Ne zaman başımıza bir musibet gelse ve sebebini eleştirmeye kalksak, hemen malum koro devreye giriyor; “Siyaset yapmayın, acının siyaseti olmaz, şimdi siyaset yapma zamanı değildir” falan…

Sebep? İktidarın eksikliklerini, yanlışlarını, kusurlarını, beceriksizliklerini görmezden gelelim, konuşmayalım, kutsal iktidarımızı eleştirmeyelim ve hele ki bu dinsiz/donsuz muhalefete iktidarı eleştirme fırsatı vermeyelim.

Bu algı çalışması ilk deprem dönemlerinde uygulandı ve başarılı da oldu.

Muhalefetin, bilim insanlarının, meslek odalarının uyarılarına rağmen fay hatlarının üzerine otoyollar, havalimanları yaptılar. Depremden etkilenecek arazileri imara açtılar. Dahası Hatay’da kurutulan Amik Gölü’nün üzerine havalimanını yaparken buna karşı çıkanları ‘Terörist’ ilan ettiler. İmar aflarıyla oy topladılar.

Yıkımdan sonra bunları hatırlatınca da “Şimdi siyaset zamanı değil” dediler.

Hasılı, “Depremde yıkılacak konutlar yenilensin” çağrısına kulaklarını kapattıklarını hatırlattık; “Şimdi siyaset zamanı değil.”

Kadrolar liyakatsiz atamalarla dolduruldu, liyakatli kadrolar tasfiye edildi, afet durumlarında inisiyatif alabilecek bürokrat kalmadı’ dedik; “Şimdi siyaset zamanı değil.”

‘Kızılay ortada yok çünkü kurumu yandaş arpalığına çevirdiniz’ dedik; “Şimdi siyaset zamanı değil.”

AFAD’ın kendisi bir afat durumunda, organize olamadı, organize olamayacağı da son Düzce Depreminden belliydi, neden müdahale edip düzeltmediniz’ dedik; “Şimdi siyaset zamanı değil.”

‘17 Ağustos depreminin ilk saatlerinde binlerce asker arama kurtarma ve asayişi sağlamak için görevlendirilmiş, binlerce can kurtarılmıştı. Neden askere talimat verilmedi’ dedik; “Şimdi siyaset zamanı değil.”

Şimdi siyaset zamanı değil ise ne zaman, diye sorduk ama nafile…

Günümüze gelirsek, okul saldırılarının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan yine, nasıl düşünmemiz ve nasıl davranmamız gerektiği konusunda hepimizi uyardı:

“Milletçe hepimizin yüreğine kor bir ateş düşüren böyle bir saldırının siyasi polemiklere ve reyting kaygısına malzeme yapılmaması, vicdani olduğu kadar ahlaki bir görevdir. Acının siyaseti olmaz.”

İyi de arkadaş! Partisinin grup toplantısında “Bu ülkenin Başbakanı olarak açıkça ifade edeceğim ki; Dicle’nin kenarında kurdun kaptığı bir koyun bile benim mesuliyetim altındadır” diyen kimdi?

Oy toplarken Hazreti Ömer tavrı, siyasi tercihleriniz başımıza ekonomik ve sosyal her türlü musibeti açınca ‘siyaset yapmayın’ savunması öyle mi?

Peki biz ne zaman siyaset yapacağız?

Ya da siyaset niçin yapılır?

Yöneticilerinin seçimle işbaşına getirildiği sistemlerde Siyaset, ülkenin ve toplumun sorunlarını çözmek için yapılır.

Denklem basittir; Siyasetçi, toplumu ve ülkeyi iyi yöneteceğini vadeder, halkta kendisini ve ülkesini en iyi yöneteceğine inandığı kişilere oy verir.

Dolayısıyla, toplumdaki her olayın, her sorunun bir siyasi karşılığı olduğunu ve bunun siyasi varlık sebebi sayıldığını, her siyasetçi baştan kabul etmiş demektir.

Seçimden önce “Bu kardeşinize yetkiyi verin, faizle, şunla bunla nasıl uğraşılır görün” diyen birinin, musibetler ardı ardına gelince safa yatması kabul edilemez.

Çünkü, başımıza gelen her şey gibi bu okul cinayetleri de siyasetin ve siyasi tercihlerin bir sonucudur.

Alınan ya da alınmayan siyasi kararların, siyasi tercihlerin neticesidir.

Elbette ki sizi, o çocukların eline silah verip, okullarda katliam yaptırmakla suçlayacak halimiz yok.

Ancak, olayların alt yapısında ve arka planında yönetim biçiminizin katkısı yok mu?

Allah aşkına, siyasi sorumluluğunuz hiç mi yok?

Her kararınız siyasi olduğuna göre, iktidar eleştirildiğinde ‘siyaset yapmayın, acının siyaseti olmaz’ deme hakkınız da yok.

İş işten geçtikten sonra okul kapılarına güvenlik görevlileri koymak, İl Milli Eğitim Müdürü’nü görevden almak, çocuklar için kontrollü GSM hattı, VPN ve şiddet içerikli bilgisayar oyunlarına erişim sınırlaması gibi kararlar almak, nasıl politik kararlar ise, bu olayların önlenebilmesi adına bugüne kadar alınmayan tedbirler de politik tercih ve politik kararlardır.

Hasılı beceriksizliklerini örtmek için faklı metotlar deneyin.

Zira toplum artık bu gerekçelerinizi kabul etmiyor ve algı operasyonlarına itibar etmiyor.