Semih Aslanlar’ın kaleminden
Biz, Sakarya’nın çocuklarıyız…
Toprağımızın çamurundan, Çark Deresi’nin suyundan, Sapanca’nın rüzgârından doğduk.
Ve biz biliyoruz ki: Kalbimiz atarken bile ritmi “Yeşil-Siyah”tır.
Sakaryaspor, sadece bir futbol takımı değildir.
O, depremde yıkılıp küllerinden yeniden doğan şehrin direncidir.
O, tribünlerdeki çocuk çığlığıyla babasının nasırlı ellerini birleştiren köprüdür.
O, her maçta atılan her golde Sakarya’nın kendi kaderine karşı haykırışıdır.
Bizim için forma, bir giysi değil, yeminli bir sancaktır.
Yeşil; bereketin, umudun ve hayatın rengidir.
Siyah; acının, kaybın ve yeniden doğuşun hatırasıdır.
Bu iki renk yan yana geldiğinde bir şehrin hikâyesi yazılır.
Unutmayın:
Sakaryaspor düşebilir, liglerden savrulabilir, borçlara boğulabilir.
Ama Sakaryaspor yenilmez!
Çünkü Sakaryaspor’un gerçek sahibi tribünlerdir, sokaklardır, Çark Caddesi’dir.
Çünkü Sakaryaspor, bir kulüp değil, bir halkın ruhudur.
Biz, Sakaryasporlular, şunu ilan ediyoruz:
Her neredeysek, hangi ligde oynuyorsak, hangi şartla karşılaşıyorsak karşılaşalım…
Bizim kalbimiz hep aynı atacak:
Adapazarı’ndan Sapanca’ya, Hendek’ten Karasu’ya kadar bu şehir “Yeşil-Siyah”tır!
Ve bir gün, bu şehir tekrar Süper Lig’in sahnesine döndüğünde,
dünya bir kez daha anlayacak ki:
Sakaryaspor’un kaderi ertelense de, asla silinemez!
Çünkü biz Sakaryasporluyuz…
Ve bizim için bu bir sevda değil, kaderdir!