Savcılık makamının, yandaş basının ve haliyle iktidarın ‘tuğla gibi iddianame, hele bir çıksın birbirlerinin ve ailelerinin yüzlerine bakamayacaklar’ dedikleri iddianame nihayet çıktı.
Ne yandaş basının ne de iktidarın bugüne kadar ağızlarına sakız ettikleri iddialarla hiç alakası olmayan ve hatta bu soruşturmanın ‘hukuki değil siyasi’ olduğunu ortaya koyduğu için Özgür Özel’in teşekkürlerine mazhar olan bir iddianame…
Öyle ya, ortaya bir iddianame koyuyorsanız, bu iddianamenin muhataplarını tir tir titretmesi gerekir öyle değil mi?
Bu öyle olmadı, daha doğrusu olamadı ki iddianın muhatapları şu an bu iddialı iddianamenin iddiaları ile kedinin fareyle oynadığı gibi oynuyorlar.
İlk akşam Onlar’ı izledim. Başlıkta belirttiğim gibi bu iddianameyi en iyi ‘Onlar’ yani Şule Aydın, Murat Ağırel, Barış Pehlivan, Barış Terkoğlu ve Timur Soykan’dan oluşan ONLARTV ekibi bilir.
Elbette ki ilk günden yaklaşık 4 bin sayfalık iddianameyi okumak ve yorumlamak mümkün değil.
Haliyle pek çok kişi iddianameyi anlayabilmek için yapay zeka desteği almış, yapay zekaya yorumlatmışlar.
Sonuçlar benim yıllardır ‘bu tür davalara yapay zeka baksın, eminin ki en adil kararı verir, çünkü başıma ne işler açılır gibi insani duyguları ve korkuları olmaz, baskılardan etkilenmez’ tezimi doğrular nitelikte…
Ve yapay zeka, davanın hukuki değil siyasi olduğunu hiç kimseden, korkmadan çekinmeden söyleyebilmiş nitekim…
Yapay zekaya, kelimelerin analizini yaptırmışlar mesela…
Buna göre 969 kez “Hatırladığım kadarıyla”, 774 kez “Bilmiyorum”, 691 kez “-mışlar, mişler, muşlar”, 546 kez “Duydum”, 516 kez “Bildiğim kadarıyla”, 499 kez “Olabilir”, 401 kez “Öğrendim”, 347 kez “Söylemişti”, 235 kez “Düşünüyorum”, 136 kez “Olabilirim”, 83 kez “Söylendi”, 62 kez “Duyduğuma göre”, 59 kez “Düşünmekteyim”, 52 kez “Kaynaklı olarak öğrendim”, 51 kez “Bilmemekteyim”, 37 kez “Muhtemelen”, 36 kez “Duymuştum”, 9 kez “Duyuyordum”, 9 kez “Hissettim” kelimeleri geçiyor.
Yani ifadelerin çoğunlukla duyuma dayalı olduğunun göstergesi…
İddianamede en rekor “sistem” kelimesine ait. İddianamede bu kelime tam 2 bin 700 kez geçiyor.
O ‘sistem’ ta Beylikdüzü Belediye Başkanlığı sırasında İmamoğlu tarafından oluşturulmuş.
Oluşturulan bu sistemin, İddianameye göre ilk amacı İmamoğlu’nu zenginleştirmek…
İkinci amaç; CHP’yi ele geçirmek!
Ve üçüncü amaç; İmamoğlu’nu cumhurbaşkanı yapmakmış!
Bence iktidarı ilgilendiren kısım da burası olsa gerek…
Durumu en iyi özetleyen bir paylaşımı aktarayım, isim vermeden;
“Düşünün 10 yılı aşkın süredir faaliyette bulunan bir suç örgütü var. Üyeleri arasında bürokratlar, kamu görevlileri, üst düzey şirket yöneticileri, akademisyenler var. 400'ü aşkın üyesi harıl harıl çalışıyor. Nasıl oluyorsa 400 kişinin parçası olduğu bu örgütü 10 yılda ne Emniyet, ne Valilik, ne istihbarat kuruluşları, ne mülkiye müfettişleri, ne Sayıştay denetçileri kimse tespit edemiyor.
Örgüt lideri İçişleri Bakanı ile davalık oluyor, dönemin İçişleri Bakanı bile örgüt olduğunu söylemiyor! Örgüt liderinin 2013 yılından beri yanında olan, tüm seçim kampanyalarını yöneten, örgüt liderinin "akıl hocası" olarak saygı gösterdiği, toplumda da bilinen, kendi mesleğinde ödüller alan bir insan var. Ve "örgüt lideriyle" her gün görüşen bu insan örgüt yöneticisi değil. Örgüt hiyerarşisinde örgüt lideriyle 6 yılda sadece 1 kere 9 dakika görüşen bir adama bağlı. Ondan emir ve talimat alıyor. Peki bu doğal hayatın olağan akışına uygun mu?”
Bir de Barış Terkoğlu’nun tespit ettiği iddianamenin maddi hatalarına yönelik bir örnek aktarayım;
Cumhurbaşkanlığı’na bağlı olan Varlık Fonu’nda Genel Müdür Danışmanı olan Ahmet Ağırman da İBB soruşturmasında şüpheli, iddianame kabul edilirse sanık olacak…
Ama burada küçük(!) bir sorun var ki Ahmet Ağırman, 2019’da İBB’den ayrılmış.
Mali Şube'de İBB’deki 2024 yılındaki ihalelerle suçlanan Ağırman, 2019'da İBB'den ayrıldığını söyleyince kendisine “pardon” denildiği halde bu tuğla gibi iddianamede yer almanın şaşkınlığını yaşıyor.
Bakalım daha neler göreceğiz!