Bu yazı/dizideki tüm karakterler ve olayların gerçek kişi ve kurumlarla ilgisi vardır. İşlenen olay hayal ürünü değil, tamamıyla gerçektir.
Yer: Tunceli…
Olayın kahramanı bir vali…
Ama öyle böyle bir vali değil.
Tam 5 kez "Yılın Kaymakamı Ödülü" verilmiş.
Valilerden toplam "15 Başarı Belgesi" verilmiş
"Yılın Yetim Babası Ödülü" verilmiş.
"Çocuk Hakları, Çocuk Dostu Ödülü" verilmiş.
"Yılın İdarecisi Ödülü" verilmiş.
"Türkiye’nin Geleceğine Yön Verecek 100 İsim" arasında gösterilmiş.
"Teşekkür Belgesi" verilmiş.
"Farkındalık Ödülü" verilmiş.
"Sosyal Sorumluluk Ödülü" verilmiş.
. Millî Eğitim Bakanlığı’ndan 2 "Takdirname", İçişleri Bakanlığı’ndan "Teşekkür Belgesi" almış.
3 "Fahri Hemşehrilik Beratı" verilmiş.
"Of’un Altın Anahtarı" verilmiş.
Diyanet Vakfı tarafından "İyilik Ödülü" verilmiş.
Yani, ülkemizdeki bürokratik ve politik kriterlere bakılacak olursa, heykeli dikilecek, hakkında filmler, diziler çekilecek kadar başarılı bir vali…
Ama oluşturulan algıdan sıyrılıp gerçek fotoğrafa bakınca, içte anlatıldığı gibi değil.
Birlikte bakalım;
Milletin parasıyla yapılmış bir Gençlik Merkezi’nde oğluna “özel bir oda” tahsis eden bir vali.
Uyuşturucu kullanan oğlu, uyuşturucu kullanmayı reddeden Gülistan Doku’ya bu odada tecavüz ediyor.
Daha sonra Gülistan’ı Sarı Saltuk Viyadüğü yakınlarında, Uzi marka bir silahla kafasından vurarak öldürüyor ve Pertek ilçesine bağlı bir köyde gizlice gömüyor.
Valinin koruma polisi de katile yardımcı oluyor.
Bu korkunç cinayetin izlerini yok etmek için devletin tüm imkânları devreye sokuluyor.
Vali, aileyle görüşüp Gülistan’ın SIM kartını alıyor.
Bir bilişimci polise SIM kartın şifresini kırdırıp tüm mesajları sildiriyor.
Cinayet delilleri yok edilirken 10 bin dolar harcanıyor; bu da valilik bütçesinden ödeniyor.
Gülistan’ın gömüldüğü yeri bilen vali, kolluk kuvvetlerini farklı bölgelere yönlendirerek aylarca yanlış yerlerde arama yaptırıyor.
Dönemin emniyet müdürü de tüm kamera ve istihbarat verileri elinde olmasına rağmen, aramanın doğru yerde değil, ısrarla baraj gölünde yapılmasını istiyor.
Gülistan’ın tecavüze uğradığına dair hastane kayıtları, hastane başhekimi tarafından siliniyor.
Ve bu doktora Sağlık Bakanlığı “Yılın Doktoru” ödülünü veriyor.
Vali de kendisini, yaptığı “başarılı hizmetlerden dolayı” İl Sağlık Müdürü olarak atıyor.
Bu arada Türkçe Olimpiyatları’na da katılan vali, “Gülüm Benim” şarkısını söyleyen Bangladeşli kıza övgüler yağdırıyor.
Valinin oğlu ise, babasının koruma polisiyle birlikte işlediği cinayetin devlet gücüyle örtülmesinin verdiği güvenle hayatına kaldığı yerden devam ediyor.
Altında BMW 420, lüks tatiller, eğlenceler ve uyuşturucu partileri…
Tunceli’ye kayyım belediye başkanı olarak da atanan vali, bir yandan da çok sayıda ihaleye imza atmaya devam ediyor.
Adının Türkiye Yüzyılı olmasını hak eden bu yazının/dizinin diğer kahramanları da Oscar’lık performanslarıyla dikkat çekiyor.
Başhekim hasta kayıtlarını siliyor.
Trafik, mobese kayıtlarını siliyor.
Polis, sosyal medya verilerini siliyor.
Memur, sim karttakileri verileri siliyor.
Zeinal Abakarov’un üvey babasının evine giden emniyet müdürü, Zeinal’ı Antalya’da bir otelde misafir edeceklerini, kendisinin polis korumasında olacağını, tüm masrafların vali tarafından ödeneceğini” söylüyor.
Hasılı, organize bir biçimde örtbas edilen bir cinayet…
Ve işte bu cinayetin işlendiği ülkeyi de çeyrek asırdır “Dicle’nin kıyısında bir kuzuyu kurt kapsa, ondan Ömer sorumludur” diyerek samimi insanların oyunu alıp iktidara gelenler yönetiyor.