BUGÜN 30 Ağustos 2025 Cumartesi… Aslında sadece bugün değil, Ağustos ayı Türk Milleti’nin, dosta güven, düşmana korku verdiği aylardan biridir.

26 Ağustos 1071, Malazgirt Zaferi’nin, 954. yıldönümüdür. Aslında eski kaynaklar, Türklerin bu topraklarda binlerce yıl öncesinde de var olduğunu gösteriyor… Eskiye gitmeye gerek yok; Malazgirt Zaferi’nden bu yana nerede ise bir milenyum (1000 yıl) geçecek.

Yine Ağustos ayında birçok zafer kazanmış Türk Milleti…

Otlukbeli Zaferi: 11 Ağustos 1473…

Çaldıran Zaferi: 23 Ağustos 1514…

Mercidabık Zaferi: 24 Ağustos 1517…

Belgrad’ın Fethi: 18 Mayıs 1521…

Mohaç Zaferi: 29 Ağustos 1526…

Kıbrıs’ın Fethi: 7 Ağustos 1570…

Sakarya Meydan Muharebesi: 22 Ağustos başlama tarihi… 22 gün 22 saat sürdü…

Büyük Taarruz ve Başkumandanlık Meydan Savaşı: 30 Ağustos 1922…

Görüldüğü gibi Ağustos ayında farklı zamanlarda birçok destan yazmış Türk Milleti… Ve bu destanların sonuncusu olan 30 Ağustos ise, akabinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin tapusu ve güvencesi niteliğindedir…

Çünkü 22 gün 22 saat süren bu savaşta, kahraman Türk Ordusu 2543 şehit (146 subay 2397 er), 9856 yaralı (378 subay, 9477 er), 1697 kayıp ve 101 esir vermişiz…

TÜRK’ÜN KADERİ: 3 MUSTAFA

Öncelikle de 3 Mustafa olmak üzere tabii ki diğer komutanların ve kahraman askerlerimizin, elde edilen bu zaferlerde büyük payı vardır…

Allah, onlardan razı olsun… Her zaman saygı, minnet ve rahmetle anıyorum…

Pekiyi kim bu Üç Mustafa?

Mustafa Kemal Atatürk…

Mustafa Fevzi Çakmak…

Mustafa İsmet İnönü…

Gerçekten her biri de özellikle askeri konularda birer deha idi… Ve arkalarında kahraman Türk Milleti’nin bağrından kopan elleri kınalı kuzuları vardı…

Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Türk Ordusu’nun kazandığı en önemli zaferin arifesinde, 30 Ağustos sabahında şimdi belde olan Kütahya'nın Altıntaş ilçesine bağlı Zafertepe Çalköy'de birliklere taarruz emrini verdi.

26 Ağustos'ta başlayan savaşta, Dumlupınar'a kadar sokulan Yunan birliklerinin imha edilmesiyle zafere ulaşıldı. Sağ kalan bazı Yunan birlikleri ile General Trikopis, General Diyenis ve birçok Yunan çareyi kaçmakta buldu.

31 Ağustos'ta Zafertepe Çalköy'de bir evin bahçesindeki kırık kağnının üzerine muharebe alanlarının haritasını koyan Başkomutan Mustafa Kemal, Mustafa Fevzi Paşa ve Mustafa İsmet Paşa ile durum değerlendirmesi yaparak, Yunanlıların yeniden savunma düzenine geçmesini önlemek ve onları mağlup etmek için İzmir'e girme görüşünde birleşti.

Sonrası malumunuz…

METREKAREYE 4 BİN MERMİ!

Kahraman Türk Ordusu girdiği tüm savaşlarda büyük kayıplar verdi… Lakin candan geçti, yardan geçti de, vatandan vaz geçmedi… Çünkü ayak basacak, özgürce dolaşarak bir vatan toprağı yoksa, hiçbir şeyin anlamı kalmıyordu.

Mehmet Akif; “Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli!” diyordu; kahraman komutanlarımız ve onların emrindeki askerlerimiz de Anadolu toprağını istila etmiş olan tüm düşman güçlerini bu topraklardan çıkarmakta kararlıydı…

Kimi anadan, kimi yardan, kimi ise sergen geçti bu topraklar için.

Yedi düvele karşı can verdi de, bir karış toprağı vermedi askerlerimiz!

Bir metre kareye 4 bin merminin isabet ettiği bir savaşta, bir kurşun yağmurunu düşünün bir anlık… Ve siz bu ölüm kusan ortamın tam ortasındasınız!

Biraz sonra öleceğini bile bile ileriye atılmak!

Nedir bunun lügatdaki adı? Vatan ve namus sevgisi…

İşte bu dizeler de, o kahraman askerler için söylenmiş Mehmet Akif tarafından;

“Ne büyüksün ki, kanın kurtarıyor Tevhid’i!

Bedr’in arslanları ancak bu kadar şanlı idi…

Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?

Gömelim gel seni tarihe desem; sığmazsın!

Herc-ü merc ettiğin edvara da yetmez o kitap;

Seni ancak ebediyetler eder istiab…”

Gördüğünüz gibi, duygular şelale olmuş; kahraman askerlerimizin, dedelerimizin, ninelerimizin ruhları, dünyada eşi, benzeri olmayan bir destanı yazdığı bu görülesi yerlerde dolaşıyor!

İşte böyle değerli dostlar…

Ağustos ayındaki zaferler anlatmakla bitmez… Çünkü bu zaferler Lozan Antlaşması ile “misak-ı milli” sınırları içinde yaşayan Türkler için bir tapuya dönüşmüştür.

Kalın sağlıcakla.

*****************

ANLAMLI DİZELER:

“Dur yolcu!

Bilmeden gelip, bastığın bu toprak,

Bir devrin battığı yerdir.

Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın;

Bir vatan kalbinin attığı yerdir…”

NECMETTİN HALİL ONAN

****************