Geçtiğimiz Cuma günü, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un ‘yargı bağımsızdır, yargı kimseden talimat almaz, kimse yargıya talimat veremez, Türkiye bir hukuk devletidir’ sözlerini iliklerimize kadar yaşadık.
Gazeteci Furkan Karabayır göz altına alınıp ev hapsi cezasıyla tahliye edildi.
İmamoğlu’nun, diplomasının iptaline yönelik açtırdığı iptal davası mahkemece reddedildi.
Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, hapse girmesini gerektirmeyecek ama bir daha başkanlığa dönemeyecek şekilde 6 yıl 3 ay hapis cezası aldı.
Boğazıma düğümlenen yorumları aktarsam başım belaya girer. İyisi mi benim yerime Özgür Özel konuşsun.
Özgür Özel, sıcağı sıcağına Silivri’den seslendi;
“Bir taraftan baktığımızda daha evvelki gün Tayyip Erdoğan, ‘Şimdi kardeşlik için, barış için cesur adımlar atma zamanı’ diyordu. Ama bugün şu görüldü; Recep Tayyip Erdoğan, bir kayyım atamak suretiyle Esenyurt’un vermediği yetkiyi kendi kendine alıyor ya onun tadından vazgeçmedi. Esenyurt’u yönetmeye kayyım eliyle devam etsin diye, Esenyurt’u, Esenyurt’un ‘Yönetsin’ dedikleri Ahmet Özer yerine Tayyip Erdoğan’ın kayyımı yönetsin diye her şeyi berbat etti. Her şeyi perişan etti.
Mahkemeye verdikleri talimat belliydi. Bugün Ahmet Özer ve avukatları mahkemenin karşısında tüm iddiaları perişan ettiler. Daha doğrusu zaten iddialar komikti. Mahkeme heyeti bu iddialar karşısında ezildi, büzüldü ve diyecek bir şey bulamadı.
Ahmet Özer taziye telefonu açmış. Taziye telefonu açtığı kişiye demiş ki ‘Anneniz öldü. Üzülmeyin, sizin gibi değerli evlatlar yetiştirdi.’ Konuştuğu kişi değil, Ahmet Özer’in bilmediği bir kardeşi bir terör örgütüne mensupmuş. ‘Değerli evlatlar yetiştirdi’ deki ‘evlatlar’ çoğulu, ‘Sizin gibi değerli evlat’ değil de ‘evlatlar’ teröristi övmeye girmiş.
Ahmet Özer’in seçim çalışması sırasında girdiği dükkanlardan bir tanesinde gazetecilerin derneği varmış. Terör örgütüyle iltisaklıymış. Bu terör örgütüne mensup kişilere destek ziyareti gibi olmuş. Diyor ki ‘Terör örgütü üyeleriyse, terör örgütüyle irtibatları varsa neden kapatmadınız? Açıksa siz bana tuzak mı kurdunuz?’ Buna kimse bir şey diyemiyor.
‘Terör örgütüne para yolladın. Terör örgütü mensubuna’ dediği, biri elektrik süpürgesi için çıktı. Altta açıklaması var; bin 200 liralık. Bir tanesi, kira çıktı. Bir tanesi, kitap çıktı; 150 lira. Adam zorla kitabı hediye etmiş. ‘Olmaz öyle şey, sana parasını yollayacağım’ deyip, parasını yollamış. O çıktı.
Biri de kapı kapı gezip ki kendisi de o zaman üniversitede çalışıyor, salça satan kişiye salçanın parası çıktı.
Yahu Ahmet Özer’in kitabını gösteriyor Sayın Bahçeli, ‘İstifade ediyorum’ diye. Aynı kitabı gösteriyorlar ‘kanıt’ diye, ‘terör örgütü propagandası, bilmem ne’ diye.
Meclis Başkanı kabul edecek; Ahmet Özer’den sürece katkı için Meclis Başkanı, MHP destek isteyecek; yazdığı rapor Meclis Komisyonu’nda görüşülecek ‘Terörsüz Türkiye’ için. Ahmet Özer’in yazdığı rapor terörsüz Türkiye’ye katkı sağlayacak, Ahmet Özer’in kendisi terör örgütü üyesi olacak. Bu kadar soytarılığı bu milletin vicdanı kaldırmaz.
AKP’nin, MHP’nin, DEM Parti’nin mensupları, milletvekilleri adaya gidip Abdullah Öcalan ile görüşüp sürece katkı sağlayacaklar. Abdullah Öcalan geçen seçim sürecinde ‘Ahmet Özer’in de bilgisine başvurun. Çatışmalı süreçlerin sonlanmasında deneyim sahibidir’ dedi diye, ‘Abdullah Öcalan ismini veriyor’ diye ‘terör örgütü üyesi’ kabul edeceksin. Abdullah Öcalan kimlerin ismini vermiyor buraya gelsin diye?
Diğer taraftan o gidip de ‘Gitmedim’ diyen Yayman’ın görüştüğü Remzi Kartal, Başkan’ın görüştüğü de belli değil. ‘Bir telefon var. Burayla Remzi Kartal ile telefonla görüşmüşsün’ diyor. Hüseyin Yayman yüz yüze görüşmüş, ‘Ben görüştüğümde akademisyendim ama’ diyor. Ahmet Özer de görüştüğünde akademisyendi.
Furkan Karabay, yanıltıcı bilgiyi yayma suçu işlemiş. Neymiş halkı yanıltıcı bilgi? İBB iddianamesindeki savcılardaki bilgi. Kardeşim bilgi yanıltıcıysa iddianameye niye koyuyorsun? İddianamede varsa, haber yapılmasına niye kızıyorsun?
Diplomayı hukuksuzca iptal ettiler. Biz de bunu iptali için mahkemeye başvurduk ya. O mahkeme, YÖK’e öyle bir yazı yazdı ki okuduğunuzda, ‘Sen bu diplomayı nasıl iptal ediyorsun?’ diyordu.
Ne oldu o heyet? O heyetin mensubunun biri Kahramanmaraş’ta biri Gaziantep’te biri Samsun’da. ‘Eyvah diploma geri gelecek’ diye o heyeti dağıttılar. Yerine bu heyeti getirdiler. Biz bu heyetin ne olduğunu biliyoruz. Bu heyet de kendinin ne olduğunu biliyor.
Bunu bekliyorduk. Ama o arkadaşlar kendi diplomalarını inkar ettiler. Ettikleri yemini inkar ettiler.”