ÇOĞU zaman, hayatın akışı içinde kendimizi kaptırır ve olmadık dertlere sokarız başımızı. Fazla ciddiye alınmayacakları, önemseriz. Etrafımızdaki cahilleri muhatap alıp, onlarla ciddi ciddi meseleleri konuşmaya çalışırız. Oysa her şeyi en iyi bilen kişi sanır kendini... Bazen arada bir doğru laf eder ve 40 âlimi ikna eder, bazen de o 40 âlim bir araya gelse, o cahili ikna edemez.
94 yaşındaki bir ninenin tavsiyeleri bu açıdan çok faydalı olacak sanırım.
UZUN YAŞAMAK GENETİK DEĞİL
“Sizlere şaşırtıcı bir şey söyleyeceğim. Aslında uzun yaşamanın sırları ne yaptığınla ilgili değil, neyi yapmayı bıraktığınla ilgilidir. İnanın bana, doğum günü kutlamalarından daha çok ölüm cenazelerine gittim bu hayatta... Ve zamanla bir şey fark ettim; erken göçenlerin hepsinin ortak bir dertleri vardı; kötü şansları vardı... Genetik değildi, onları erken göç ettiren şey, bırakmak istemedikleri alışkanlıklarıydı.
Şimdi sizlere 6 şey söyleyeceğim. Bıraktığım ve hâlâ ayakta olmama neden olan 6 şey;
Çünkü bunlardan biri seni içten içe çürütüyor olabilir.
UYUYANA KADAR YEMEK YANLIŞ!
1-Güneş battıktan sonra boğazımı tutmayı öğrendim... Kulağa eski moda gibi geliyor değil mi? Dedem şöyle söylerdi bana, “Güneş battığında mide dinlenir kızım” derdi. Anlamamıştım ve dinlememiştim o zamanlar. Yıllarca akşam yemeğini geç yedim. Yıllarca sabahları yorgun uyandım. 40 yıl sonra mutfak kapısını güneş ile birlikte kapattım ve kendime geldim. Vücudumuz gece tamirata başlar. Ama sen hâlâ mideye bir şey gönderirsen, yeterince temizlik yapamaz.
“HAKLISIN DEYİP, GEÇİN!”
2. Bu canınızı yakacak ama söylemem lâzım... Cahille sohbeti kesmek gerekir. Eskiden lafımı esirgemezdim. Biri yanlış bir şey söylese, hemen düzeltirdim. İlle doğruyu öğreteceğim. Bunun bana ne kazandırdı biliyor musunuz? Yüksek tansiyon, uykusuz ve stresli geceler. İnsanlar inanmak istedikleri şeye inanırlar. Sen herkesi düzeltmeye çalışırken, okyanusu cay kaşığı ile karıştırmaya çalışıyorsun. Şimdi, “Haklısın” deyip, geçiyorum. Bu zayıflık değil, bilgeliktir. Huzurunu, cüzdanındaki para gibi korumalısın...
HAREKET EŞİTTİR: SAĞLIK
3-Minder çürütmeyi bıraktım. Spor salonundan, spor yapmaktan bahsetmiyorum... Hayatımda spor yapmadım. Ben hareketten bahsediyorum. Otura otura kök salmaktan, evdeki eşyadan farksız durmaktan, canlı cenaze gibi yaşamaktan bahsediyorum. Rahmetli eşim, emekli olduktan sonra evde koltuğa yapıştı. Sadece yemek ve tuvalet için kalkardı. Yetmiş birinde kalbi dayanamadı, gitti. Yerinde dinlensin... Ben durmam, bakkala yürürüm. Bahçedeki otları yolarım; telefon konuşurken bile yürürüm. İnsan vücudu dere gibidir. Su akarsa berrak kalır, fakat durursa; yosun tutar. İster 30 yaşında ol ister 80, eğer hareket ettiğinden fazla oturuyorsan, mezarını kazıyorsun demektir.
YAPILAN HAKSIZLIKLARI UNUTUN!
4-Bunu öğrenmem çok zamanımı aldı. Kin tutmayı bıraktım. Küçük kız kardeşimle miras yüzünden birbirimize düştük. Bana çok büyük haksızlık etti. Tam 15 yıl küs kaldık. Dile kolay; o öfkeyi bir kor gibi göğsümde taşıdım. Bayramlarda bile aramadım. Sonra ne gördüm biliyor musunuz? O gülüp, eğleniyordu, benim öfkemden haberi bile yoktu. Zehri içen bendim. Bir gün aradım ve “Hakkım helal olsun” dedim; o ağladı, ben ağladım. Telefonu kapattığımda, omuzlarımdan 100 kilo yük kalktı sanki. Affetmemek, vücudunda zehir gibi dolaşır. Doktorlar buna stres diyor, Kortizol diyor, ben ise yavaş ölüm diyorum. Sana kim ne yaptıysa, bırak gitsin. Onlar için değil, kendin için bırak. Kalbinin affetmediğini, vücudun iyileştiremez.
YATAĞA STRESLİ GİREN, İYİ RÜYA GÖREMEZ
5-Yatmadan önce o zehirli kutuyu seyretmeyi bıraktım. Haberlerden bahsediyorum. Seni korkutmak ve öfkelendirmek için varlar. Onların ekmeği, senin korkun. Eskiden her akşam izlerdim... Cinayetler, kavgalar, kavga eden siyasetçiler. Sonra yatağa girer o kafayla uyumaya çalışırdım. Yani büyük hata... Zihnin, uyumadan önce huzura muhtaçtır. Sen oraya çöp dökersen, rüyaların da çöplük olur. Şimdi akşam olunca o televizyonu kapatırım. Biraz kuran okurum, biraz dua ederim ya da sadece balkonda oturup geceyi dinlerim. Bebek gibi uyurum. Uykudan önce zihnine ne koydun, midene ne koyduğun kadar önemlidir.
HİÇBİR ŞEYİ ERTELEMEYİN
6-Yaşamayı ertelemeyi bıraktım. Gençken hep mutluluğun bir varış noktası olduğunu sandım. Evlenince mutlu olacağım, evimi alınca rahatlayacağım, emekli olunca beyimle gezeceğm gibi düşüncelerin etkisindeydim... Sonra her biri hayal oldu, planlar iptal oldu. Beyim ile 35 yıl emekli olunca, “Balkan turuna çıkacağız” diye hayâl kurduk. Sonuç: Emekli olmasına 3 ay kala kalk krizi geçirdi ve vefat etti. O tur hiç yapılmadı... Fırsatınız ve imkânınız varsa, hayatta hiçbir şeyi ertelemeyin...”
Ne dersiniz? 94 yaşındaki ninenin tespitleri doğru değil mi? Bence, uygulamaya, hayatımıza nakşetmeye değer.
*********************
ANLAMIL SÖZ
İncil’in ilk emri; Sev... Tevrat’ın ilk emri; Yaşat... Kur’an’ın ilk emri; Oku...
Hristiyan sevmedi, Yahudi yaşatmadı, Müslüman okumadı...
AMİR KHAN