Sevgili okurlar,Hepimiz biliyoruz ki, Ukrayna ile Rusya Federasyonu arasındaki savaş, en acımasız, en şiddetli bir şekilde devam ediyor!Bu devam eden savaş ile ilgili olarak, dilimiz döndüğünce, yaşadıklarımız, gördüklerimiz bağlamında, Brüksel gibi önemli bir diplomatik kente yaşayan biri olarak, sizlerle paylaşmaya büyük özen gösteriyorum..

Üstelik NATO Genel merkezi ile Avrupa Birliği kurum ve kuruluşlarında birçok toplantıyı takip etmiş, birçok devlet başkanının açıklamalarına tanıklık etmiş biri olarak, Ukrayna ile Rusya Federasyonu arasındaki savaşın, “yaşamımızı nasıl altüst ettiğini konuşmaya, yazmaya” devam ediyoruz..
Bugün farklı olarak, Rusya Federasyonu’nun, savaş alanları gerisinde, yani Moskova’da, Kızıl Meydan’da gerçekleştirdiği bir “zafer kutlamasını” irdelemek istiyorum..

RUSYA’NIN VE SAVAŞIN SOĞUK YÜZÜ?
Ukrayna’yı işgale kalkan ve sadece Karadeniz kıyılarındaki Kırım’dan sonra, Danbos ve kıyı şeridini hakimiyeti altına almaya çalışan Rusya Federasyonu, Hitler Almanyasına karşı 77 Yıl önce kazandığı zaferi, “gercekten coşku ile ağız tadı” ile kutlayamadı?
Soğuk bir gösteriye tanıklık ettik..
Bu sadece Rusya’nın değil, savaşında bir başka yüzü gibiydi?
Gülmeyen yüzler, askerler ve rütbeliler,yönecilerden oluşan elit bir sınıfın güç gösterisinden alacağımız ne olabilir ki?
Tanklar, toplar, uçaklar, bombalar..
İnsanlığın nasıl bir tehdit altında olduğunu düşünebiliyormusunuz?
Bunları sadece ülkenizi, insanınızı savunmak için yapıyorsanız mesele yok!
Ama bunları sırf tehdit unsarı, yayılmacılık için kullanıyorsanız, o zaman size kim inanır, güvenir?
Bu tanımlamaları, diğer yayılmacı, sömürgeci zihniyetler içinde kullanmak, en tabii hakkımızdır..
Şimdi gelelim, o ihtişamlı törenlere..
Vlademir Putin, pek rahat değildi..
Soğuk terler döktüğü her halinden belliydi..
İnsanlık tarihi, böyle despot, zalim liderlerdi çok görmüş, neler çekmemişti ki?
Törenlere damga vuran bir başka soğukluk, Ukrayna topraklarına gerçekleştirilen işgal saldırılarında saklıydı tabii ki?..

MESAJ AÇIK VE NET!
Bunu tarih, daha açık ve net yazacaktır..
Bundan hiç şüphemiz yok!
Ancak bizi ilgilendiren tarafını hiç düşündünüz mü?
Ruslar, 77 Yıl önce, Hitler Almanyasına karşı kazandığı bir zafer için, ülkenin tüm güçlerini Moskova’da Kızıl Meydan’a toplayıp, bir gövde gösterisi yaparken, “buradan dünyaya ne tür mesaj veriyor noktası” kafanıza da mı takılmadı?
Evet, zafarleri kazanan orduları yöneten kahramanlar vardır..
Bizim de kahramanlarımız var!

ALPERTUNGA’DAN ATATÜRK’E?
Alpertunga’dan, Atatürk’e kadar uzanan tarihi süreçte Türk Milleti ne kahramanlar, ne yiğitler, ne deha sahibi liderler yetiştirmiştir..
Türk Tarihinin son yüzyıllarına damga vuran yiğit, kahraman evlatlarımızdan biri de Mustafa Kemal Atatürk değilmidir?
Şüphesiz evet!
Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının, Türk Milletini de arkalarına alarak, gerçekleştirdikleri o kutlu “İstiklal Mücadelesini” gelecek nesillere anlatma, öğretme gibi bir mecburiyetimiz olduğu  unutulmamalıdır..
Malesef, geldiğimiz bu noktada üzülerek ifade edeyim ki, artık zaferlerimizi bile “tu-kaka eden bir zihniyet” ile karşı karşıyayız!

