Ülkenin pek çok gündemi var ve iktidar kanadı ‘Herkes CHP’yi konuşsun’ diğerlerinin üstü örtülsün istese de suni gündemin örttüğü gerçek gündemlerden kopmamalıyız…

Allah var, her nasılsa son günlerde kara para ve yolsuzluklarla ilgili adımlar atılmaya başlandı.

Başlandı ama her ne hikmetse ucu kendilerine dokununca soruşturmalar gizli, muhalefete dokununca her şey aleni…

Yandaş basına bakıyorum CHP ile yatıp CHP ile kalkıyorlar. Dertleri temiz toplum olsa, ucu iktidara dokunan haberleri de vermeleri gerekmez mi?

Bakan, kendi şirketinden kendi bakanlığına dezenfektan satar, arkadaşlarda tık yok.

Et Süt Kurumu Müdürü kendi şirketinden devlete et satar, Merkez Bankası eski başkan yardımcısı çipli plastik kart alımı ihalesinde katakulli yapar, Milli Emlak Şube Müdürü el konulan eşyaları satarken de öyle…

Şu Milli Emlak’ta dönen dolaplar önemli. Çünkü bu ülkede yandaşlığın ne anlama geldiğini, yandaşların nasıl yükseldiğini, nasıl zenginleştiğini ve bütün bunları yapabilmek için hangi CV’ye ihtiyacınız olduğunun en bariz örneği…

Timur Soykan’ın yazdığı şu CV’ye bakar mısınız?

AKP’nin siyaset akademisinden mezun, 2014 yerel seçimlerinde AKP’den Niğde Ulukışla Belediye Başkanlığı aday adayı, Adalet Bakan Yardımcısı Mehmet Yılmaz’ın teyzesi, İETT Genel Müdürlüğü’nde çalışmış, İmamoğlu gelince Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İstanbul İl Müdürlüğü’ne geçmiş, Müdür Yardımcılığı’na kadar yükselmiş, ayniyattan(!) sorumluymuş ve 3 yıl önce Bakanlık’a bağlı Milli Emlak İstanbul İl Müdürlüğü’nde Taşınır Mal ve Tasfiye Şube Müdürü yapılmış.

Müzeyyen Yazıcı’nın gümrükte el konulan eşyaları satarak zimmetine geçirdiği haberini ortaya çıkaran Timur Soykan oldu. Ama durumu sadece Timur Soykan ve okurları biliyor, 2 Ekim 2025’te gerçekleştirilen tutuklanma ve soruşturma kamuoyundan özenle gizleniyordu.

Ama Timur Soykan’ın da işin peşini bırakmaya niyeti yoktu;

“Müzeyyen Yazıcı ve oğlu Ahmet Yazıcı’nın büyük vurgunu konusunda yeni bilgilere ulaştık. Milyonlarca liralık vurgun sistemi AKP’li belediyelere uzanıyor. Vurgunun detayları şöyle:

Burası gümrüklerde el konulan malların depolanması ve imha edilmesinde kritik bir bölüm. 2017 yılında yönetmelik değişimi ile gümrükte yakalanan kaçak ya da taklit mal ve ürünler İstanbul Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü Ayniyet Müdürlüğü’ne teslim edilmeye başlandı.

Buradan da yine Bakanlık’a bağlı Milli Emlak birimlerine gönderiliyor ve imha ediliyordu.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İstanbul İl Müdürlüğü daha önce yediemin depolar belirliyor ve malları burada depoluyordu. Ancak daha sonra Tuzla Deri Sanayi Bölgesi’nde büyük bir depo kuruldu. Normalde mahkemenin imha kararı vermesinden sonra depodaki memurlar, el konulan malların sahibinin avukatları, diğer yetkililer gözetiminde bu mallar imha ediliyor ve tutanak düzenleniyor. Yasada sonradan bir değişikliğe gidildi. Bu değişikliğe göre; kullanılabilir olan eşya ve mallar ihtiyaç sahiplerine yardım için belediyelere verilebiliyor.

İddiaya göre; Müzeyyen Yazıcı, sistemin açıklarını özenle buldu. İki yöntem uyguluyordu.

Birincisi; tutanakta imha edilmiş gibi gösterilen eşyaların depolardan çıkarılıp satılmasıydı.

Depoda lüks markaların taklidi olan kamyonlar dolusu çanta, gözlük, parfüm, ayakkabı, saat gibi eşyalar, anlaştıkları kişilere satılıyordu.

İkinci yöntem ise ihtiyaç sahiplerine yardım gibi göstermek vicdansızlığıydı. Yasa el konulan eşyaların, belediyelere verilmesi ve belediyeler tarafından ihtiyaç sahiplerine dağıtılmasının önünü açmıştı. Müzeyyen Yazıcı, el konulan eşyaların AKP’li belediyelere teslim edildiği yönünde tutanak düzenledi.

Müzeyyen Yazıcı, zaman içinde işleri büyüttü. AKP’li Dilovası Belediyesi’nde memur kadrosunda çalışan oğlu Ahmet Yazıcı’ya Kocaeli Gebze’de büyük bir depo açtırdı. Gümrükte el konulan kaçak ve taklit eşyaları, oğlunun deposuna taşıttı. Buradan kaçak, taklit ürünleri piyasaya sürecek kişilere satarak parayı zimmetine geçirdi.

“Hakkında müsadere kararı verilen ürünleri imha edilmiş gibi gösterip depodan usule aykırı şekilde çıkararak şüpheli Ahmet Yazıcı’ya ait olan deposunda stokladığı ve buradan piyasaya sürdüğü, yapılan adli arama sonucunda ikametinde suça konu eşyaların tespit edildiği” iddiasıyla tutuklandı.

Sorgusunda çok kritik bir ifade verdi ve “Ben gelen ürünleri AK Parti teşkilatında sosyal işlere verdim. Bunlar belediyelere resmi yazışmalarla gidiyordu” dedi.

Yani olayın ucu geldi AK Parti teşkilatlarına ve belediyelere dayandı.

Bakalım gereği yapılacak mı?