Sevgili okurlar,
Ara, sıra yazılarımın içinde şu cümleyi sık kullanırım;
” neyini anlatayım memleketin, neyini” diye?
Evet buradan başladığımda, vatandaşın sesi kulaklarımda yankılanır; “Al birini, vur ötekine!”
Öyle ya?
Hangi birini alalım, hangi birine vuralım?
Öteden bir başka vatandaş seslenir,” bütün kuşları becerdi, bir kaldı leylek!”
Maşallah, kamyon arkası yazılar gibi!
“Kaderimse çekerim, efkârlıysam içerim!”
Daha beteri de var?
“Gülme komşuna, gelir başına!!
Allah, Allah!
“Silkele Abidin, düşecekler!”
Vay be!
Kelime dağarcığımıza, bu kelime de girdi ya?
Kim mi söylemişti?
Çok mu önemi var?
Ya, “sizi topal ördek, durumuna düşürmezsek, namerdiz!”
Hele de,” terör ile iltisaklı, ne cümleler kuruldu, ne kelimelere tanıklık ettik”, ne?
“Nefes alışlarını dinliyoruz!
Ayakkabı numaralarını biliyoruz!
Yakalarsam, param parça yapacağım!”
“Vatan mevzubahis ise, gerisi teferruattır” öyle mi?
“Bu vatan, bu Bayrak, bu Millet, bu Devlet için, millete başkaldıran, bayrağa kasteden, büyük, küçük, asker, sivil demeden, yol kesip, ölüm yağdıran eşkıya bozuntularına, şimdilerde, bir başka proje adı altında itibar veriliyorsa, af getiriliyorsa, durup bir değil, bin kere düşünmek gerek” diyenler, haksızlar mı?
Hazır cevap, haklılar ama, alacakları yok!
Ne cinlik?
Ne kurnazlık?
Ne vefasızlık?
Söylemlere, adımlara, uygulamalara, projelere, siyasete bak?
Büyük Türkiye’nin yolu açılıyormuş?
Millete rağmen ha?
“Şu stadyumlardan, şu cadde ve sokaklardan, çarşı-pazardan, yükselen ses” ne olacak?
Güvenlik güçleri ile susturulur değil mi?
Gaz sıkılır, cop vurulur, barikat kurulur, gözaltına alınırlar, tutuklanırlar, akıllansın diye bir süre kodeste yatırılırlar!.
Peki, vatandaşın anayasal hakları?
Vatandaşa gelince, geç beyim, teröriste gelince tıs!
Oldu ya Abidin?
Ne güzel eğleniyorduk!
Siyaset bu ya, ikiyüzlü değil, bin yüzlü olmuş!
Salla gitsin!
Makara, tukara, yat kalk, yaratana dua et!
Treni, buzdolabını, otomobili biz icat ettik?
Kadın haklarını, biz verdik!
Sokak dostlarını, biz hatırladık!
Daha neler, neler?
“Beterin, beteri var, haline şükret dostum?”
Orhan Gençebay mı söylüyordu?
Adını hatırlayan var mı?
“Bu akşam ölürüm, beni kimse tutamaz, sen bile tutamazsın?”
Vatandaşın günde kaç kez öldüğünü bilen var mı?
Şu dağları da bu zihniyet yaratmadı mı?
Şu, “güç zehirlemesi içinde olanların yarattığı, itibar ve
ötekileştirme dağlarını” canım!
“Yaparsa, kim yaparmış?
Nereden, nereye değil mi?
Allah yar ve yardımcınız olsun!”
Her şey unutulur da, bu sözler unutulur mu bilmem?
Bir de, “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun diploması, İstanbul seçimini kazanması, kodese tıkılması, CHP’ye Butlan Başkan atanması, partililerin buradan kaçıp, yeni bir parti kurmaları, ülkede diplomasızların, devletin tepe noktalarında görev alması!..”
Ah ulan Abidin!
Sen sardın bu belaları başımıza!
Yaz, yaz bitmez!
Öyle ya, neyini anlatayım memleketin?
Gurbette, “11 Ay çalışıp, memlekette bir ay tatil yapacak vatandaşım”, dertli mi dertli..
Sınır kapısında, “ceza parasını ödeme sırasında” arkadaşım!..
“Cezanı ödemeden çıkamazsın lo!”
Vay ki, ne vay?
Ulan radara yakalanan ben miydim?
“Karakaş gözlerin elmas, bu güzellik sende de kalmaz!”
Kim mi söylerdi?
Kim söylemedi ki?
En güzelini, şu bizim İYİ Parti listelerinden seçim kazanıp, sonra CHP’ye geçen oradan istifa edip, AK Parti kapısından dönen sevgili milletvekilimiz Ümit Dikbayır, nadim olmuş?
Ne sataşmalar, ne sataşmalar?
Ulan insafınız yok mu?
Terör örgütü elebaşısı, bebek katili, cani PKK’nın kurucusu, pardon önderi, APO’yu (Abdullah Öcalan’ı) af edenler kadar da olamadınız?
Yedi göbek teröristler af ediliyor, Ümit Dikbayır’a hayır öyle mi?
Yapmayınız beyler, adam şurada alt tarafı “aileme tanışayım, karşı taraf ile bir görüşmüş, araya biri girmiş, miş, miş” demiş?
Ne var bunda?
Dedim ya, memleketin hangi hallarını anlatayım!
Dam üstünde saksağan vur beline kazmayı!
Yusuf Cinal yazıyor, 27 Ağustos 2026
Yedi göbek teröristler!
Yusuf Cinal
Bu içeriğe tepkiniz
Yorumlar
Park54 uygulamasına son verirsin mi?
Ankete Katıl