ZAFERLERİ İTİBARSIZLAŞTIRMAK?
“Çeşitli karalamalar, Atatürk anıtlarına saldırılar, İstiklal Mücadelesi’ni küçümsemeler, bu milli bayramlarda, siyasi liderlerin, tören alanlarından uzak durması, hastalanmaları, rahatsızlıklarını beyanları” unutulmamalıdır..
“Elin oğlu(Rusya ve diğer ülkeler) bangır, bangır zaferlerini kutlarken, dünyaya farklı mesajlar verirken, bizim pısırıklık içinde martavallarla uyutulmamız” kabul edilemezdir!
Bakın nereye geliyorum?
Önümüzde bir “19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı” var..
Bu Bayramı, öğrencilğimiz döneminde nasıl kutladığımızı anlatmama gerek var mı?
“Cumhuriyeti biz kurduk, onu kollayacak ve yaşatacak sizlersiniz” diyen Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün  Türkiyesi’nde, eğer zaferleri kutlayamayacak, çoşku içinde birlik ve beraberliğimizi sergileyemeyecek,”kindar ve dindar” olarak ayrışacaksak, yaşamın ne anlamı var?

SAVAŞA VE BARIŞA HAZIR OLMAK?
Yedi düvele haddini bildiren, yurttan kovan, onlara anladığı dilden dersini veren Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk ve Silah arkadaşlarının, çocuklarımıza armağan ettiği “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” coşkusu yaşanmayacaksak,, Türk Gençliği’ne armağan ettiği, “Türk İstiklalini, Türk Cumhuriyeti’ni ilelebet korumak ve kollamaktan” vazgeçesek, “30 Ağustoslarda, o büyük zafer coşkusunu yaşamayacaksak”, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmanın ne anlamı var?
İşte Moskova Kızılmeydan’daki o zafer kutlamalarından alacağımız büyük dersler olduğu unutulmamalıdır..
“Hem savaşa, hem barışa hazır olmak için”, el ele vermenin fırsatlarıdır, bu milli bayram günleri..
Bizler, o günleri coşku içinde kutlamayacaksak, hangi günleri kulyacağız?

GENÇLİK HAFTASI VE YASAKLAR?
Efendim,”Gençlik Haftasına” girilirken, Eskişehir’den gelen yasak kararı neyin nesidir?
Eskişehir, Eskişehir olalı böyle bir yasak ile karlaştı mı?
Neden korkuluyor?
Eskişehir Valisini bu kararı almaya yönelten korku, endişe nedir?
Bizim bilmediğimiz ne var ortada?
Bu milletin evlatlarının, bu gerçekleri açık ve seçik bilme hakkı yok mu?
Yani valilik ve kaymakamlıklarca öngörülen resmi törenler dışında, “yapılacak etkinliklerin, coşkulu birlikteliklerin, buluşmaların, festivallerin ve konserlerin yasaklanması” ne demektir?
“Eskişehir ile Adana’da alınan bu yasak kararları,  bayram coşkuları yaşamamızı” inşallah engellemez!?

SEVGİ VE BİRLİKTELİK ATEŞİ?
Milli birlik ve beraberliklerimizin sergileneceği bu günleri itibarsızlaştırmak, bu günlerin sönük kutlanmasına velise olanlar bilmelidir ki, “milletin gönlünde taht kuran kahramanlara olan sevgi ateşini” asla söndüremezsiniz..
Zira, o sevgi ateşi, Samsu’nda bir kere yakılmıştır!
O yakılan meşale ise, Türk gençlerinin elinde, Türk Bayrağı altında, sonsuza kadar taşınacaktır!
Gençlerin, “birlik ve bareberliğinden, bir araya gelişinden, halkın bütünleşmesinden korkan”, bu zihniyetleri anlamak mümkün değildir!..
Ne oluyor kuzum?
“Gençleri korkutmak, gazetecilere ayar vermek, televizyon ve basın yayın organlarına ceza kesmek, muhalefeti sindirmek, muhaliflere kılıç göstermek, suç isnatları ile kararlar almak, milleti tedirgin etmek, geleceğine kasdetmek?..”
Neyin nesidir?
O nedenle, içimizdeki o,” özgürlük ve bağımsızlık ateşini” kimse söndüremeyecektir!
Lütfen gölge etmeyiniz, “zafer coşkuları yaşamak”, bu milletin hakkıdır!
Yusuf Cinal yazıyor, 12 Mayıs 2022 Brüksel