Türkiye’de futbol artık sahada oynanan bir oyun olmaktan çıktı. Tribünler destek alanı olmaktan çıktı, sosyal medya ise adeta bir nefret çöplüğüne döndü. Özellikle Fenerbahçe ve Galatasaray taraftarlığı üzerinden yaşananlar, spor sevgisinden çok psikolojik bir tatminsizliğin dışavurumu bence.

Bir takım tutarsın, seversin, kazanırsa sevinirsin, kaybederse üzülürsün. Normal olan budur. Ama bizde normal çoktan kayboldu. İnsanlar artık kendi takımını desteklemek yerine rakibin kaybetmesine tapar hale geldi. Başarıdan çok düşmanlıkla beslenen bir taraftar profili oluştu. Özellikle bazı Galatasaray taraftarlarının, Fenerbahçe yıllardır şampiyon olamıyor diye bitmek bilmeyen küçümseyici tavırları; futbol rekabetinden çok karakter eksikliğini gösteriyor.

Çünkü kendisiyle barışık insan sürekli başkasıyla uğraşmaz. Kendi mutluluğu olan insan, rakibinin acısından kariyer çıkarmaz. Her paylaşımında karşı tarafı aşağılayan, her başarısını rakibine laf sokarak kutlayan bir anlayış; özgüven değil, açıkça eziklik psikolojisidir. Varlığını kendi başarısıyla değil, başkasını küçülterek ispat etmeye çalışanların ruh halidir bu.

Öte yandan Fenerbahçe tarafında da durum çok masum değil. Sanki kulübün CEO’su gibi davranan, teknik direktörden fazla taktik veren, futbolcudan fazla yorulan, yönetimden fazla sinir krizi geçiren taraftar profili de başka bir abartının ürünüdür. Sen taraftarsın. Maça çıkan sen değilsin. Borcu ödeyen sen değilsin. Transferi yapan sen değilsin. Dünyayı kurtarmıyorsun.

Bir yenilgi sonrası hayatı kararan, bir galibiyet sonrası kendini fatih sanan milyonlar var. Futbolu eğlence olmaktan çıkarıp kimlik meselesi yapan herkes büyük bir yanılgı içindedir. Çünkü forma giyenler milyonlar kazanıyor, kavga edenler ise birbirini yiyor.

Taraftarlık, çoğu insan için aidiyet değil; kişisel boşluk kapatma aracına dönüşmüş durumda. Başaramadıklarını takım üzerinden telafi etmeye çalışanlar, hayatındaki eksikliği tribünde bağırarak tamamladığını sananlar var. Bu sadece futbol. Yarın başka maç var, başka skor var, başka gündem var. Ama karakteriniz aynı kalıyor. Takım tutmak güzeldir. Fanatiklik ise çoğu zaman düşünce tembelliğinin ve kimlik yoksulluğunun maskesidir. Tribünde bağırmak kolaydır.