Uyuşturucu satıcıları…
Halk arasında masum bir kelime gibi süslenip “torbacı” denilen, aslında toplumun bağrına yerleştirilmiş zehir tüccarları. Onlar, karanlık sokakların kenarında sinsice bekleyen, gençlerin damarına düşmanlık enjekte eden asalaklardır.
Bunlar sıradan suçlu değildir; bunlar, insan hayatını paraya çevirmekten çekinmeyen, insanlık onurunu üç kuruşa satan hainlerdir. Bir öğrencinin umut dolu gözlerini kör eden, bir annenin evladını kara toprağa düşüren, bir babanın alın terini mezara gömen namussuzlardır.
Uyuşturucu yalnızca bedeni değil, toplumu da çürütür. Mahallede dostluğu, okulda geleceği, evde huzuru öldürür. Torbacılar, bu çürümenin işportacılarıdır. Birkaç paket kâğıda sardıkları “ölüm”ü, sahte gülümsemelerle satarken aslında kendi milletine suikast düzenlerler.
Ey zehir tacirleri!
Bilin ki sattığınız madde, sadece bir bireyin değil, koskoca bir toplumun damarına sıkılmış kurşundur. Her paketinizde kaybolan bir gençlik, her satışınızda kararan bir gelecek vardır. Siz, yalnızca yasa önünde değil, vicdan önünde de en ağır cezaya layıksınız.
Adaletin çelik eli, sizin kirli ellerinizi tek tek kırmalı. Polis, yargı, devlet bu çürüğü kökten kazımalı. Çünkü uyuşturucunun var olduğu yerde özgürlük yoktur; torbacının dolaştığı sokakta güvenlik yoktur.
Toplumu ayakta tutan ahlak, umut ve nesildir. Siz ise ahlakı öldüren, umudu söndüren, nesli çürüten en karanlık parazitsiniz.
Ve unutmayın: Halkın vicdanı, devletin tokadından ağırdır.
Sokaklar, sizin değil; tertemiz gençlerin, umutla büyüyen nesillerin olmalı. Siz ise, tarih çöplüğünde lanetle anılacak kara lekelerden başka bir şey olmayacaksınız.
Semih Aslanlar