Gazete Oksijen’de okuduğum bir haberde Marmara Bölgesi’nde son zamanlarda 50’ye yaklaşan ufak çaplı depremlerden bahsedildiğini gördüm. Tam da 17 Ağustos Depremi’nden bahsettiğimiz bu günlerde, deprem haberleri de çok manidar oldu.
Burada aklıma bu depremler öncü mü yoksa tek başına ufak çaplı depremlerden ibaret mi sorusu geliyor. Haberin devamında uzman isimlerin açıklamaları da birbirinden epey farklı.
Şener Üşümezsoy, Adalar çevresindeki hareketliliğin ana faydan ziyade ikincil ve üçüncül fay kollarıyla ilişkili olduğunu savunurken, Övgün Ahmet Ercan uzun vadeli bir deprem projeksiyonundan söz ediyor.
Okan Tüysüz ise mikrodepremlerin fayın aktif olduğunu göstermesi dışında tek başına büyük bir depremin habercisi sayılamayacağını belirtirken, Osman Bektaş ise bölgedeki deprem kümesinin fay sisteminin derin yapısıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor.
İnsanların korkularını tetiklemeden yapılan açıklamalarından dolayı açıkçası hepsini takdir ettim. Depremlerin önceden tahmin edilmesinin ne kadar mümkün olduğuna inanmasam da bilimin doğrultusunda önlem ve hazırlıklarımızla hareket edebileceğimize inanıyorum. Defaatle söylediğim gibi, bu coğrafyada hazırlıklı yaşamak bizim önceliğimiz olmalı. Kaçımızın evinde deprem çantası var? Ya da kaçımızın evinde mobilyalar duvara sabitlenmiş? Çoğumuzun dikkat etmediği ya da unuttuğu hayati durumlar bunlar.
Olası bir depremde kaç şehir etkilenir?
Marmara’da ki olası bir deprem yalnızca Sakarya değil, İstanbul, Kocaeli, Yalova, Düzce gibi birçok şehir üzerinde (iyi ihtimalle) küçük çaplı da olsa etkili olacaktır. Marmara’nın deprem hafızası gayet güçlüdür. 1999’u unutmadık. Yani bugün Adalar açıklarında meydana gelen 3,1 büyüklüğündeki deprem bizim için daha fazlasını ifade ediyor. 23 Kasım 2022’deki 5.9’luk Düzce depremi, 23 Nisan 2025’deki 6.1’lik Silivri depremi gibi kayıpsız atlatılan depremleri bile hala çok net hatırlayabiliyorum. Korkudan evimize giremediğimiz, gözümüze gram uyku girmeden atlatmaya çalıştığımız süreçleri her depremde sil baştan yaşıyoruz.
Tığcılar kentsel dönüşümü sıradan bir hizmet değil, bu şehrin ihtiyacıydı.
Her gün önünden geçtiğim Tığcılar’da kentsel dönüşümden dolayı boşalan dükkanları gördüğümde ne çok doğru bir adım atıldığını da dile getirmeden olmaz. Binaların altından yürürken deprem bile gerekmeden üstümüze düşecekmiş gibi görünen bir konumda kentsel dönüşümü tartışmak akıl karı değil tabi. Bu şehrin ihtiyacı olan hizmetler bunlar.