Bir insan en çok neyi hatırlar diye sorduğumuzda ilkler genelde akıllara gelir. Yeni bir işe başlamak, yeni bir kıyafeti ilk üzerine giydiğin an, ziyaret ettiğin bir mekân ya da bir arkadaşınla ilk kez gittiğin bir yer…
Bu uzayıp gider ancak burada anlatmak istediğim bugün benim için çok özel bir an. İlk kez bir yazı kaleme aldığımdan bugünü hep hatırlayacağım.
Şimdi buradan, bu köşeden, benim için çok özel bir andan herkese merhaba!
Buraya kadar içinde bulunduğum durumun benim için özel bir an olduğunu paylaştım.
Ancak son günlerde şehrimiz için de çok özel bir anlama sahip olan gelişmelere şahit olduk. Yıllar sonra şehrin en önemli ihtiyaçlarından biri için ilk kez bir adımın atılması nasıl özel olmasın?
Anlayanlar oldu, neyi kastettiğimi, neyden bahsettiğimi! Elbette kentsel dönüşümde son günlerde zemin etüdü ile başlayan çalışmalardan bahsediyorum!
Bu şehir deprem şehri. Bunu artık hatırlatmaya bile gerek yok. Her 30 yılda bir maalesef depremin acı tecrübelerini yaşıyoruz.
Yeniden aynı acıları yaşamamak, canımızı, malımızı kaybetmemek için yapıların dönüşümü keyfi değil, büyük bir mecburiyet.
Tığcılar mahallesi de yapı stokunun en çok riskli olduğu bölgelerden biri, tercih doğru. Bu durum zaten uzlaşma rakamlarına da yansımış.
Yüzde 80’in üzerinde bir uzlaşmanın olduğu kentsel dönüşüm uygulamasında vatandaşların endişelerini de gözler önüne sermiyor mu?
O bölgede ikamet eden vatandaşlarımıza bir kardeş olarak teşekkür ediyorum. Çünkü verdikleri o karar bir kıvılcım olacak. Kartopu misali büyüyerek belki de şehrin her tarafına yayılacak!
Sakarya’da kentsel dönüşüm denince uzun yıllardır aynı şeyler konuşuldu, yazıldı, çizildi... Hep bir “başlayacak”, “gündemde”, “çalışılıyor”. Ama ortada elle tutulur bir şey pek yoktu.
Bugün artık ekiplerin sahaya indiğini görmek büyük cümleler kurmayı değil, derin bir ‘oh’ çekmek için yeter.
Teknik olarak bir konuyu yorumlamayabilirim, raporların içeriğinden tam olarak anlayamayabilirim. Ancak bir iş zeminden bilimsel veriler ile başlatılıyorsa ciddiyet verilmediğini kimse söyleyemez.
Kentsel dönüşüm meselesi sadece yeni bina yapmak değil. Hatta belki en az o. Asıl mesele, bu şehirde insanların korkmadan yaşayabilmesi.
Bu kadar net.
Büyük laflar etmeye gerek yok. Şimdilik sadece şunu not edelim:
Uzun zamandır konuşulan bir şey, ilk defa toprağa değdi. Sahaya yansıdı.
Şimdi tüm şehir bu meseleye sahip çıkmalı. Köstek değil, destek olmalı. Eleştiriden münezzeh olduğunu söylemiyorum.
Elbette eksikler söylenecek, tavsiyeler paylaşılacak, yapıcı olan ne varsa dile getirilecek.
Ancak kentsel dönüşümde bir anlık gecikmeye sebebiyet verecek, dedikodudan öteye gitmeyen ifadelerle bu sürece zarar vermeyelim!
Bu şehrin bir evladı olarak buna sebebiyet veren olursa benim hakkım helal değildir…