız gereken ilke Sayın Cumhurbaşkanı... "Seçimden önce en düşük memur maaşı 22 bin TL olacak ve maaşlardaki bu artışları da memur emeklilerimize otomatik yansıtacağız." diyorsunuz. İşte, daha 3'üncü yıl dolmadı Sayın Cumhurbaşkanı; ilkeleriniz var, prensipleriniz var, bukalemun siyaseti size yakışmıyor, hadi, ne duruyorsunuz?”

Görüşmelere yine yoklama ve sahte oy tartışması damgasını vurdu, maalesef.

Malumunuz iktidar milletvekilleri, yoklama alınıp oturum başladıktan sonra ortalıktan yok olup ancak oylama esnasında çağrı üzerine koşuşturup geliyorlar.

Bunu bilen muhalefette sürekli ‘yoklama’ istemek zorunda kalıyor.

Yine böyle bir talep geldi, yoklama yapıldı. Ne acıdır ki iktidar grubundan salonda bulunmayan milletvekili adına oy pusulası verildi. Haliyle ortalık karıştı. Başkan oturuma ara verdi.

Tekrar oturum açıldığında oturumu yöneten başkanvekili MHP’li Celal Adan, yaşanan olaya sert bir dille tepki gösterdi; “Bugün benim yönetimimde, burada ciddi bir saygısızlık yapılmıştır, terbiyesizlik yapılmıştır; olmadığı hâlde bu kâğıdı gönderen ahlaksızdır, kim getirdiyse ahlaksızdır.”

Ardından oylamaya geçildi ve emeklilere reva görülen büyük zam(!) Meclis’ten geçti.

En düşük emekli maaşı, bin küsür liralık bir artışla 20 bin liraya çıkarıldı. Emekli artık günde yaklaşık 30 lira fazla alacak. Bu otuz lirayı bozdurup bozdurup harcayacak.

Bu arada iktidar da ‘emeklilere sahip çıktık, onları enflasyona ezdirmedik’ demeye devam edecek.

Bunlardan birisiyle karşılaştığınızda -pek halk içine çıkmazlar ama olursa- sadece şunu hatırlatın ve şunları sorun;

Bu iktidardan önce en düşük emekli maaşı, asgari ücretin bir buçuk katıydı. Bugün en düşük emekli maaşı, asgari ücretin 8 bin TL altında…

Aradaki farkın sorumlusu kim?

Bizim paramızı kim çaldı?