ASLINDA, Ak Parti’nin önemli kurucularından ve Meclis Başkanı Bülent Arınç yıllar önce söylemişti Melih Gökçek’le ilgili mealen, “Beni daha fazla konuşmak zorunda bırakma! Ankara’yı yedin yedin bitiremedin” şeklinde bir demeç vermişti. Fakat ne garip ki, Ankara’da hiçbir Cumhuriyet Savcısı bu konuda harekete geçmedi...

Çünkü böyle bir yolsuzluğun hesabını sormak için yürek ve meslek bağımsızlığı, hukukun üstünlüğü gerekiyordu. Ama ne gam... Söz konusu olan AKP yönetiminden biri ise, orada hukuk kilitleniyor; görünmez eller, Melih Gökçek gibi şahısları korumak için bir duvar örüyor... Tıpkı daha önceleri çaldıkları, çırptıkları ayan-beyan belli olan dört bakanın (Muammer Güler, Zafer Çağlayan, Erdoğan Bayraktar ve “bakara, kukara”cı Egemen Bağış) önüne bir “yargılanamaz” duvarı örüldüğü gibi.

MURAT AĞIREL’İN BAŞARISI

SON yılların başarılı araştırmacı gazetecilerinden Murat Ağırel’in haberleriyle, karanlıkta olan birçok gayrimeşru yatırım ve para transferini ortaya çıkıyor. Gökçek ailesi, Ankara’da yaptıkları yatırımlar yetmiyormuş gibi, Almanya ve İngiltere’de de kaynağı belli olmayan gayrimenkul ve AVM işine girişti.

Daha 30’lu yaşlarda Beyaz TV’nin sahibi olan oğul Osman Gökçek, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, babası yaşındaki CHP Grup Başkanvekili Mahmut Tanal’a yumruk atarak -aslında- nasıl bir cehalet ve cüret içinde olduğunu belli etmişti. Genç yaşında bir TV sahibi olması tatmin etmemiş ki, milletvekilliğinin yanı sıra İngiltere ve Almanya’da milyonlarca Avroluk yatırımlar yapıyor.

Ve ne yazık ki, kimse, “Bu paranın kaynağı nereden geliyor arkadaş?” diye sormuyor, soramıyor.

TENCERE DİBİN KARA!

ANKARA Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, o koltuğa oturduktan sonra, eski başkan Melih Gökçek’in savurganlığı, 890 milyon dolara mal olan “dinozor park” ve birçok ihale konusunda yüze yakın dosyası ilgili savcılıklara vermişti. Fakat ne garip ki, hiçbir Cumhuriyet Başsavcısı, bu dosyaları soruşturmak üzere harekete geçemedi.

Melih Gökçek, daha önce, çeşitli muhalif gazetecilerle ekranlarda da düzeysiz tartışmalara girmişti. Adamda tam bir suçluluk psikolojisi vardı; rakibini konuşturmamak için sesini yükseltiyor, çeşitli yan yollara sapıyor, belden aşağı vurarak kendini savunmaya çalışıyordu.

PARTİSİ BİLE TAHAMMÜL EDEMEDİ!

ADAM hem suçlu hem güçlü! Cumhuriyet tarihinde Melih Gökçek gibi bir başkan gelmedi Başkent Belediyesi’nin başına. Lâkin arkasında iktidarın siyasi gücü vardı. Ankara’da büyük gürültü kopunca, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yoldaşı Gökçek’in istifasını istemek zorunda kaldı.

Fakat Gökçek ailesinin adı her zaman şaibeli işlerle anılmaya başladı. Kendi partisinden birçok yönetici bile Melih Gökçek’in Adalet ve Kalkınma Partisi’ne zarar verdiğini dillendirmeye başlamıştı.

ADALET, GÖKÇEK’LERE DE İŞLESİN!

HAKKINDA çok sayıda “suç dosyası” vardı ama bu dosyaların kapağını açacak bir Cumhuriyet Başsavcısı bulunamıyordu. Sonunda, gazeteci Murat Ağırel’in Almanya ve İngiltere’ye giderek yerinde “belgeleriyle” ortaya koyduğu haber, güç de olsa Ankara’daki etkisini gösterdi. Gökçek ailesinin şaibeli ve gayrimeşru yollardan yaptığı para transferleri konusunda savcılık “resen” soruşturma başlattı.

Bakalım bu soruşturmanın sonu nereye varacak? Yine AKP’nin, hukuk tanımayan duvarına mı çarpacak, y oksa Gökçek ailesi de yargıya hesap mı verecek?

Bekleyeceğiz, göreceğiz!

******************

VATANDAŞ SORUYOR:

“Terörsüz Türkiye’nin amacı terörü bitirmek ve ülkeye huzur getirmek değil miydi? Öyleyse bu kutlamalarda Türk Bayrağı yerine -sözde- Kürdistan bayraklarının sallanması ne anlama geliyor?”

BİR VATANDAŞ