Üretensin yaratansın yürütensin dağları
Bakma öyle kilit kilit, duvar duvar
Yetsin artın bu susku
Bıçak kemikte
Anasın boynun bükük, babasın kolun kırık
oğullar kan içinde
Kaldır artık başını
‘’Kalsın benim davam divana kalsın’’ demiş ozan
O divan sensin artık
Bıçak kemikte.
Dünyada 1 Mayıs geleneğinin 140. Yılı, ülkemizdeyse ilk kitlesel 1 Mayıs kutlamasının 50. Yılını karşılamaya hazırlanıyoruz. Kutlu olsun emeğin bayramı!
1 Mayıs, emeğin evrensel dayanışma ve mücadele günü, işçi bayramı. Aynı zamanda, toplumsal muhalefetin taleplerini haykırdığı, bayrak açtığı ve gücünü gösterdiği gün. Bu yıl 1 Mayıs’ı, bir yandan emeğin ağır ekonomik sorunları, bir yandan da hukuka ve demokrasiye yönelik derinleşen saldırılar altında, şiirde de söylendiği gibi ‘bıçak kemikte’ karşılıyoruz ne yazık ki..
Geçim sıkıntısı, ücret adaletsizliği, uzun çalışma saatleri, güvencesiz çalışma koşulları, sendikal hak talepleri.. Türkiye’deki emekçiler, yalnızca son 1 yıla dahi bakıldığında, farklı sektörlerde ancak benzer seslerle hak mücadelesi vermekte, seslerini duyurmaya çalışmakta. Metal sektöründe toplu sözleşme görüşmeleri etrafında örgütlenen ve onlarca fabrikaya yayılan eylemler, belediye işçileri, depo ve lojistik çalışanları, özel sektör öğretmenlerinin düşük ücret, güvencesiz çalışma koşullarına karşı grev ve iş bırakma eylemleri, tekstil ve enerj sektörlerindeki direnişler, kamu işçileri ve sağlık çalışanlarının gerçekleştirdiği kitlesel iş bırakmalar.. Ve son olarak, maaşlarını alamayan madencilerin yürüyüşleri ve gerçekleştirdikleri açlık grevleri.. Kemiğe dayanan bıçağın etkisiyle kalkan başlar, bu suskunluk artık yeter diyor, hem de seslerini dalga dalga büyüterek..
Elbette 1 Mayıs yalnızca bu taleplerin değil, toplumsal eşitsizliklere, adaletsizliklere, haksızlıklara karşı itirazların da kuvvetli biçimde alanlardan duyurulmaya çalışıldığı bir gün. Yine son 1 yıla baktığımızda, zor dönemler geçiren ülkemizde haksızlıklara karşı kalkan o başları görebiliyoruz.. 19 Mart’ta gerçekleştirilen operasyonlara karşı halkın büyük bir çoğunluğu, özellikle de gençler sokaklara çıktı, bariyerleri yıktı, seslerini yükseltti.. Bu halktan, bu gençlikten ümidini kesenler büyük bir şaşkınlıkla ‘yanılmışız’ demekten geri duramadı. Eylemler çeşitli biçimlerde hala devam ediyor ve oluşturulan korku iklimine karşın toplum yılmak şöyle dursun; birbirine sahip çıkmaya, yalnız bırakmamaya ve ortak mücadeleyi büyütmeye çalışıyor.
Emekçiler korkmuyor. Gençler yılmıyor. Haksızlığa uğradığını düşünenler biat etmiyor. Hepsi seslerini yükseltiyorlar cesurca. Bu sesleri bir araya getirmenin günüdür 1 Mayıs. Dayanışmayı, bağlılığımızı büyütmenin, güzel günlerin inancında birleşmenin günüdür. Bayramdır.
O halde haydi hep birlikte meydanlara, bayramımızı kutlamaya
Haydi 1 Mayıs’a!..