Sevgili okurlar,
Elbette, yerel bir gazete olarak, “öncelikle, bu şehrin sorunları, güzellikleri”, bizi yakından ilgilendirir.
“Ekonomik ve sosyal kültürel başarılar yanında, tarım sektöründe neler olup bittiği kadar, sağlık sektöründeki yapılanmalar, spor alanındaki tesisleşmeler, eğitim alanındaki son teknolojik gelişmeler, altyapı yatırımları, fırsatlar, hizmetler..” halkımızın merceği altındadır..
Başta, ”Büyükşehir Belediyesi ile ilçe belediyelerin çalışmalarını”, her gün gazetelerden takip ediyoruz..
Bunlar, olması gerekenler..
“Devletin yükümlülükleri arasında yer alan hizmetleri, sorumlulukları, hiçbir seçilmiş belediye başkanı, milletvekili, meclis üyesi bizlere lütuf” diye sunamaz!
“Devletin imkan ve kabiliyetlerini, siyasi irade” yönetmekle mükelleftir..
“Siyasi irade, yani iktidar, koalisyon, kendisini devletin yerine” koyamaz!
“Sandıktan çıkan iradenin görev alanları, sorumlulukları” bellidir..
“Bu sorumluluklar, Anayasa’da ve yasalarımızda, enine boyuna tarif” edilmiştir..
“Siyasi Partiler Yasaları ise, siyasi partilerin görev alanlarını, çalışmalarını, iktidara geldiklerinde yapacaklarını” içerir..
DEVLET VE SİYASET?
“Türkiye Cumhuriyeti Devlet yapısı içinde, siyasilerin yanı sıra, Devleti temsil eden kurum ve kuruluşları da bilmem hatırlatmam” gerekir mi?
Birçok okurum, vatandaşım, ”bu durumun irdelenmesini ve tekrar devlet kurum ve kuruluşları ile siyasi yapılar hakkında bilgilendirmeler” beklemektedirler..
Devleti, asıl kimler mi temsil ediyor?
Soru, bu ya?
Demek ki, burada da bir sıkıntı var?
Hemen hatırlatalım, “Devleti, Valiler, Kaymakamlar, bürokraside görev alanlar ve hatta muhtarlar “ temsil eder..
“Hiçbir siyasi güç, parti, kişi kurum ve kuruluşlar, devletin yerine, kendisini” koyamaz!
Koyarsa, ne olur?
Ne olacak?
PARTİ DEVLETİ?
“O ülkede, kargaşa ve çorba, belirsizlikler” olur!
“O Ülkede, birlik, beraberlik, hak, hukuk, adalet, eşitlik, milli gelirden pay alma, hizmetlerden yararlanma öncelikleri..” ortadan kalkar..
Siyasi irade, ”biz seçilmişiz” diyerek, her şeye hükmetmeye başlar!
Ülke, “parti devletine” dönüşür!
Böyle durumlarda ise, “İktidardaki parti ise, muhalefeti ve kendisine oy vermeyenleri” dikkate almaz!
Bildiğini okur!
İşte, o zaman, “şunun icazeti, bunun riyaseti, tensipleri, bunun meşruiyeti ile başlayan cümleler..” kurumaya başlanır!
Bu duruma düşen ülkelerde, “demokrasiden” söz edilemez!
“Hak, hukuk, adalet, fırsat eşitliği” rafa kaldırılır, “o ülkede korku estirilir, her şey ters-yüz..” olur!
SİYASETE MADAHALE?
Bakınız, “Ana Muhalefet Partisi CHP(Cumhuriyet Halk Partisi)içinde olup bitenler, acı gerçekleri” haykırmıyor mu?
CHP İçinde Kongre olmuş, bir değil, iki değil, üç değil!?..
Aradan, üç yıl geçmiş!
Yeni bir genel başkan, yeni bir yönetim belirlenmiş, il ve ilçelerde yeni isimler göreve getirilmiş, “mahkeme kararı ile olmadı” diyerek, partiye müdahale et!
Neymiş efendim!
“Mutlak Butlan” kararı!
Kime hizmet ki?
KİMLER ARINMALI?
İşte, siyasi parti içinde küçük bir azınlığa, koca bir siyasi parti teslim edildi..
“Mutlak çoğunluk” nerede?
Dışarıda!
Şimdi, “bu mahkeme kararı”, adil mi?
İşte, ”CHP’ye 13 Seçim kaybettirmiş biri, ne partiye hakim olabiliyor, ne alana çıkabiliyor, ne sözü geçiyor, cenazelere bile çelenk gönderemiyor, çarşı-pazarda yoklar, üstelik, atandığı kurumda, karar üstüne, karar” alıyor!
“Hakkındaki şaibeler de” çabası bu işin!
“Arınsınlar da gelsinler” diyene, “asıl kendisi arınmalı” sesleri, kulakları çınlatıyor?
Öyle ya, bu saatten sonra, kim arınır ki?
YAĞMA KÜLTÜRÜ?
Ülkenin, “o kadar çok sorunu var ki”, biri bitmeden biri başlıyor!
“Deniz Feneri vurgununu, Holding yağmasını..” unuttuk mu?
Şimdi de, “siyasilerden sonra, sanatçılara yapılan operasyonların, AHBAP derneğini de kapsadığına tanıklık” ediyoruz....
Bu işin başında da, “ülkenin sevilen sanatçılarından biri olan Haluk Levent” var..
Sen misin, “Kızılay’ı itibarsızlaştıran, siyasi iradeyi” küçük düşüren?
O şarkıda olduğu gibi, “yat caz, kalk caz, yeni skandallar, operasyonlar ile gözlerimizi” açacağız!
“Türkiye ve insanımız”, bunları hak etmiyor ya?!
TOPLUMUN DEĞERLERİ?
Ama unutmayınız ki, “toplumlar hak edildiği gibi yönetilir” sözü, boşuna söylenmemiştir!
Yani, “bir toplumun yönetim tarzı, o toplumun değerleri ve sorumluluk anlayışıyla”, doğrudan ilişkilidir..
“Eğer halk özgürlük, adalet ve eşitlik talep ediyorsa, yönetim de bu taleplere uygun olmak” zorundadır!..
“O zorunluluğu”, siyasilerimizde görebiliyor musunuz?
“Demokrasi kültürü gelişmemiş, sorgulama alışkanlığı zayıf toplumlarda, otoriter yönetimler”, daha kolay kabul görür..
“Halk, kendi haklarını korumak için çaba göstermezse, yönetim keyfiyet içinde olur, sabır ve şükür sesleri ayyuka” çıkar!..
Demek ki, “bu manada, iyi yönetimler için halkın tercihleri, istemleri..” yetersiz!
Öyleyse, başa gelen çekilir!
Yusuf Cinal yazıyor, 18 Temmuz 2026