Her fırsatta Sakarya’nın bir sanayi ve tarım metropolü olduğundan, üretimdeki gücümüzden bahsederiz. Doğrudur; şehrimiz üretiyor, istihdam yaratıyor ve ülke ekonomisine ciddi bir omuz veriyor. Ancak TÜİK’in açıkladığı son eğitim verileri gösteriyor ki, Sakarya artık sadece kas gücüyle değil, "beyin gücüyle" de vites yükseltiyor. Şehrimiz, 81 il arasında 18. sıraya yerleşerek eğitimde de ağırlığını koymaya başladı.

Verilerde en çok dikkatimi çeken ve beni gururlandıran iki detay var: Eğitimde fırsat eşitliği ve akademik sıçrama.

Bir dönem kız çocuklarının eğitime katılımı konusunda verdiğimiz mücadeleleri hatırlarsınız. Bugün geldiğimiz noktada, Sakarya’da yüksekokul ve fakülte mezuniyetlerinde kadın ve erkek sayısı neredeyse tamamen eşitlenmiş durumda (80.984 erkeğe karşı, 80.278 kadın). Cinsiyet eşitliği endeksindeki bu istikrarlı yükseliş, bir şehrin medeniyet seviyesinin en net aynasıdır.

Diğer taraftan, Sakarya sokaklarında yürüdüğümüz her 6-7 kişiden birinin yükseköğrenim diploması var. Dile kolay; 183 binden fazla insanımız üniversite koridorlarından geçmiş, doktora ve yüksek lisans yapmış. Lise ve dengi okul mezunlarımızın 274 bini aşması ise sanayimizin aradığı o nitelikli, teknik iş gücünün sağlam bir temel üzerinde yükseldiğini kanıtlıyor.

Okuma yazma bilmeyenlerin oranı da hızla eriyor. Geçmişin eksiklerini kapatıyor, geleceğe daha aydınlık bakıyoruz.

Sözün özü; Sakarya, sadece fabrikalarıyla değil; kütüphaneleriyle, laboratuvarlarıyla ve vizyoner gençliğiyle büyüyor. Ortalama eğitim süremizin her yıl artması, yarın yüksek teknolojiye ve AR-GE odaklı yatırımlara çok daha rahat adapte olacağımızın habercisi. Bu başarıda emeği olan tüm eğitimcilerimizi ve azimle okuyan gençlerimizi yürekten kutluyorum.

Şehrimizin geleceği, diplomalarında gizli!